Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Kadınca Yaşam

2 tane "östrojen" etiketli yazı bulundu "östrojen" tagli diger ogeler resimler , videolar

Adet döngüsü ve seks

adet Bazı günlerde seksten büyük haz alırken, bazı günlerde lafını bile duymak istemiyorsunuz değil mi? Endişelenmeyin. bu durumdan inişli çıkışlı ruh haliniz değil, adet döngünüz sorumlu. İşte, gün gün hormonların oyunuyla, vücudunuzun değişim takvimi...

Adet döngüsü ve seks

Cinsel hayatınızdaki dengesizlikten adet döngünüzün sorumlu oldugunu biliyor muydunuz? Bildiğiniz gibi adet döngüsü,üreme çağında olan bir kadında ortalama 28 günde bir tekrar eden sürece verilen isim. Bu döngü, son adet tarihinin ilk gününden bir sonraki adet tarihinin ilk gününe kadar geçen zaman olarak hesaplanıyor ve bu süre içinde vücudumuz ve ruh halimiz salgıladığımız hormonlar uyarınca değişiyor. Tabii cinsel isteğimizin dozu da... Dolayısıyla eğer bu döngüyü iyi takip ödersek, sekse en yatkın olduğumuz dönemleri önceden kestirebiliriz. En azından kötü bir deneyimin bazen sadece adet döngümüzün olumsuz bir döneminde oluşumuzdan kaynaklandığım biliriz ve içimiz rahat olur.

• 1-5. gün arası: Adetin ilk beş gününde hormon seviyemizdeki düşüklük, vücudumuzu ve psikolojimizi de etkiliyor: Östrojen eksikliği tenimizin daha solgun, saçlarımızın daha cansız, moralimizin daha bozuk olmasına yol açıyor. Bunun yanı sıra cildimiz yağlanıyor, yüzümüzde sivilceler çıkıyor. Kan kaybı yüzünden güçten düşüyoruz, bazen şiddetli karın ağrıları çekiyoruz ve dolayısıyla kendimizi seks fikrine pek de yakın hissetmiyoruz.

• 6-12. gün arası: Bomba gibi bir hafta bizi bekliyor. Östrojen artıyor, beraberinde kendimizi daha iyi hissetmeye başlıyoruz. Vücudumuzun artık tek bir amacı var: Hamile kalmak. Saçlarımız parlıyor, cildimiz pembe ve ışıltılı bir renk alıyor, tüm duyularımız harekete geçiyor ve bağışıklık sistemimiz güçleniyor. Kısacası bu dönemde sekse gittikçe daha sıcak bakıyoruz.

• 13-15. gün arası: Bu iki gün boyunca aklımız fikrimiz yatakta oluyor. Ayrıca çevremizdeki erkeklerin de bizimle daha fazla ilgilendiklerini fark edip şaşırıyoruz. Oysa bunun sebebi, östrojenin etkisiyle yaydığımız kokuların yarattığı çekim etkisi... Cinsellikten aldığımız zevk en üst seviyeye çıkıyor ve kendimizi çok enerjik ve üretken hissediyoruz. Unutmadan, bu dönemin spora ağırlık vermek için de harika olduğunu belirtelim. Çünkü östrojen vücuttaki yağların yakılmasını kolaylaştırıyor.

• 16-28. gün arası: Bu dönemde önce rahatlıyor, sonra geriliyoruz. Şöyle ki: Östrojen seviyemiz düşerken, progesteron seviyemiz yükselmeye başlıyor ve rahmi olası bir hamileliğe hazırlıyor. Progesteron bizi rahatlatıp gevşetiyor, fakat olumsuz bir yan etkisi de var: Seviyesi iyice yükseldiğinde vücuttaki suyu tutuyor ve göğüslerimiz o yüzden şisip ağrıyor. Ayrıca kilo da alıyoruz, ama bu geçici bir durum... Adetten hemen önce progesteron seviyesi bir anda hızla düşüyor ve adet öncesi sendromu ortaya çıkıyor. Dolayısıyla bu sıkıntılı dönemde bir kez daha seksten uzaklaşmaya başlıyoruz. Ta ki bir sonraki zevk dönemine kadar...

Kadınların yaz derdi selülit!

selülit tedavi selülit selulit

Özellikle kadınlarda görülen ve deri altı yağ hücre gruplarının kan ve lenfatik dolaşımını bozmasıyla oluşan selülit, deride çöküntülerle ve portakal kabuğu görünümüyle kendini gösteriyor. Fakat selülitle baş edebilme konusunda yapabileceklerimiz var!

SELÜLİT NEDEN OLUŞUR?

Ergenlik, hamilelik ve menopoz gibi hormonların daha çok değişime uğradığı dönemlerde ortaya çıkıyor olmasına rağmen;

* Kişinin genetik yapısı,

* Metabolizma hızı,

* Dolaşım sistemi,

* Sindirim ve boşaltımda yaşadığı sorunlar,

* Doğum kontrol hapları,

* Alınan hormon ilaçları,

* Dengesiz ve düzensiz beslenme,

* Aşırı hareketsizlik,

* Stres, sigara ve alkol tüketimi de selülit oluşumunda etken faktörlerdir.

KADINLARDA DAHA FAZLA GÖRÜLÜYOR

Sıklıkla bölgesel olan selülit; kilolu, zayıf, balık etli, uzun, kısa her yaştaki erişkin kadında görülebiliyor.

Selülit nadiren erkeklerde de oluşuyor, ancak kadınlarda daha büyük sorun olması, östrojen hormon düzeyinin onlarda daha fazla olmasıyla ilgili. Selülitin tek nedeni östrojen değil; başka tetikleyiciler de var.

Sigara, damarların en büyük düşmanı. Güçlü bir damar daraltıcı özelliğe sahip olan sigara, cildin yeterince beslenmesini engelleyerek selülite neden oluyor.

Hareketsiz yaşam biçimi, sürekli bacak bacak üstüne atarak oturmak, çok dar pantolon ve diz altı çorap giymek de dolaşım sistemini ve lenf sisteminin düzenli çalışmasını engelleyerek selülite yol açabiliyor.

SELÜLİTİ NASIL ÖNLERİZ?

Spor, kilo kaybındaki önemini selülit tedavisinde de gösterir. Düzenli spor yapmak yalnızca genel vücut sağlığı için değil, selüliti önlemek için de çok önemli. Günde 30-60 dakika yapılan yürüyüş, bisiklete binmek veya merdiven inip çıkmak, kan dolaşımını düzenleyerek selülit oluşumunu engelliyor. Egzersiz ile sıkılaşan vücutlar, selülitten arınıp sıkılaşmaya başlıyor.

Kilo verince selülitlerin kaybolduğu iddiası oldukça yanlıştır. Çünkü kilo verince vücutta portakal görünümleri daha fazla ortaya çıkabilir.

Oluşumun önlenmesindeki temel koruyucu madde sağlıklı beslenmedir. Beslenme alışkanlığını değiştirip, bilinçli beslenmeye geçmek önemlidir. Beslenme ne kadar tek yönlü olursa, selülit de o kadar çabuk oluşuyor.

Özellikle fast food ve hazır yemekler, dokuları kötü yönde etkiliyor. Hayvansal yağlar, fazla şeker ve tuz da oldukça zararlı. Bunlar yağ hücrelerini şişiriyor, dokularda su birikmesine yol açıyor ve vücudun atıklardan temizlenmesini önlüyor.

Günlük beslenme programında tuz, şeker ve yağdan fakir, sebze ve meyvelerden zengin bir diyet, kan dolaşımını artırıp bağırsakların düzenli çalışmasını sağlıyor. A ve C vitamini alımını artırmanın selüliti azalttığı düşünülüyor. Bu nedenle, mutlaka günlük meyve tüketimine özen göstermek gerekiyor.

Bol lifli gıdalar ve çinko alımı da selüliti engelliyor. Selüliti önlemek için bol su içmek de önemli. Su, idrar oluşumunu artırarak vücuttan zararlı maddelerin atılmasını sağlıyor.

BESLENMEYE VE YAŞAM BİÇİMİNE YÖNELİK ALINACAK ÖNLEMLER

* Günde 2.5-3 litre su için.

* Günde 30-60 dakika egzersiz yapın, hayatınıza hareket katın.

* Rafine şekerlerden uzak durun ve günlük tuz tüketimini azaltın.

* Yemeklerde kullanılan yağ miktarını azaltın.

* Alkol, sigara, koyu çay-kahve ve gazlı içeçek tüketimini minimuma indirin.

* Yemekleri pişirirken kızartma yerine haşlama ya da buğulama yöntemini tercih edin.

* Mümkün olduğunca mevsiminde ürünler tüketmeye özen gösterin, dondurulmuş ve konserve ürünlerden kaçının.

* Metabolizmanın düzenli çalışması için öğün atlamamaya özen gösterin.

* Çok sık kilo alıp vermekten kaçının.

* Günlük alınan posa miktarını artırın. Posanın en iyi kaynakları sebze, meyve ve kurubaklagiller mutlaka beslenme sisteminin içerisinde yer almalı.

* Stresten uzak durmaya çalışın.

SELÜLİTE DESTEK TEDAVİ İLE KISA ZAMANDA SONUÇ ALINABİLİR

Selülitle baş etme beslenme ve yaşam biçiminin sağlıklı bir şekle dönüştürülmesi yanında selüliti azaltma amaçlı tedavilerle de desteklenirse, işte o zaman kısa zamanda sonuç alınması sağlanır.

Selülitle savaşmak için günümüzde tıp doktorları, uzay bilimciler ve kozmetologların işbirliği ile uzun yıllar süren araştırmalar neticesinde geliştirilen, özellikle akut lenf dolaşım bozukluklarının tedavisinde önemli yer tutan, toksin arındırma ve vücut sıkılaştırma amaçlı kullanılan "Vacustyler", "SPM Vacupress" ve "Slide Styler" gibi uygulamalar bulunur. Yani yaşam tarzınızı değiştirmek, beslenme biçiminizi sağlıklı bir hale getirmekle beraber, uzman terapistlerce kişisel ihtiyaçlarınız ve hedefleriniz doğrultusunda özel programların belirlenmesiyle, selülit tedavisinde kısa zamanda sonuç almanız artık çok uzak değil.

Bu uygulamaların yanında selülit tedavisinde masajın da ayrı bir önemi bulunuyor. Ayaktan başlanarak diz, baldır ve kalçalara kadar uygulanan selülit masajı sayesinde bozuk kan dolaşımı yeniden düzenleniyor, toksik maddelerin atılması ve hücrelere daha iyi oksijen gitmesi sağlanıyor. Böylece selülit tedavisi etkin bir biçimde uygulanabiliyor.

Web Stats