Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Kadınca Yaşam

Yanlış yıkanan bebek kıyafetleri, alerji sebebi

bebek Uygunsuz deterjan kullanımı, bebeklerin cildinde kaşıntı, kızarıklık ve beneklenme gibi yan etkiler oluşturuyor. Yanlış deterjanla yıkanmış giysilerin giyilmesi bebek cildinde kontakt dermatit denen alerjik cilt reaksiyonunun önünü açıyor.

Pediatri Uzmanı Dr. Ayla Kamburoğlu Gökse, hassas olan bebek cildinin korunması gerektiğini belirtiyor. Bunun nedenini 'bebek cildinin dış etkenlere karşı koruyucu tabakasının tam olarak oluşmaması' olarak açıklayan Gökse, bebeğin hassas ten özellikleri ve bebek cildinin pH değeri göz önüne alınarak özel hazırlanmış deterjanların kullanılmasını tavsiye ediyor.

Bunun yanında yumuşak olmayan, dokumadan yapılmış giysilerin bebeğin korumasız teninde hassasiyet ve kızarıklık gibi olumsuz etkiler oluşturduğunu anlatan Gökse'ye göre, özellikle bebeklerin ilk dönemleri çok önemli. Gerek kıyafet gerekse temizlik konusuna yeterli hassasiyet gösterilmezse çocuklar sık sık rahatsızlanabilir. Bebeği bu dönemde etkileyen pişik sorununa da dikkat çeken Gökse, şöyle konuştu: "Bebek cildinde bez bölgesinde gelişen pişik özellikle alt temizliğinin uygun şekilde ve gereken sıklıkta yapılmaması nedeniyle ortaya çıkabilir. İdrar ve dışkının pH değerinin asidik olması pişik oluşumunu artırır. Sık aralıklı, uygun alt temizliği ve bez değişimi, pişik önleyici kremler bu oluşumu engelleyebilir.'' Bunun yanında bebek cildinde egzama veya çocuk için alerjik özelliğe sahip bir besin maddesinin yenmesi sonucu ortaya çıkan kızarıklık, kabarıklık ve kaşıntı gibi alerjik reaksiyonlar da sıklıkla rastlanıyor. Çok hassas olan bebek cildi, kuruluk, egzama gibi özellikler taşıyorsa, bu bebeklerin ciltlerinin nemlendirilmesi gerekiyor. Mümkünse alerjik reaksiyona neden olan besin maddelerinin tespit edilmesi önem taşıyor. Bu tip bebek ciltleri için uygun nemlendirici kremlerin kullanılması oldukça faydalı. zaman

Antik Çin Çay Falı

çay falı Çayınızı demleyin ve sonra falınıza bakın Antik Çin Falı´na hoş geldiniz

Çay Falı çok çok eski, yaklaşık 5.000 yıllık bir kehanet metodudur. Aslında çay falı, kahve falı tarzındadır yani sezgiye dayanır. Önemli olan şekillerden anlam çıkarmaktır. Okuyucu yani falcı, boş çay fincanını alarak dipte kalan çay yaprakçıklarından anlamlar çıkarır ama dikkat edilmesi gereken şey, fal çayının poşet çayı olmayacağı ve de süzgeçten geçirilmemesidir. Çünkü yüzen yaprakçıklar yorumlanacaktır. Bu doğrultuda hazırlanmış yani demlenmiş bir çayı içtikten sonra, fincanın kenarlarında kalan çayların şekilleri de yorumlanacaktır. Size aşağıda bazı olası şekillerin anlamlarını veriyoruz; çay yaprakçıklarının fincanın kenarında birikmesi kehanetin daha çabuk gerçekleşeceği anlamındadır. Yaprakçıkların fincanın dibine doğru veya dibinde olması kehanetin daha uzun zamanda gerçekleşeceği anlamındadır. Yedi uçlu yıldız, her konumda iyi şansın simgesidir. Yıldızın uçlarının kırık olması, bazı umutların kırılması anlamına gelir veya daha çay içilmeden önce çayın üzerinde yıldız şekli varsa, bu da isteğe ulaşmak için sabırlı olunması anlamındadır. Şimdi bazı şekillerin yorumunu görelim:

Bıçak: Ayrılık ve çekişmeler.

Ay: Coşkulu ve heyecanlı bir aşk olayı.

Mektup: Yapraklar yüzüyor ve küçükse, bir maddi kazanç olabilir. Sabit duruyorsa, büyükse bir aşk mektubu gelebilir.

Eldiven: Bir davette farklı bir düşünce ile karşılaşılabilir. Yapraklar sabit duruyorsa çözümlenmesi gereken bir haklılık veya haksızlık olayı vardır. Eğer fincanın kenarına yapışmışsa, iyi şans gelmektedir.

Kalp: Samimi, dokunaklı bir etki altındasınız. Eğer çay yaprakları kenarda ve bir halka şeklindeyse bir evlilik haberi gelebilir.

Anahtar: Yeni projelerin haberi; Önemli bir değişiklik olabilir.

Yelpaze: Kapanmış bir şekildeyse, bir veya iki flört haberi, yelpaze açıksa bir kıskançlıktan korunulmalıdır. Sadece tek ve belirgin bir yelpaze varsa, bir toplantı olabilir.

Elma: İsteğin olumlu yönde gelişmesi, insana benzeyen bir şekille beraber veya yakınsa yakın birisinin yardımı gelecektir.

Kafes: Hastalık ve şanssızlık; kenara yakınsa yolculuklarda dikkatli olmalısınız. Sabit duruyorsa, aile ve para konularında canınız sıkılabilir.

İncir veya üzüm: Bereket ve verimlilik; hamilelik olabilir.

Yılan: İhanet ve aldatılma; dost sandığınız birisine dikkat edin.

Meşale: İyi işaret. Gelişim haberi. Şans geri dönebilir.

Dağlar: Yüksek dağlar aile içinde mutluluk veya iyi bir aşk ilişkisi. Ayrıca iş yaşamında olumlu bir gelişme olabilir.

Evet, bundan sonrası size ait; çayınızı demleyin ve oturup yorumlamaya başlayın; farklı şekilleri kendinizce yorumlayacak ve anlamlar çıkaracaksınız; önemli olan sezgileriniz; önce bir zaman egzersiz gerek tabii ki... bilinmeyen com

Anne sütü ile beslenme, saklama, meme bakımı

süt sağım ve poşeti Anne Sütü Saklama Poşeti

Anne sütünün yapımı, annenin beslenmesinden bağımsız olarak bebeğin doğru teknik ve sık aralıklarla emzirilmesi sonucu artar.

ANNE SÜTÜNÜN YARARLARI

Anne sütünde bebeğiniz için gerekli besinle doğru miktar ve oranlardadır ve anne sütü ile beslenen çocuklarda başta enfeksiyon hastalıkları olmak üzere birçok hastalığın ve allerjilerin görülme sıklığı azalmakla birlikte beyin ve zeka gelişimi daha iyi olmaktadır.

ANNE SÜTÜ İLE BESLENMEYE HASTANEDE BAŞLANMALIDIR

Anne sütü ile beslenme hem bebeğiniz hemde sizin için bir öğrenme sürecidir.

Göğüslerinizde zaten erken süt, diğer adıyla kolostrum mevcuttur. Bebeğiniz bu sütü, doğumdan hemen sonra almaya başlayabilir. Kolostrum onu birçok hastalıktan koruyacaktır. Hastanemizdeki deneyimli bebek hemşireleri anne uygun olur olmaz zaman hemen emzirmeyi başlatacaklardır.

Bebeğinizi en azından her 2-3 saatte bir veya günde 8-12 kez emzirmeniz gerekir. Eğer emmek istemiyorsa bir yarım saat-1 saat sonra tekrar deneyebilirsiniz ancak ilk haftalarda 5 saatten daha uzun süre emzirmedem uyumasına izin vermeyin.

Bebeğinizi uyandırmak için yapabilecekleriniz:

- Üzerini soyun veya bezini değiştirin

- Oturtun ve sırtını, karnını, ayaklarını nazikçe sıvazlayın

- Yüzünü nemli bir havluyla silin

- Bebeği teninizle temasa geçirin

EMZİRME TEKNİĞİ

Anne sütünün yapımı, annenin beslenmesinden bağımsız olarak bebeğin doğru teknik ve sık aralıklarla emzirilmesi sonucu artar. Doğru emzirme tekniğinde bebeğin anne kucağında memeyi kavraması açısından aşağıdaki noktalara dikkat edilmelidir:

- Meme ucunuzu baş ve işaret parmağınızla yuvarlayarak daha belirgin hale getirebilirsiniz.

- Bebeği kavramadığınız kolunuzla göğsünüzü destekleyin. Başparmağınzı areolanın (meme ucunu çevreleyen koyu renkli bölge) 1-2 cm üzerine üzerine koyun, diğer parmaklarınızı da göğsünüzü alttan desteklemek için kullanın. Parmaklarınızın areolaya dokunmamasına dikkat edin.

- Göğüs ucunuzu bebeğin alt dudağına değdirerek ağzını açmasını sağlayın. Ağzını açar açmaz ağzını göğsünüze yaklaştırarak tüm areolayı kavramasını sağlayın. Süt areolanın arkasında depolandığından bebeğin ağzı tüm areolayı kavramalıdır. Sadece meme ucunu alırsa süt gelmeyebilir ve göğüs ucunuz acır. Bebeğin burun ucu ve çenesi göğsünüze değmelidir. Sabırlı olun tam yakalama sağlamak için bir çok kez denemeniz gerekebilir.

- Emzirme normalde ağrılı veya memeyi acıtan bir olay değildir.

EMZİRME POZİSYONLARI

Kucak pozisyonu Kucak pozisyonu

Bebeği kucağınıza koyduğunuz yastığın üzerine yatırın. Başını kolunuzun kıvrımına yaslayarak poposunu elinizle destekleyin ve karnını kendi karnınıza doğru çevirin ki yüzü göğsünüze doğru dönsün.

Ters kucak pozisyonu Ters kucak pozisyonu

Bu pozisyon bebeğin başını daha iyi kontrol etmenizi ve göğsünüze daha kolay yaklaştırmanızı sağlar. Bebeğin karnını karnınıza çevirin ve elinizle başını, ensesini ve omuzlarını kavrayın. Diğer elinizle de göğsünüzü tutun. Bebek meme ucunu tam kavrayınca, ellerinizi yukarıdaki pozisyona geçirebilirsiniz.

 

 

 

 

 

 

 

Koltuk altı pozisyonu Koltuk altı pozisyonu

Bu pozisyon özellikle sezeryandan sonra dikişleriniz iyileşene kadar kullanmak isteyeceğiniz bir pozisyondur. Ayrıca ikizleri de iki taraflı emzirmek için de kullanılabilir. Yine koltuğunuzun altına yastık yerleştirerek bebeği ve kolunuzu destekleyiniz. Bebeğin vucudunu kotuğunuzun altına yerleştirerek başını ve ensesini elinizle destekleyin. Ayakları ve poposu arkanıza bakmalıdır. Diğer elinizi de göğsünüzü desteklemek için kullanın.Göğsünüzü bebeğe yaklaştırmak yerine, bebeği göğsünüze yaklaştırıp göğüs ucunuzu kavramasını sağlayın.

Yatarak emzirme pozisyonu Yatarak emzirme pozisyonu

Bir yastığı başınızın altına, diğerini de bebeğin altına koyun. Bebeği, karnı sizin karnınıza değecek şekilde yan yatırın. Gerekirse iki yastıkla destekleyip ağzı tam göğüs ucunuzun önünde olacak şekilde yatırın. Bir elinizle de göğsünüzü destekleyin. Bu pozisyonda sezeryan dan sonra tercih edilebilir.

BEBEĞİ MEMEDEN NASIL AYIRACAKSINIZ?

Emzirme bittikten sonra bebeğiniz eğer kendisi göğüsten ayrılmıyorsa göğüsten ayırmak için parmağınızla ağzının köşesineden göğsünüze doğru bastırın. Eğer hala memeyi yakalamışken göğsünüzü çekerseniz ğöğüs ucunuz acıyabilir.

NE KADAR SÜRE VE SIKLIKLA EMZİRECEKSİNİZ?

Anne sütü çabuk sindirilir ve bebeğinizin mide kapasitesi küçüktür. İki günlük olduğunda günde yaklaşık 8-10 kez emer buda her 2-3 saate karşılık gelir. Bebeğinizi her emmek istediğinde emzirin. Açlıklarını ağızlarıyla aranarak ve hareketlerini arttırarak gösterirler. Ağlama genelde en son belirtidir.

Eğer bebeğiniz 1-2 emme hareketinden sonra yutkunuyorsa süt alıyor demektir. Emmesini bitirene ve uyuyana kadar göğsünüzde kalabilir. 5-7 günlükten itibaren bir göğüste 20 dakika kalırlar. Yutması bitene kadar aynı göğüste kalmasını sağlayın, daha sonra gazını çıkartın ve diğer göğüse geçirin.

SÜTÜNÜZÜN YETERLİ OLDUĞUNU NASIL ANLAYACAKSINIZ?

-Günde 6-8 kez bezini ıslatıyorsa,

- Günde 2 veya daha fazla hardal sarısı cıvık ve pürtüklü kaka yapıyorsa,

- Emdikten ve gazını çıkardıktan sonra sakinleşip uyuyorsa,

- Aktifse ve sesli ağlıyorsa,

yeterince anne sütü alıyor demektir.

GÖĞÜS UCUNUZUN YARA OLMAMASI İÇİN NELER YAPMALISINIZ?

Yapılan çalışmalar göstermiştir ki, bebeğin anne göğüs ucunu alış şekli göğüs ucu yara oluşmasını en fazla etkileyen faktördür. İlk 1-2 haftada hafif acı ve yanma hissetmeniz normaldir . Eğer bebek emmeye başladıktan sonra göğüs uçlarınızda ağrı hissediyorsanız bebeği memeden çekip vucut pozisyonunu ayarlayarak ağzını açıp göğüs ucunuzu dilinin üstüne ve damağına değdirerek tekrar deneyin.

Emzirmeden sonra 1-2 damla sütü meme uçlarına sürün ve açık bırakarak kurutun. Göğüs uçlarında çatlama, kanama ve sürekli ağrı olması normal değildir. Bu problemleriniz oluyorsa mutlaka bebek doktoruzla temasa geçin.

GÖĞÜSLERİNİZDE SÜT BİRİKİRSE NE YAPMALISINIZ?

Doğumdan sonraki 2.-3. günde göğüslerinizdeki süt artacaktır ve doluluk hissedeceksiniz. Bu dolgunluk hissi genelde 2-3 gün surer ve göğüslerinizde aşırı gerginlik ve ağrı hissedebilirsiniz.

Bu durumda yapmanız gerekenler:

- Bebeğin göğüsünüzün ucunu koyu renk kısmıyla beraber ağzının içine alıp almadığını control edin. Sadece meme ucunu alıyorsa göğsü tam boşaltamayabilir.

- Bebeğinizi her 1-3 saate bir sık aralıklarla besleyin.

- Bebek emmekte zorlanıyorsa emzirmeden once anne sütü sağılarak göğüsler bir miktar boşaltılabilir böylece göğüs ucuda daha çok belirginleşir.

- Emzirmeden önce ağrılı göğsün üzerine ılık kompres, emzirdikten sonra hala dolgunluk ve ağrı varsa soğuk kompres uygulayın

- Bebeğinizi sakin ve stressiz bir ortamda emzirin, rahatlamak için müzik dinlemeyi deneyin. Emzirme aralarını dinlenmeye ayırın.

Eğer yukarıdakileri denedikten sonra halen göğüslerinizdeki şişlik aynıysa, kızarıklık varsa mutlaka doktorunuza danışın.

EMZİREN ANNELERİN DİKKAT ETMESİ GEREKEN NOKTALAR

- Dengeli beslenmeye ve günde yaklaşık 4 lt sıvı alımına dikkat etmelisiniz.

- Emzirirken taze meyve suyu veya süt gibi besleyici bir içecek alabilirsiniz.

- Hamilelik sırasında aldığınız prenatal vitaminlere emzirdiğiniz sürece devam edin.

- Bebeğinizi bir emzirme rutinine koymayı beklemeyin. Bebeler genellikle 6-8 haftada kendi rutinlerini oturturlar. Unutmayın ki bebek emdikçe, süt yapımı da artmaktadır.

- Bebekler hızlı büyüme dönemlerinde daha çok emmek isterler (genellikle 2-3 hafta, 6 hafta ve 3. ayda)

- Doktorunuz önermediği sürece bebeğe su, şekerli su veya mama vermeye hiç gerek yoktur. İlk 6 ay anne sütü bebeğin tüm ihtiyaçlarını karşılamaya yeter.

- Bebeğinizin veya sizin hasta olduğunuzu hissettiğinizde ilaç kullanmadan önce mutlaka doktorunuzu arayın.

SAĞILMIŞ ANNE SÜTÜNÜ NASIL SAKLAYABİLİRSİNİZ?

50-100cc sağılmış anne sütünü temiz bir kap veya süt saklama poşetine koyun. Donarken süt genişleyebileceğinden, tepeleme doldurmayın. Tüm torbalara mutlaka tarih ve miktar yazın. Sütü derin dondurucunun kapağına değil, en soğuk noktasına koyun.

GÜVENLİ SÜT SAKLAMA KOŞULLARI

- Odanın serin bir yerinde 6-8 saat

- Buzdolabının rafında 72 saat (3 gün)

- Buzdolabının buzluğunda 2 hafta-2 ay arası

- Derin dondurucuda 6 ay

Her zaman önce en eski tarihli sütü kullanın.

DONDURULMUŞ ANNE SÜTÜNÜN ERİTİLMESİ VE ISITILMASI

Sakladıüınız anne sütünü kesinlikle ocağın üstüne veya mikrodalga fırına koymayın. Bu sütün proteinini bozar ve sütün içinde oluşan sıcak noktalar bebeğinizin ağzını yakabilir. Süt poşetini bir kaba koyduğunuz ılık suyun içine ağzı dışarda kalacak şekilde batırarak çözülmesini sağlayın (ben-mari usulü) ve salladıktan sonra sıcaklığını kontrol ederek bebeğinize verin.

UNUTMAYIN: Çözülmüş süt kullanılana kadar buzdolabında saklanmalıdır ve 24 saat içinde kullanılmalıdır. Bebeğinizi besledikten sonra sütün arta kalanını atın.

Çalışan annelere öneriler

çalışan anne  Çoğu zaman anlayışlı patronlar, düşünceli babalar ve becerikli bakıcılar bile yeterli olmayabiliyor.

Çocuk sahibi olduktan sonra bir süre işe ara veren Guardian yazarı Wendy Sachs, 100'den fazla kadınla yaptığı görüşmeler sonunda, çalışan annelere bir rehber hazırladı.

- Çalışma hayatının kendinize saygı duymak konusunda önemli bir faktör olduğunu unutmayın.

- Çocuklarınız küçük olsa bile, çalışma hayatına çok uzun süre ara vermeyin. Ara ne kadar uzun olursa, dönmek o kadar zor olacaktır.

- Çevrenizde güvenebileceğiniz, açık konuşabileceğiniz insanlar olduğundan emin olun.

- İşyerinde emzirme odası gibi özel imkânlar yaratılması için diğer annelerle birlikte mücadele edin.

- Ofisteyken işe, çocuğunuzlayken de sadece ona yoğunlaşın.

- Ev işleri ve çocuk bakımını eşinizle eşit olarak paylaşın.

- Mümkünse ev işinde de yardımcı olabilecek bir bakıcı tutun.

- Çok iyi organize olun. Çocuğun çantası, kıyafetleri gibi detayları geceden hazırlamaya çalışın.

- Patronunuzun sizi zorlamasına izin vermeyin ve sınırlarınız konusunda saygı duymasını sağlayın.

- Pratik çözümler bulun. İşinizin yoğun olduğu dönemde, çocuğunuzun katılacağı etkinlik için yiyecek hazırlamanız gerekiyorsa, hazır bir şeyler götürmeyi seçin.

- Ofiste ekstra iş üstlenmeyin.

- Geleneksel olmayan iş-aile programlarından korkmayın.

- Sınırlarınızı belirleyin, iş arkadaşlarınızdan da uyum bekleyin.

- Teknolojiyi kullanabilir ya da ondan sakınabilirsiniz. Kimi anneler, şirketten kendilerine hemen ulaşılmasını sağlayan iletişim cihazlarını kullanmak istemiyor. Kimi de evden çalışmayı kolaylaştırdığı için teknolojiden faydalanıyor.

- Eylem planınızı yapın. İş ve aileyi birlikte yürütmek size bağlı.

- Eviniz işyerine yakın olsun. Böylece yolda geçireceğiniz zamanı çocuğunuza verebilirsiniz.

- Mükemmel olmaya çalışmayın. Süper iş kadını ya da süper anne olmak zorunda değilsiniz.

- Çalıştığınız için çocuğunuza karşı suçlu hissetmeyin.

- Çocuğunuzla vakit geçirmek için rutin davranışlara başvurun. Yatakta TV seyredip, okuldan siz alıp, daha bol vakit geçirebilirsiniz.

- İş hızınızı kontrol altında tutun. Bazen aileniz için tempo düşürmek çok kötü olmayabilir.

- Çocuğu olan biriyle çalışın, durumunuzu daha rahat anlar.

- Kendi işinizi kurmaya çalışın.

- Kendinizi çocuğunuzun okuluna adayamıyorsanız da ilginizi arada bir de olsa sınıf etkinliklerine katılıp göz önünde olarak gösterin.

- İşte istediğinizi almak için 'ekonomi' argümanlarını kullanın, şirketler buna karşı gelmeyecektir.

- Çocuğunuzla olabildiğince çok oyun oynayın

Şık bir gece makyajı

Göz rengine Göre Makyaj (6)  Göz rengine Göre Makyaj (9)  Göz rengine Göre Makyaj (5) Göz rengine Göre Makyaj (4)

Akşam hoş bir davet var ve sizin kusursuz olmanız gerekiyor. İlk ve en önemli adım makyaj...

Renk:

Doğal olan renklere bağlı kalmalısınız. Doğal güzelliğinizi, ilgi çekicilik kazandırmak için arttırmaya çalışın. Bu yüzden doğal renginizle uyumlu renkler tercih etmeye çalışın. Donuk mavi göz farlarından ve mor linerlardan uzak durun. Doğal olmayan güçlü renkler sizi daha yaşlı gösterecektir.

Gözler:

Düşük ışık seviyeleri, geceniz için yapacağınız makyajda birazcık karanlık, füme ağırlıklı ve çarpıcı renkler kullanmanız açısından mükemmel bir zamandır.

Çikolata kahverengisi, derin griler ve burgonya(kırmızımsı mor) geceniz için mükemmel renklerdir.

Karışması ve doğal gözükmesi açısından göz kalemi kullanın. Gözlerinizi daha geniş ve çarpıcı göstermek için göz kapağınızın üzerine çekeceğiniz kalemi bitime doğru biraz daha aşağıya doğru uzatın. Daha fazla etkileyici olmak için kirpikleri uzun gösteren maskaralar kullanın ve uygularken yavaş hareketlerle yukarıya doğru uygulayın.

Alt kirpiklerinize kahverengi maskara uygulayın, üst kirpiğe siyah uyguluyor olsanız bile. Genellikle alt kirpikler üstlere göre daha açıktır ve kahverengi, gözlerinizin saatler sonra bile rakun gibi gözükmesini engelleyecektir.

Kesinlikle renkleri karıştırmayı unutmayın! Doğal bakışı yakalamak için renklerin buluştukları noktaları muhakkak karıştırmak zorundasınız, makyajınız koyu olsa da olmasa da!

Yanaklar:

Teninize uyan renkler seçmeye çalışın. Allığınızı çene kemiği üzerine uygulayın ve gene dağıtmayı unutmayın.

Dudaklar:

Yüzünüze uygun ruj rengi seçmelisiniz. Ten rengi, göz ve diş rengi bile ruj seçiminde dikkate almanız gereken ayrıntılardır.

Sarı tondaki ciltler turuncu renklerden kaçınmalı, pembe tonları tercih etmelilerdir.

Eğer dudaklarınız ince ise, daha açık tonlar aradığınız ton olabilir.

Kalın dudaklar, koyu renklerle daha güzel duracaktır.

Dudak kaleminizle rujunuzu olabildiğince yakın tonlarda almaya özen gösterin.

Dudak kaleminizle bütün dudağı doldurmaya özen gösterin,böylece peçeteye veya bardağa çıkan rujunuzun ardından dudak kaleminiz hala dudaklarınızda kalacaktır.

Ruj renginizle kıyafetinizin farklı renkler olmasına özen gösterin...

Bebeklerde emziğe dikkat

emzikli bebek Kulak enfeksiyonlarına tutulmaya eğilimli bebeklerde emzik kullanımından kaçınılması gerektiği bildiriliyor.

İngiliz yayın kuruluşu BBC’ye göre, 500 Hollandalı çocuk üzerinde 5 yıl boyunca yapılan araştırma, emzik kullanan bebeklerde tekrarlayan kulak enfeksiyonlarına yakalanma riskinin iki katına çıktığını ortaya koydu.

Haberde ayrıca emzik kullanımının burundaki salgılarda bulunan bakterilerin orta kulağa taşınmasına neden olabileceği de kaydedildi.

Araştırmayı yürüten ekipten Prof. Steve Field, “Yapılan araştırma kulak enfeksiyonu geçirmiş 4 yaş altındaki çocuklarda emzik kullanımının iyi bir fikir olmadığını ortaya koydu.” şeklinde konuştu.

Hamilelikteki değişimler normal, endişelenmeyin

hamilelik degisimler Hamilelik döneminde cildiniz kuruyup koyulaşabilir. Cildinizin temiz ve nemli olmasına ve çok sıcak su kullanmamaya dikkat edin.

Hormonlar diş etlerini yumuşattığı için dişlerde problem yaşayabilirsiniz. Bu nedenle her yemekten sonra dişlerinizi fırçalamayı unutmamalısınız.

Hamilelik çizgilerini önleyen bir yöntem yoktur. Fakat nemlendirici kremler yardımcı olabilir.

Hamileliğin 18. haftasına doğru kaslarınızın gevşeyip bağırsaklarınızın tembelleşmesi kabızlığa yol açabilir. Bu dönemde taze meyve, kepekli ürünler, ekmek ve makarna gibi yiyecekler tavsiye edilir.

Hamilelikte saçlarınız değişikliğe uğrayabilir. Düzenli yıkayıp bu sorunu yok edebilirsiniz. Zaten hamilelik sonunda saçınız normal halini alacaktır.

Tat Alma

Hamileliğin ilk dönemlerinden itibaren görülen hormon değişiklikleri mide bulantısına yol açar ve bazı yiyeceklerin tadını kötü algılamanıza sebep olur.

Memelerde Hassasiyet

Hamilelikte progesteron miktarı artar ve memeleriniz süt üretmeye hazırlandığı için dolu, ağır ve hassas hissetmenize sebep olur. Meme başlarınızın renginde koyulaşma görülebilir.

Bulantı

Yüksek miktarda salgılanan HCG hormonu sindirim sistemi kaslarının gevşemesine, mide  asitinin artmasına ve kokuya karşı aşırı hassasiyete yol açar, bulantı ve kusmaya sebep olabilir.

Yorgunluk

Hamilelik sırasında bebeğinizin tüm hayati organları ve plasenta şekillenir. Bu yüzden bedeninizin ihtiyaçları sizin çok yorgun hissetmenize yol açar.

Hassasiyet

Hormonal değişiklikler kokuya karşı aşırı bir hassasiyete sebep olur. Sigara kokusu ve çeşitli yemek kokuları midenizin bulanmasına sebep olabilir.

Sık İdrara Çıkma

Hamilelik hormonları pek çok kasın gevşemesine sebep olur ve sidik torbası kasları da bunlardan birisidir. Böbrekteki kan akışının artması idrar üretiminizin de artmasına yol açar ve doku ve organlarınızda aktivitelerinizin artışından kaynaklanan normalden daha fazla sıvı bulunur.

Vajinal Akıntı

Hamilelik dönemindeki hormon artışı vajinal akıntının artmasına sebep olur.

Kız mı olsun yoksa erkek mi?

 

Çocuğunuz kız mı olsun yoksa erkek mi? Karar sizin...Doğum astrolojisiyle bebeğinizin cinsiyetini hatta doğum tarihini belirleyebiliyorsunuz.

 

Geleceği yıldızlar belirleyebilir mi? Doğacak çocuğun cinsiyetini seçebilmek için, belli bir saatte döllenmeyi, Ay'ın astrolojik konumuna göre yapabilirmiyiz? Kadınların periyodik hallerinin bu konuyla ilişkisi var mıdır? Ay Dönemleri, doğum kontrolunu kolaylaştırabilir mi? Ve en önemlisi, astrolojik analizler yaparak doğumsal kusurları önlemek için, en iyi döllenme zamanını seçebilir miyiz? Bütün bu soruların cevabı var mı? İşte, Astroloji'nin 1960'larda başlayan ama şimdilerde yerini bulan yeni bir  penceresi ve bir bilim adamının verdiği savaş... 

Çek psikiyatr ve jinekolog Dr. Eugene Jonas'a göre yukardaki sorulara sempatiyle, ön yargısız yaklaşabiliriz. Dr. Jonas, 10.000 kadını test ettikten sonra, gebelikle ilişkinin % 97 olduğunu belirledi. Böyle bir iddia doğal olarak, yüzyılın en önemli olaylarından birisi olabilir ve modern kadını şekillendirebilir ama ancak "Astrolojik Dönem Metodu" nun genelleştirilmesi koşuluyla... Bir diğer yaklaşım ise, neden böyle yapmayalım ya da bu yöntemi kullansak ne olur? Dr. Jonas araştırmalarına 1956'da başlamıştı, çıkış noktası tesadüfen rasladığı antik bir Babil-Asur taş yazmasıydı.

 

Kadınların gebelik dönemlerinin, Ay evreleriyle ilişkisi olduğu anlatılıyordu. Ne yazık ki, eski astrologlar Ay'ın evreleri hakkında daha geniş bir açıklama bırakmamışlardı veya bulunamamıştı. Jonas, endişelenmesine rağmen yılmadı, o sıralarda Macaristan'da çocuk düşürmek neredeyse yasallaşmıştı. İnançlı bir Katolik olan Dr. Jonas, buna karşıydı, ayrıca çocuk düşüren veya aldıran kadınların uğradıkları psikolojik şokların üzerinde duruyordu. Jonas'ın iyi bildiği bir diğer şey, gebeliği önlemede çok geçerli olan ritm metodunun uygulanmasının çok güç olduğuydu. Kısacası gebeliği önlemenin en kesin yolu, kısırlaştırmaktı.    

 

Üç Ana Kural

Jonas yaptığı testleri desteklemek için güvenilir tıbbi referanslar kullandı; astrologlardan, ve kozmobiyologlardan oluşan bir ekip kurdu. Kozmobiyologlarların gözlemlerine göre, kozmik koşullar ve güç alanları yaşayan herşeyi etkiliyordu ve bu yaklaşıma bilimciler ve özellikle de fizikçiler katılıyordu. Jonas ve ekibinin üzerinde önemle durdukları bir diğer şey, şarlatan falcılardan ve yıldız haritasıyla (horoskop) gelecek tahminlerinden uzak kalmaktı. Günümüzün önemli kozmobiyologlarından Reinhold Ebertein şöyle yazıyordu; "Astroloji meraklıları bilimsel araştırmalara ve özellikle istatistiklere çekinerek yaklaşıyorlar, oysa kozmobiyolojik her tür çalışma ve metodoloji daha fazla bilgi sağlıyor ve doğru sonuçların ortaya çıkmasına yardımcı oluyor." Jonas, ilk önce güneş lekelerinin insan yaşamını nasıl etkilediğini araştırırken, astrolojik ve astronomik çalışmalar yaptı. Hipokrat'tan Kepler'e uzanan pratik astrolojiyi inceledi; tüm bu araştırma döneminin sonunda, Ay'ın evreleri ile gebelik arasında doğrusal bir ilişkinin bulunduğundan emin oldu. Asur-Babil taş yazmasını keşfettikten sonra, Jonas işe girişti, çeşitli doğum haritaları veya kozmobiyologların tabiriyle "Kozmogramlar" çizdi ve bunları gebelik örnekleriyle karşılaştı. 1956 yazında, çok yoğun geçen birkaç haftalık araştırmanın ardından Jonas, kendi tabiriyle gebelikle ilgili "İlk Üç Ana Kural" ı belirledi. Seksüel eylem ve ceninin oluşması kesinlikle formüle edilebilirdi. Üç kural şöyleydi;

 

1. Bir kadının gebe kalma anı, Ay ve Güneş'in ritmi  ve de Güneş'le Ay'ın açılarıyla ilişkilidir; burada kadının kendi doğum anı dikkate alınmalıdır.           

2. Çocuğun cinsiyeti, Ay'ın gebe kalma anındaki pozisyonu ile ilgilidir.  

3. Gebe kalma anındaki doğal gezegen konfigürasyonları, embriyonu etkiler.    

Ay hormonal değişimleri etkilemektedir

Peki ama, daha doğal, daha kesin görüşler ve destek araştırmalar yok mu? Biraz daha açılabilir ve araştırmanın detaylarına yönelebiliriz; eğer bir kadın, örneğin Yeni Ay'da doğduysa, her Yeni Ay döneminde gebe kalacaktır. Eğer bir kadın, Yeni Ay'dan beş gün sonra Ay'la, Güneş'in birbirlerine 60' açı yaptıkları bir anda doğduysa, aynı açının ve konumun tekrarında, periyodik dönemi tekrarlanacaktır. Ay'ın ve Güneş'in doğum anınızda nerede olduğunu bilmiyorsanız, elbette ki ciddi bir astroloğa başvurmanız gerekir, eğer ona doğru doğum bilgilerini yani tarih, zaman ve yer bilgilerini verebiliyorsanız, astrolog söz konusu kozmik konumları size verecektir. Jonas sistemine göre, bir kadın kozmo-gebelik dönemine Ay/Güneş dönüşlerinin iki gün öncesinde girmektedir. Eğer kadın, bu metodu gebeliği önlemek olarak kullanıyorsa, sakınma pratiği yapmalıdır yani bir tür doğum kontrolu, söz konusu açının 36 saat öncesinde ve 12 saat sonrasında yapılmalıdır. Avustralyalı Francesca Naish, özel bir çalışma yaptı ve gebelik tarihlerini belirleyerek, olası hataların güvenlik sınırlarını, yumurta ve spermlerin yaşam sürelerini saptadı. 4 günlük Ay periyodlarında oluşan sonuçların her ay veya 29.5 günde bir tekrarlanmaları verileri destekliyordu. Yumurtlamanın kökeninde, aybaşı dönemlerinde oluşan hormonal değişimleri Ay etkilemektedir ve aynı etki stres ve sağlığı da kapsamaktadır. Öte yandan Ay Dönemi, sabit olarak yılda 12-13 kez tekrarlanır; Aybaşı periyodlarında oluşan gebelik olaylarının nedeni, raslantısal olarak Ay Dönemleri ile karşılaşmaktır. Bir kadın bir ayın içersinde iki kez gebelik dönemi yaşayabilir ve bunu bilirse avantaj veya sakınmak için kullanabilir.                    

 

Gebelik anı önceden belirlenebilir

 

Dönemlerin gözlemini yapan Dr. Kurt Rechnitz'ın çalışmalarını geliştiren Jonas, iddiaların % 98 kesin olduklarını belirtiyor ve sonucun vücuttaki temel ısının kontrol edilmesi yöntemiyle kesin olara desteklendiğini söylüyordu. Avustralya'lı astrolog Francesca Naish, Ay Dönemi'nin eğer iki dönem raslantısal olarak çakışmıyorsa dönemin bir potansiyel olarak kalacağını ve sadece yumurtanın serbest kalacağını belirtiyordu. Bununla beraber, gebeliği bu yolla önlemek mümkün değildir ama Ay Dönemleri'nde sakınılması doğru bir iştir. Gebe kalma anında Ay'ın yeri, maskülin veya Yang (Ateş-Hava) ise, çocuk erkek olacaktır; aksine feminen veya Ying (Toprak-Su) ise kız olacaktır. Ay'ın burçlardaki kalış süresi, yaklaşık 2-2.5 gündür. Yani hesaplar buna göre yapılacaktır, Ay Dönemleri'nin iyi hesaplanması sonucunda ortaya çıkarılacak olan Ay Burcuna göre ayarlanacak olan gebelik anı, önceden belirlenebilir. Astrolojik takvimler veya özel tablolar Ay'ın hangi anda burç değiştirdiğini kesin olarak verirler; bu malzeme yurt dışında ilgili mağazalarda bulunmaktadır. Özetle anlatılmak istenen şudur; bir astrolog aracılığı ile Ay evreleri hesaplanacak, anne adayının doğum anı da öğrenildikten sonra istenilen tarih belirlenecek, evrelere göre cinsiyet tercihi yapıldıktan sonra, gebe kalma anı kesinleşecektir. Bundan sonrası çifte aittir.                

"Dört çocuğumun cinsiyetini ben belirledim."

 

Mısırlı bir Egyptolog olan Dr. Balogh Naish'a göre, Jonas'ın metodu eski Mısırlılar'dan alınmadır ve en azından 5000 yıllıktır, Doktar Jonas'ın metodu biliniyor ama yine de işin püf noktalarını kimse bilmiyor, diyor. Naish, dünyanın magnetik alanının Ay evrelerinden etkilendiğini ve spermlerin taşıdığı erkek ve kadın kromozomlarının da aynı etkinin altında kaldığını söylüyordu. Sheila ve Lynn Schroeder tarafından yönetilen Astrolojik Doğum Kontrol Merkezi'nde Jonas'ın çalışmaları batı dünyasının dikkatlerine sunuldu; sunuşta Ay Burcu seçimlerinde başarı oranının % 98 olduğu açıklandı. Kontrol Merkezi'nden E.R. Schweigert, Ay'ın farklı burçlardan geçerken rahimdeki asidasyonun veya alkalin oranının değiştiğinin spermlerdeki sedimentasyon sayımlarında belirlendiğini söylüyordu. Astrolojik Tıp Ansiklopedisi'nin yazarı olan H. L. Cornell, herkesin tıbbi astrolojiyle ilgilenmesini söylüyor ve şöyle yazıyor; "Bir yıldız haritası üzerinde çalışmakla kişinin karakterini ve mizacını öğrenebilir aynı zamanda da hastalıkları teşhis edebiliriz, doğum haritasında bu noktalar çok belirgindir. Astrolojik hesaplamaları kullanarak, dört çocuğumun doğum tarihlerini ve cinsiyetlerini önceden belirledim ve belirlemelerim doktorların verdiklerini tarihlerin hiçbirisine uymadı ama sonuçta benim istediklerim gerçekleşti."

Jonas'a deli diyenler

 

Jonas araştırmalarının sonuçlarını açıklamak ve tanımlamak için zorlu bir savaş veriyor. İlk olarak tezini tüm ayrıntıları ile beraber Macar ve Çek Bilim Akademi'lerine sundu. Başlarda çalışmalarını sürdürmesi için teşvik edildi Jonas sağlanan bir fonla araştırmalara devam etti ama sonra fon neden gösterilmeden birden durduruldu. 1960'da Dr. Aurel Hudcovic, Jonas'ı destekledi ve onun kuramlarını Bratislava Jinekoloji Kliniği'niğinde tanıttı. Kliniğe çağrılan Jonas, elde ettiği sonuçları, hamile kadınların cinsel ilişki bilgileriyle karşılaştırarak, doğacak çocukların cinsiyetlerini tahmin etti, 100 doğumda başarılı tahmin oranı 83'idi, bu sonuca gebe kalma dönemlerinin astro haritalarını hesaplayarak varmıştı. Benzer ikinci bir tur çalışmada, başarı oranını % 98'e yükseltti. Sonuçların duyulmasının ardından, Macaristan, Çekoslovakya ve Almanya'dan binlerce mektup gelmeye başladı; kadınlar gebe kalma, cinsiyet belirleme ve doğum kontrolu konularında yardım istiyorlardı. Kozmogramlar çizildi, programlar yapıldı, Jonas seyahatlara başladı, dersler ve konferanslar veriyor, bioritmin ana fikrini anlatıyordu. Basında Jonas'ın çalışmaları peşpeşe  yayınlanıyor, ilgi artıyordu. Ama daha öncelerde Jonas'ın bölüm şefi olarak çalıştığı TBC Psikiyatri Kliniği, tavır alarak hastalarının onunla temas etmelerini engellemeye başladı; Mesaj açıktı; psikiyatr veya astrolog olunabilirdi ama ikisi birden olunamazdı. Bu engelleme etkili oldu ve projesini geliştirmek için fon arayışları boşa çıkmaya başladı, birçok finans kurumu doktoru deli olarak tanımlıyorlardı.  

 

Doğal Doğum Kontrolu

 

Bütün bunlardan sonra hangi güç tıbbi astrolojiye katlanabilirdi ki? Arayışları boşa gidince Jonas Macaristan'a döndü ama burada da tersliklerle karşılaştı ve akıl sağlığının yerinde olup olmadığı tartışılınca, bir dizi teste katlanmak zorunda kaldı. Bu arada ilk kitabını yayınladı; "Çocuğunuzun Cinsiyetini Önceden Tahmin Edin" adlı kitabı altı dile çevrildi. Buna rağmen hiçbir maddi kazanç sağlayamadı. Ama işin aslına bakılırsa, sadece bir avuç meslektaşı Jonas'ı mahkum etti veya destekledi. 1968'de Çek Sağlık Bakanlığı Astra Araştırma Merkezi'ni kurdu ve planlı evebeynliği teşvik etti. Açılışından iki ay sonra Astra, 9000 Kozmogram yayınladı, bu arada Jonas'ın fikirleri ABD'ye taşındı. Ostrander ve Schoreader "Demir Perde'nin ve Sonrasının Ardındaki Fizikötesi Keşifler" ve "Doğal Doğum Kontrolu" adlı kitaplarında Jonas'ın çalışmalarını uzun uzun anlattılar. Dr. Schweigart Viyana'da açılan Uluslararası Astra Merkezi'nde, Dr. Jonas'ın ve  Dr. Reichnitz'ın Ay Evreleri Kuramı'nın tekrarlanmaya başlayan olaylarla çoktan kanıtlandığı açıkladı. Dr. Schweigart şöyle diyordu; "Kendimizi raslantısal hissediyoruz ama eğer bu olaylar başladıysa evrensellik kabul edilecek veya reddedilecektir. Belki gelecek kuşaklar bunu ellerinde tutacaklar. İnsanlık tarihi boyunca, yeni bilgilerin geçerli dünya görüşüyle çarpıştığı sık görülmüştür. Ama eninde sonunda değişen şey, daima tutucu zihniyetler olmuştur."        

 

Jonas'ın kuramının şu andaki uygulamalarından örnek bir rapor

Kaynak: Astra

 

Tarih: 29 Şubat 1996

Müşteri: Ms. Deborah S. Bundy,  Albuquerque, ABD

Doğum tarihi:  15 Mart 1947

Doğum saati:     7:15 a.m. ABD E.S.T. (Önemli-Tekrar kontrol edin)

Ay Evresi Açısı: 277' 59.6172 dakika

Gelecek yılda Ay Evresi Açınız, (277' 59.6 dakika olacak)

Tekrarlanan günler aşağıda verilmiştir, lütfen zamanları doğru olarak uygulayın;

Tarih    Gebe Kalma Saati  Cinsiyet

13 Mart 1996               2:53 AM                     Kız

11 Nisan 1996               9:09 AM                    Kız/Erkek

10 Mayıs 1996               2:49 PM                      Erkek

08 Haziran 1996             9:15 PM                      Kız

08 Temmuz 1996            5:43 AM                      Erkek

06 Ağustos 1996             4:50 PM                      Kız

05 Eylül 1996                  7:12 AM                      Erkek

05 Ekim 1996                  0:38 AM                      Kız

03 Kasım 1996                8:35 PM                      Erkek

03 Aralık 1996                 5:40 PM                     Kız

02 Ocak 1997                 1:42 PM                      Erkek

01 Şubat 1997                  6:48 AM                     Kız

02 Mart 1997                  8:05 PM                      Erkek

Yaz meyve ve sebzeleri sağlık iksiri

meyve-sebze Yazın artan meyve ve sebze çeşidinden yararlanmakta fayda var. Yazı, hem daha sağlıklı geçirin, hem de ideal kilonuzu koruyun...

Antioksidan etkisi...

Karpuz, kansere karşı koruyucu özelliği olan A ve E vitaminlerinden daha etkili laykopen içeriyor. Domatesin içindeki laykopen ise, antioksidan etkisi nedeniyle göğüs, sindirim sistemi, mesane ve deri kanseri riskini azaltıyor.

Günde 6-7 öğün

Yaz aylarında meyve ve sebzeler günde 6-7 öğün tüketilmeli. Başta kanser, kalp hastalıkları, sindirim sistemi hastalıkları gibi bir çok hastalığın önlenmesinde, kan şekerinin düzenlenmesinde, kabızlık gibi hastalıkların engellenmesinde meyve ve sebzeler büyük rol oynuyor.

 Günde 6-7 öğün tüketmeli

• Yaz aylarında meyve-sebze çeşidindeki artışlardan yararlanmak gerekiyor. Uzmanlar yaz aylarında meyve ve sebzeler günde 6-7 öğün tüketilmesi gerektiğini söylüyor.

• Başta kanser, kalp hastalıkları, sindirim sistemi hastalıkları gibi bir çok hastalığın önlenmesinde, kan şekerinin düzenlenmesinde, kabızlık gibi hastalıkların engellenmesinde meyve ve sebzeler büyük rol oynuyor.