Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Kadınca Yaşam

7 tane "anne sütü" etiketli yazı bulundu "anne sütü" tagli diger ogeler resimler , videolar

Anne sütü ile beslenme, saklama, meme bakımı

süt sağım ve poşeti Anne Sütü Saklama Poşeti

Anne sütünün yapımı, annenin beslenmesinden bağımsız olarak bebeğin doğru teknik ve sık aralıklarla emzirilmesi sonucu artar.

ANNE SÜTÜNÜN YARARLARI

Anne sütünde bebeğiniz için gerekli besinle doğru miktar ve oranlardadır ve anne sütü ile beslenen çocuklarda başta enfeksiyon hastalıkları olmak üzere birçok hastalığın ve allerjilerin görülme sıklığı azalmakla birlikte beyin ve zeka gelişimi daha iyi olmaktadır.

ANNE SÜTÜ İLE BESLENMEYE HASTANEDE BAŞLANMALIDIR

Anne sütü ile beslenme hem bebeğiniz hemde sizin için bir öğrenme sürecidir.

Göğüslerinizde zaten erken süt, diğer adıyla kolostrum mevcuttur. Bebeğiniz bu sütü, doğumdan hemen sonra almaya başlayabilir. Kolostrum onu birçok hastalıktan koruyacaktır. Hastanemizdeki deneyimli bebek hemşireleri anne uygun olur olmaz zaman hemen emzirmeyi başlatacaklardır.

Bebeğinizi en azından her 2-3 saatte bir veya günde 8-12 kez emzirmeniz gerekir. Eğer emmek istemiyorsa bir yarım saat-1 saat sonra tekrar deneyebilirsiniz ancak ilk haftalarda 5 saatten daha uzun süre emzirmedem uyumasına izin vermeyin.

Bebeğinizi uyandırmak için yapabilecekleriniz:

- Üzerini soyun veya bezini değiştirin

- Oturtun ve sırtını, karnını, ayaklarını nazikçe sıvazlayın

- Yüzünü nemli bir havluyla silin

- Bebeği teninizle temasa geçirin

EMZİRME TEKNİĞİ

Anne sütünün yapımı, annenin beslenmesinden bağımsız olarak bebeğin doğru teknik ve sık aralıklarla emzirilmesi sonucu artar. Doğru emzirme tekniğinde bebeğin anne kucağında memeyi kavraması açısından aşağıdaki noktalara dikkat edilmelidir:

- Meme ucunuzu baş ve işaret parmağınızla yuvarlayarak daha belirgin hale getirebilirsiniz.

- Bebeği kavramadığınız kolunuzla göğsünüzü destekleyin. Başparmağınzı areolanın (meme ucunu çevreleyen koyu renkli bölge) 1-2 cm üzerine üzerine koyun, diğer parmaklarınızı da göğsünüzü alttan desteklemek için kullanın. Parmaklarınızın areolaya dokunmamasına dikkat edin.

- Göğüs ucunuzu bebeğin alt dudağına değdirerek ağzını açmasını sağlayın. Ağzını açar açmaz ağzını göğsünüze yaklaştırarak tüm areolayı kavramasını sağlayın. Süt areolanın arkasında depolandığından bebeğin ağzı tüm areolayı kavramalıdır. Sadece meme ucunu alırsa süt gelmeyebilir ve göğüs ucunuz acır. Bebeğin burun ucu ve çenesi göğsünüze değmelidir. Sabırlı olun tam yakalama sağlamak için bir çok kez denemeniz gerekebilir.

- Emzirme normalde ağrılı veya memeyi acıtan bir olay değildir.

EMZİRME POZİSYONLARI

Kucak pozisyonu Kucak pozisyonu

Bebeği kucağınıza koyduğunuz yastığın üzerine yatırın. Başını kolunuzun kıvrımına yaslayarak poposunu elinizle destekleyin ve karnını kendi karnınıza doğru çevirin ki yüzü göğsünüze doğru dönsün.

Ters kucak pozisyonu Ters kucak pozisyonu

Bu pozisyon bebeğin başını daha iyi kontrol etmenizi ve göğsünüze daha kolay yaklaştırmanızı sağlar. Bebeğin karnını karnınıza çevirin ve elinizle başını, ensesini ve omuzlarını kavrayın. Diğer elinizle de göğsünüzü tutun. Bebek meme ucunu tam kavrayınca, ellerinizi yukarıdaki pozisyona geçirebilirsiniz.

 

 

 

 

 

 

 

Koltuk altı pozisyonu Koltuk altı pozisyonu

Bu pozisyon özellikle sezeryandan sonra dikişleriniz iyileşene kadar kullanmak isteyeceğiniz bir pozisyondur. Ayrıca ikizleri de iki taraflı emzirmek için de kullanılabilir. Yine koltuğunuzun altına yastık yerleştirerek bebeği ve kolunuzu destekleyiniz. Bebeğin vucudunu kotuğunuzun altına yerleştirerek başını ve ensesini elinizle destekleyin. Ayakları ve poposu arkanıza bakmalıdır. Diğer elinizi de göğsünüzü desteklemek için kullanın.Göğsünüzü bebeğe yaklaştırmak yerine, bebeği göğsünüze yaklaştırıp göğüs ucunuzu kavramasını sağlayın.

Yatarak emzirme pozisyonu Yatarak emzirme pozisyonu

Bir yastığı başınızın altına, diğerini de bebeğin altına koyun. Bebeği, karnı sizin karnınıza değecek şekilde yan yatırın. Gerekirse iki yastıkla destekleyip ağzı tam göğüs ucunuzun önünde olacak şekilde yatırın. Bir elinizle de göğsünüzü destekleyin. Bu pozisyonda sezeryan dan sonra tercih edilebilir.

BEBEĞİ MEMEDEN NASIL AYIRACAKSINIZ?

Emzirme bittikten sonra bebeğiniz eğer kendisi göğüsten ayrılmıyorsa göğüsten ayırmak için parmağınızla ağzının köşesineden göğsünüze doğru bastırın. Eğer hala memeyi yakalamışken göğsünüzü çekerseniz ğöğüs ucunuz acıyabilir.

NE KADAR SÜRE VE SIKLIKLA EMZİRECEKSİNİZ?

Anne sütü çabuk sindirilir ve bebeğinizin mide kapasitesi küçüktür. İki günlük olduğunda günde yaklaşık 8-10 kez emer buda her 2-3 saate karşılık gelir. Bebeğinizi her emmek istediğinde emzirin. Açlıklarını ağızlarıyla aranarak ve hareketlerini arttırarak gösterirler. Ağlama genelde en son belirtidir.

Eğer bebeğiniz 1-2 emme hareketinden sonra yutkunuyorsa süt alıyor demektir. Emmesini bitirene ve uyuyana kadar göğsünüzde kalabilir. 5-7 günlükten itibaren bir göğüste 20 dakika kalırlar. Yutması bitene kadar aynı göğüste kalmasını sağlayın, daha sonra gazını çıkartın ve diğer göğüse geçirin.

SÜTÜNÜZÜN YETERLİ OLDUĞUNU NASIL ANLAYACAKSINIZ?

-Günde 6-8 kez bezini ıslatıyorsa,

- Günde 2 veya daha fazla hardal sarısı cıvık ve pürtüklü kaka yapıyorsa,

- Emdikten ve gazını çıkardıktan sonra sakinleşip uyuyorsa,

- Aktifse ve sesli ağlıyorsa,

yeterince anne sütü alıyor demektir.

GÖĞÜS UCUNUZUN YARA OLMAMASI İÇİN NELER YAPMALISINIZ?

Yapılan çalışmalar göstermiştir ki, bebeğin anne göğüs ucunu alış şekli göğüs ucu yara oluşmasını en fazla etkileyen faktördür. İlk 1-2 haftada hafif acı ve yanma hissetmeniz normaldir . Eğer bebek emmeye başladıktan sonra göğüs uçlarınızda ağrı hissediyorsanız bebeği memeden çekip vucut pozisyonunu ayarlayarak ağzını açıp göğüs ucunuzu dilinin üstüne ve damağına değdirerek tekrar deneyin.

Emzirmeden sonra 1-2 damla sütü meme uçlarına sürün ve açık bırakarak kurutun. Göğüs uçlarında çatlama, kanama ve sürekli ağrı olması normal değildir. Bu problemleriniz oluyorsa mutlaka bebek doktoruzla temasa geçin.

GÖĞÜSLERİNİZDE SÜT BİRİKİRSE NE YAPMALISINIZ?

Doğumdan sonraki 2.-3. günde göğüslerinizdeki süt artacaktır ve doluluk hissedeceksiniz. Bu dolgunluk hissi genelde 2-3 gün surer ve göğüslerinizde aşırı gerginlik ve ağrı hissedebilirsiniz.

Bu durumda yapmanız gerekenler:

- Bebeğin göğüsünüzün ucunu koyu renk kısmıyla beraber ağzının içine alıp almadığını control edin. Sadece meme ucunu alıyorsa göğsü tam boşaltamayabilir.

- Bebeğinizi her 1-3 saate bir sık aralıklarla besleyin.

- Bebek emmekte zorlanıyorsa emzirmeden once anne sütü sağılarak göğüsler bir miktar boşaltılabilir böylece göğüs ucuda daha çok belirginleşir.

- Emzirmeden önce ağrılı göğsün üzerine ılık kompres, emzirdikten sonra hala dolgunluk ve ağrı varsa soğuk kompres uygulayın

- Bebeğinizi sakin ve stressiz bir ortamda emzirin, rahatlamak için müzik dinlemeyi deneyin. Emzirme aralarını dinlenmeye ayırın.

Eğer yukarıdakileri denedikten sonra halen göğüslerinizdeki şişlik aynıysa, kızarıklık varsa mutlaka doktorunuza danışın.

EMZİREN ANNELERİN DİKKAT ETMESİ GEREKEN NOKTALAR

- Dengeli beslenmeye ve günde yaklaşık 4 lt sıvı alımına dikkat etmelisiniz.

- Emzirirken taze meyve suyu veya süt gibi besleyici bir içecek alabilirsiniz.

- Hamilelik sırasında aldığınız prenatal vitaminlere emzirdiğiniz sürece devam edin.

- Bebeğinizi bir emzirme rutinine koymayı beklemeyin. Bebeler genellikle 6-8 haftada kendi rutinlerini oturturlar. Unutmayın ki bebek emdikçe, süt yapımı da artmaktadır.

- Bebekler hızlı büyüme dönemlerinde daha çok emmek isterler (genellikle 2-3 hafta, 6 hafta ve 3. ayda)

- Doktorunuz önermediği sürece bebeğe su, şekerli su veya mama vermeye hiç gerek yoktur. İlk 6 ay anne sütü bebeğin tüm ihtiyaçlarını karşılamaya yeter.

- Bebeğinizin veya sizin hasta olduğunuzu hissettiğinizde ilaç kullanmadan önce mutlaka doktorunuzu arayın.

SAĞILMIŞ ANNE SÜTÜNÜ NASIL SAKLAYABİLİRSİNİZ?

50-100cc sağılmış anne sütünü temiz bir kap veya süt saklama poşetine koyun. Donarken süt genişleyebileceğinden, tepeleme doldurmayın. Tüm torbalara mutlaka tarih ve miktar yazın. Sütü derin dondurucunun kapağına değil, en soğuk noktasına koyun.

GÜVENLİ SÜT SAKLAMA KOŞULLARI

- Odanın serin bir yerinde 6-8 saat

- Buzdolabının rafında 72 saat (3 gün)

- Buzdolabının buzluğunda 2 hafta-2 ay arası

- Derin dondurucuda 6 ay

Her zaman önce en eski tarihli sütü kullanın.

DONDURULMUŞ ANNE SÜTÜNÜN ERİTİLMESİ VE ISITILMASI

Sakladıüınız anne sütünü kesinlikle ocağın üstüne veya mikrodalga fırına koymayın. Bu sütün proteinini bozar ve sütün içinde oluşan sıcak noktalar bebeğinizin ağzını yakabilir. Süt poşetini bir kaba koyduğunuz ılık suyun içine ağzı dışarda kalacak şekilde batırarak çözülmesini sağlayın (ben-mari usulü) ve salladıktan sonra sıcaklığını kontrol ederek bebeğinize verin.

UNUTMAYIN: Çözülmüş süt kullanılana kadar buzdolabında saklanmalıdır ve 24 saat içinde kullanılmalıdır. Bebeğinizi besledikten sonra sütün arta kalanını atın.

Yenidoğan Döneminde Emzirme Sorunlarına Bağlı Gelişen Dehidratasyon Olguları

bebek_6 yeni doğan bebek yeni doğan bebek

Amaç: Son yıllarda sonuçları çok ağır olabilen anne sütü (AS) yetersizliğine bağlı yenidoğan dehidratasyon olgularında artış gözlenmiştir. Çalışmanın amacı hastanemizde yatarak izlenen yenidoğanlarda AS yetersizliğine bağlı dehidratasyon sıklığı ve olguların özelliklerini incelemek ve koruyucu önlemler almaktır.

Gereç ve Yöntemler: Çalışma 1 Ocak 2005-31 Aralık 2006 tarihleri arasında yapıldı. Hastanemiz yenidoğan yoğun bakım ünitesinde AS alım yetersizliğine bağlı dehidratasyon teşhisi konan, term ve terme yakın olgular çalışmaya alındı. Olguların doğum ağırlığı, doğum haftası, başvuru şikayetleri, anne sütü verme sorunları, fizik muayene bulguları, patolojik ağırlık kaybı oranları, kan üre ve sodyum değerleri ile anne sütünün yetersiz alımına bağlı komplikasyonlar prospektif olarak kaydedildi. Başka bir nedenle indirekt hiperbilirübinemi ve böbrek yetmezliği olanlar çalışmaya alınmadı.

Bulgular: Anne sütü yetersizliğine bağlı yenidoğan dehidratasyon oranı %3.1 ve hipernatremik dehidratasyon %2.7 olup olguların %60’ı erkek, ortalama doğum haftası 39±1.2 (36-41), doğum ağırlığı 3199±442 (1960-4180) gramdı. Annelerin %60’ının ilk doğumuydu. En sık başvuru nedeni ateş (%60.1), en sık fizik muayene bulgusu dehidratasyon (%77.1)’du. Olguların ortanca ağırlık kaybı %14.3’tü. Annenin göğüslerinde dolgunluk olması, günde iki litreden daha az sıvı alması ve bebeğin çok uyumasıyla (>3 saat) ağırlık kaybı oranı arttı (sırayla p= 0.02, 0.01 ve 0.03). Kayıp oranı ile sodyum ve kan üre azotu değerleri pozitif ilişki gösterdi (Spearman’s rho= 0.54). Bir olguda subaraknoid kanama ve beyin ödemine bağlı ölüm görüldü.

Sonuç: Anne sütü yetersizliğine bağlı yenidoğan dehidratasyon olgularını önlemek için anne sütü eğitiminde anneler hipernatremiye karşı uyarılmalıdır. İlk hafta içinde yetersiz süt alımı bulguları değerlendirilmeli, gerekirse geçici olarak formula verilmeli ve özellikle ilk doğumu olan annelere destek olunmalıdır.

Dr. Yıldız DALLAR,a Dr. Ülkü TIRAŞ,a Dr. Rukiye ÜNSAL SAÇ,a

Dr. Songül GÖKAY,a Dr. Zeynep BIYIKLIb

aÇocuk Kliniği, Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi,

bBiyoistatistik ABD, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, ANKARA


Turkiye Klinikleri J Pediatr 2007, 16:238-244

    Yenidoğan İdrar Yolu Enfeksiyonlarında Tedavi ve Prenatal Risk Faktörleri

    Aydan Şirin

    Üriner sistem enfeksiyonu (ÜSE) ateş şikayeti ile başvuran, yenidoğanlarda raslanılan en sık nedenlerden biridir. Yenidoğan’ın immun sisteminin immatür olması ürosepsis olasılığını artırır. Bu nedenle yenidoğanda ÜSE’larının erken tanı ve tedavisi önemlidir.

    Yenidoğan term bebeklerde ÜSE insidansının %0,1 -%1 arasında olduğu bildirilmiştir. Düşük doğum tartılı yenidoğanlarda ise insidans %10 gibi daha yüksek değerlerdedir. Yenidoğan erkeklerde sıklık kızlardan fazladır.

    ÜSE’larının tanısı idrarda anlamlı bakteriürinin saptanması ile konur. Normal koşullarda idrar kültürü için alınan idrar örneklerinde bulaşma olasılığı yüksek olduğundan; idrarın suprapubik aspirasyon ya da kateter ile alınması önerilir. Kateterle alınan örnekte ilk 2-3 cc lik idrarın atılması ve daha sonra gelen idrardan örnek alınması uygundur. Suprapubik aspirasyon %0,6 oranında hematüriye yol açan kısmen invazif bir yöntem olmakla birlikte sağlıklı bir idrar kültürü alabilmek ve erken  tanı ve tedavi yapabilmek  için bu risk göze alınabilir. Steril torba tekniği ile alınan idrar örneklerinde “steril” olduğu belirtilen sonuçlara güvenilebilir, fakat ajan patojen üremeleri bulaşma riskinin yüksek olması nedeni ile kuşku ile karşılanır. Tam idrar tahlilinde ÜSE’nunu düşündüren bulgular her zaman olmayabilir.

    Yenidoğan da ÜSE semptomları çok belirgin olmayabileceği gibi spesifik de değildir. Tanı koymak için hekimin şüphe eşiğinin düşük olması gerekir. Ateş, emme güçlüğü, kusma, ishal, uzamış yenidoğan sarılığı, irritabilite, letarji, asidoz, abdominal distansiyon gibi belirti ve bulguları olan  yenidoğanlarda ÜSE’ları tanı olasılıkları arasında ön sırada olmalıdır. Ateş nedeni ile incelenen yenidoğandanlar %7,5 oranında ÜSE saptandığı bildirilmektedir. Term yenidoğanlarda 2 haftayı pretermlerde 3 haftayı geçen sarılıklarda ÜSE araştırılmalıdır.

    Yenidoğanda ÜSE etkenleri arasında en sık görülen E.Coli’dir. Klebsiella, Pseudomonas Auriginosa (özellikle yoğun bakımda yatan yenidoğanlarda), B grubu streptokok, Stafhilokok Aureus, Enterecoccus pp, Enterobacter,  Citrobakter, Candida gibi ajan patojenlerde ÜSE’ye yol açabilmektedir.

    ÜSE olan Yenidoğanın  kan üre, kreatinin değerleri gibi böbrek fonksiyonlarını gösteren parametreler ve elektrolit düzeyleri bilinmelidir.

    ÜSE olan yenidoğanlarda bakteremi insidansı % 30 gibi yüksek değerlerdedir. Bu nedenle yenidoğanlarda ÜSE’larının sepsis gibi tedavi edilmesi önerilir. Henüz enfeksiyondan sorumlu organizmanın bilinmediği dönemde Ampisilin+gentamisin kombinasyonu parenteral olarak başlanmalıdır. Gentamisin toksitesi dikkatle izlenmelidir. İdrar kültürü sonucuna göre gerekirse antibiyotik değiştirilmeli tedavi etkin antibiyotik ile 10-14 gün sürdürülmelidir. ÜSE geçiren yenidoğanlarda profilaksi yapılmalıdır. Bu dönemde için profilakside kullanılabilecek antibiyotik Amoksilin 15-20 mg/kg olarak önerilmektedir. Yenidoğan dönemi geçtikten sonra profilakside kullanılan diğer antibiyotiklerle değişim yapılabilir.

    ÜSE geçiren yenidoğanlar hazırlayıcı nedenlerin varlığını saptamak amacı ile incelenmelidir. Bu hastalarda %26-35 civarında üriner sistem  malformasyonu saptanmakta ve bunlarında çok önemli bir kısmını vezikoüretral reflü olduğunu bilinmektedir.

    Son yıllarda gebeler ultrason ile izlenmekte fetustaki üriner sistem anomalileri de bu yöntemle belirlenebilmektedir. İntrauterin dönemde fetusta saptanan sık renal patolojilerden biri pelvikalisiyel dilatasyonlardır. Bu hastalara doğumdan sonra önerilen algoritmalar yardımı ile izlenmelidir.

    Prognoz altta  yatan hazırlayıcı faktörlerin varlığına ve ağırlığına , tedavinin erken ve etkili oluşuna, hasta izleminin iyi yapılıp yapılmadığına bağlı olarak değişir.

    Kaynaklar

    1. Sarah S, Long MD, Jerome OK: Bacterial infections of the urinary tract.İnfectious diseases of the fetus and newborn infant.Eds: Remington and Klein. 5 th Edition, Chapter 24:1035-46. 2001.

    2. Muhammed M. Tamim , Hassan Alasseh ,Hany Azız:Analysis of the efficacy of urine culture as part of sepsis evaluation in the premature infant.Pediatric infection disease journal Vol 22,Number 9.2003.

    3. Dar-Shong L,Shing-Huey H, Chun-Chun Lin:Urinary tract infection in febrile infants Younger Than Eight weeks of Age. Pediatrics vol:105, Number 2, pe 20. 2000.

Bebeği Biberonla Beslemek

biberon bebe biberon

Bebeğinizi anne sütü yerine biberonla beslemeyi tercih edrseniz bunun dezavantajlarının yanında avantajlarıda vardır.Besleme işlemini bir başkasıda yapabilir,bebeğinizin ne kadar süt aldığınıda görebilirsiniz. Biberonla beslemenin en büyük dezavantajı bebeğinizde mide rahatsızlıkları ve ishale yol açacak bakterilere karşı daha dikkatli olmanız gerekecektir. Bunun için kullanacağınız tüm gereçleri sterilize etmelisiniz. Mama hazırlarken de hazırlama şekline harfiyen uymalısınız. Biberon memesinin deliklerini de sık sık kontrol etmelisiniz. Delik çok küçük olursa bebeğiniz boşa çaba harcar va yorulur. Biberon ile beslenen bebekler daha sonra anne memesini almakta zorlanabilirler. Kauçuk meme, uzun olup bebek çekmek zorunda kalmaz. Biberondan sonra anne memesine geçilen bebekler meme başını lastik meme gibiymişcesine emmeye çalışırlar. Meme başını çekmeyi öğrenemezler.

    Bebek sadece meme başının ucunu emecek olursa:

  1. Anne ağrı hisseder ve meme başı derisi zedelenebilir.
  2. Bebek, laktiferöz sinüslara basınç yapamayacağı için süt akımı yetersiz olur.
  3. Meme başına, oksitosin ve prolaktin reflekslerinin yeterli çalışması yönünden yeterli uyaran olamaz. 
  4. Bebek sinirlenir ve emmeyi rededer. Bu durumda anne sütün yetmediğini düşünür.
  5. Bu durum meme başı şaşkınlığı olarak isimlendirilir. Anne ve bebek eğitilmelidir.

Emme Sorunları: Biberondan emmeyi öğrenen bebek, anne memesini reddeder. Meme başı şaşkınlığı adı verilen bir tablo ortaya çıkar. Anne sütü ile beslenmenin yetersiz ve başarısız oluşu çoğunlukla birkaç kez bile olsa denenen biberondur.

Biberon Çürüğü : Normal koşullarda süt sıvı bir besin maddesi olduğundan ağızda çok kalmaz ve çürük oluşumuna neden olmaz. Ancak halkımız arasında çocuğun şekerli süt ile doldurulmuş biberonla beslenmesi ve bala veya reçele batırılmış yalancı emziğin uyumadan önce emdirilmesi  yaygın bir alışkanlıktır. Ayrıca bazı anneler bebeklerini 2 sene gibi uzun bir süre anne sütü ile beslemektedirler. İşte bu şekilde beslenen çocuklarda 2-6 yaş arasında özellikle üst ön dişlerde yaygın kahverengi çürükler görülmektedir. Hatta çok ileri vakalarda dişlerin tamamı çürümektedir. Bu olay biberon çürüğü olarak adlandırılır. Etken devam ederse süt azılar da etkilenir.

Sağlığınız için balık tüketin

hamsi yemeği Balığın anne sütünden sonra en değerli besin kaynağı olduğu açıklandı.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Su Ürünleri Fakültesi Avlama ve İşleme Teknolojisi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatma Arık Çolakoğlu, balığın, anne sütünden sonra en değerli besin olduğunu bildirdi.

Doç. Dr. Çolakoğlu, açlık duygusunu gidermek ve karın doyurmak için yemek yemenin iyi beslenme olmadığını, karın doyurmanın normal büyüme ve gelişmeyi sağlamadığı gibi sağlığı da korumadığını söyledi.

Balık etinin ucuz protein ve enerji kaynağı olduğunu belirten Doç. Dr. Çolakoğlu, kolay sindirilebilir, protein, doymamış yağ asitleri, iyot ve selenyum kaynağı olması nedeniyle beslenme açısından çok değerli olduğunu kaydetti.

Dengeli beslenmenin esas ögesinin protein olduğunu belirten Doç. Dr. Çolakoğlu, şöyle konuştu:

"Tüketimi en yaygın olan hayvansal protein ettir. Etin protein kalitesi, hayvan türüne göre farklılık gösterir. Balık eti, aminoasitlerin hepsini içermesinden dolayı oldukça değerlidir. Etin içerdiği bağ dokusunun oranı onun hazmedilebilirlik düzeyini belirler. Balık eti, düşük oranda bağ dokusu içermesi nedeniyle sığır etine oranla daha kolay hazmedilir ve vücutta daha kısa sürede kullanıma sunulur. Anne sütü biyolojik değer açısından 100 olarak kabul edilirse takip eden sıralamada 93 ile deniz balığı, 89 ile inek sütü, 87 ile sıcakkanlı hayvanların eti gelmektedir. Balık, anne sütünden sonra en değerli besindir. Normal şartlarda 200 gram tüketilen balık eti, bir insanın günlük protein ihtiyacının yüzde 70'ini karşılamaktadır.

Balıkların Besin Değeri Ve Sofradaki Yeri

Balık ana gıda maddelerimizin arasında önemli bir yer alır. Yurdumuzun üç tarafının denizlerle çevrili oluşu, verimli akarsularımızın ve göllerimizin çokluğu dolayısıyla, su ürünleri hatırı sayılır bir besin potansiyelimizdir.

Su ürünleri ve özellikle de, balık çabuk ürediği ve bolca avlanıldığı için, genellikle etten ucuzdur ve her aile bütçesine uygundur. Bununla birlikte, yurdumuzda bu besi değeri yüksek su ürünlerinden gereğince yararlanıldığı da söylenemez. Halbuki balık, etin besin özelliklerini taşıdığı gibi, sindirilmesi de kolay oluşu için bazı durumlarda ete tercih edilebilir.

Balık etinde, büyütücü, geliştirici, onarıcı besin (protein), hemen hemen tüm vitaminler, kalsiyum, fosfor, iyot, klor, vb. gibi madensel tuzlar bol miktarda bulunmaktadır. Bu nedenle, çocukların kemik ve zeka gelişmesinde balık etinin büyük yararı görülür. İngiltere gibi çok balık tüketilen ülkelerde sabah kahvaltısında bile balık eti yenmektedir. Bileşiminde karbon-hidrat (şeker-nişasta) bulunmadığından, balık eti şeker hastalarında bile tavsiye edilir. Balığın sofradaki yeri, çorba ve yumurtadan sonra gelir, yani et ve tavuktan önce servis edilir.

TAZE BALIK

Taze balık ne kadar doyurucu ve lezzetli bir besinse, bayatlamış balıkda o derece nahoş ve tehlikelidir. Aşırı toksin taşıyan bayat balık sağlık için son derece zararlı olup, bazı kereler insanı zehirleyerek ölümüne bile neden olabilir.

Taze balığın özellikleri şöyle sıralanabilir.

1. Gözleri canlı, parlaktır ve çukura kaçmamıştır.

2. Eti sert ve diridir, parmakla basınca çukurlaşmaz.

3 Solungaçları parlak kırmızı renktedir.

4. Kuyruğu gevçekçe sallanmaz.

5. Pulları derisinden kolayca ayrılmaz.

6. Deniz kokuludur.

EVDE BALIĞIN SAKLANMASI

Balık taze olarak temizlenip, hemen pişirilmelidir. Sudan çıktığı andan itibaren bayatlama süreci başladığından tüm su ürünleri lezzetlerinden her geçen saat bir miktar kaybeder.

Eğer hemen pişirilmeyecekse balığı temizleyip, iyice yıkadıktan ve kandan arındırdıktan sonra, bir naylon torbaya yada ağzı kapalı bir kaba koyarak buzdolabının soğuk yerinde, kar veya buz üzerinde saklamalıdır. Tüm diğer hayvansal besinlerde olduğu gibi tuzlama da, bayatlamaya karşı koruyucu bir önlemdir. Soğuk ortamda da saklansa, balık dondurulmadığı takdirde bir kaç günde tüketilemeyecek hale gelir. Dondurulmuş balıklarında, buzu çözüldükten sonra hemen pişirilmeleri gerektiği, bir kez daha dondurulup saklanamayacakları unutulmamalıdır.

Anne Sütünü Nasıl Arttırabiliriz?

 

emzirme-bebek-anne-sutu-sagma emzirme-bebek-anne-sutu-beslenme emzirme bebek emzirme emzirme

Emzirmek, annenin bebeğine vereceği en güzel armağan, onun için yapabileceği en iyi şeydir. Bebek için en iyi beslenme, hayata sağlıklı bir başlangıç yapma yoludur. Emzirmenin başlatılıp sürdürülebilmesi için özellikle bebeğin babası olmak üzere tüm aile anneyi desteklemeli; gebelikte takibini yapan doktoru, çocuk doktoru ve aile hep birlikte olumlu, destekleyici bir tutum içinde olmalıdırlar. Bu yazıda, annelere anne sütünü arttıracak bazı önerilerimizi sıralayacağız.

Daha Sık Emzirin: Yenidoğan bebeğinizi en az 2 saatte bir emzirin, uyuyorsa uyandırın. Gece ise, 4-5 saatten uzun uyumasına izin vermeyin, uyandırıp emzirin. Bebeğin sık sık emmesi anne sütünü arttıracak en önemli etkendir. Bu durum, ilk günlerde yeni anne için biraz yorucu olsa da, emzirmenin başarıyla sürmesi ve bebeğin kilo alması ona bu ilk sıkıntıları unutturacaktır.

Emzirmek İçin Göğsünüzün Dolmasını Beklemeyin: Göğsünüzde her zaman bebeğe yetecek süt vardır, emzirme sırasında da, hormonal uyarıyla vücut yeniden süt üretecektir. Göğüslerin çok dolu olması bebeğin daha çok doyduğunu göstermez. Aynı şekilde, bazen pompayla sütü sağan anneler gelen miktar karşında hayal kırıklığı yaşayabiliyorlar. Pompayla çektiğiniz miktar, bebeğin memede ne kadar alabildiğinin bir ölçüsü değildir. Bebeğin yeterince beslendiğini ancak kilo alışıyla anlayabiliriz.

Daha Uzun Süre Emzirin: Bebeğin belli bir süre değil, bir göğsü bitirene kadar emmesini sağlayın, sonra da öbür göğse geçin. Böylece, hem önce gelen sulu sütü, hem de sonra gelen yağlı sütü alacak, vücudunuz da süt yapımı için gereken uyarıları almış olacaktır.

Emzirme Sırasında Bebeği Mümkün Olduğunca Çıplak Bırakın: Emerken kolay yorulup bırakan, uyuyakalan bebekler; bezleri kalacak şekilde soyulup anneyle cilt teması sağlanırsa daha uzun ve etkili emmeleri sağlanabilmektedir. Üşümemesi için bir örtü ile korunarak emmesi sağlanabilir. Emerken özellikle bebeğe eldiven giydirmemeli, anneye dokunabilmesine fırsat vermeliyiz.

Emzirmeye ve Kendinize Odaklanın: Yenidoğan bebeğini emziren anne önceliğinin emzirme olduğunu bilmelidir. Dinlenmeye, dengeli beslenmeye zaman ayırmalı, babadan emzirme dışı işlerde yardım almalıdır. Ev işlerini de bebekle birlikte mükemmel bir şekilde yürütmesi gerekmediğini kabullenmeli, her şeyi hallederim deyip kendini strese sokmamalıdır.

Biberon, Emzik Vermeyin: Emzirme dengesi kurulup bebek kilo almaya başlayana kadar (tercihen ilk 1 ay ) bebeğe biberon, emzik vermeyin. Böylece tüm emme faaliyetini memede gerçekleştirecek, süt yapımını uyarmış olacaktır.

Ne Yemeli Ne İçmeli ?

  • Yaklaşık günde 3 litre su,
  • Günde 2 bardak süt,
  • Havuç veya rendelenmiş havuç,
  • Hurma,
  • Kuru veya Yaş Dut,
  • Üzüm veya Dut Pekmezi,
  • Isırotu, Papatya, Rezene, Anason Karışımlı Çay,
  • Sulu ve Tatlı Taze Meyveler,
  • Yeşil Sebze ve Salatalar,
  • Nar, Elma Suyu,

Yenidoğan bebeklerin ilk günleri

yeni doğan bebek yeni doğan bebek yeni bebek

Yenidoğanı ısıtalım...

Yeni doğan bebek doğumla beraber solunumunun başlaması, kalp dolaşımının normal yetişkinlerdeki şekle dönmesi ile dış ortama uyum sağlar.

Doğumdan sonra bebeğe en önemli yardım ortam ısısını uygun düzeyde tutmaktır.

Bebeği hiç vakit geçirmeden anne sütü ile beslemeye başlamak gerekir. Doğumdan sonra vücut ısısının düşmesi bebeğin dış ortama uyumunu gücleştirir ve enerji ihtiyacını artırır. Bu nedenle bebeği vücut ısısı düşüklüğünden korumak için doğum odasının ısısının 22-27 derece civarında bulunması, bebeğin doğar doğmaz ısıtılmış havlular ile kurulanması, ısıtıcı altında gerekli ilk değerlendirmeden sonra uygun giysilerin vakit geçirmeden giydirilmesi gerekir. Zamanında doğmuş ve normal kilodaki sağlıklı bir yeni doğanın bulunduğu odanın ısısı bebek giyimli olduğu halde 22-24 derece olmalıdır.

Bebek hemen kilo almaz...

Zamanında doğan, normal bir yeni doğanın ortalama ağırlığı 3500 gm dır. Normal bebeklerin % 95'i 2500 ile 4250 gm arasında bulunur. 2500 gm altındaki bebekler doğum haftalarına göre olmaları gerekenden düşük ağırlıklı bebekler olarak kabul edilirler ve bu bebeklerin enerji depoları yeterli olmadığı için erken beslenmeleri çok önemlidir. Bebeklerin doğum kiloları Anne'lerin vücut yapıları ile de ilişkili bulunmuştur. Iri yapılı Anne'lerin bebekleri genellikle daha kilolu doğmaktadır. Hayatın ilk 3-5 gününde zamanında doğmuş bebekler doğum ağırlıklarının % 5 kadarını kaybederler, ve 8-12. günlerde doğum kilolarına ulaşırlar. Bu kayıp normal kabul edilmekle beraber erken ve yeterli beslenmenin başlatılması ile kayıp azalmaktadır. Bebekler bundan sonra ilk aylar genellikle günde 20-40gm kadar kilo alırlar.

Zamanında doğan bir bebeğin ortalama boyu 50 cm, baş çevresi ise 35 cm dir. Bebeklerin %97 'sinin baş çevresi 33-37 cm arasında bulunur . Baş çevresinin normalin altında kalması, beyin gelişiminde gerilik, aşırı büyümesi ise beyin boşluklarında normalden fazla beyin omurilik sıvısının toplanmasına işaret eder. Bu nedenle baş çevresi ölçümleri boy ve kilo ile beraber ilk yıl her ay düzenli olarak yapılmalıdır.

Yeni doğanın görünümü..

Yeni doğan bebeğin cildi doğumdan hemen sonra kırmızımsı mavi renktedir, bir kaç saat içerisinde kırmızı-pembe renge döner. El ve ayakların ise ilk gün içinde mor olması anormal sayılmaz, bununla birlikte el ve ayakların belirgin mor ve soğuk olması durumunda bebeğin vücut ısısı kontrol edilmeli ve uygun ortam ısısı sağlanmalıdır. Yeni doğan bebeğin derisi verniks kazeoza denilen yağ tabakası ile örtülüdür. Bu yağ tabakası hem bebeğin ısı kontrolünü sağlamaya yardım eder hemde deriyi dış etkilerden korur. Bu nedenle yüz bölgesi dışındakiler silinmemeli, verniksin bir iki gün içerisinde kendiliğinden kaybolması beklenmelidir.

Bebeğinizi gün ışığında inceleyin...

Yeni doğanda hastalık belirtisi olabilecek morarma, döküntü, daha sonra ayrıntılı olarak sözünü edeceğimiz sarılık ancak bebeğin cildinin gün ışığı veya aydınlık ortamda gözlenmesi ile fark edilebilir. Bu nedenle anne bebeğini iyi ışık alan bir ortamda günde birkaç kez gözlemelidir.

Yeni doğan bebekte baş kemiklerinin üst üste binmesi ve kafa kemiklerinin yumuşak oluşuna bağlı olarak başta şekil bozuklukları normaldir ve bir kaç gün içerisinde düzelir.

Yenidoğan ne görür, ne duyar?

Yenidoğan bebeğin duyu organları genellikle iyi gelişmiştir. Görme yeteneği doğumdan itibaren vardır. Bebek parlak ışıkta gözlerini kapar. Bazen göz hareketleri düzenli değildir ve şaşılık gözlenebilir. Ancak kayma sabit ise bu durum normal kabul edilmemeli ve göz hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır. 1-2 haftalık bebek eşyayı kısa süreli ve ancak 45-90 derece kadar takip etmeye başlar.

Bebeğin işitme duyusu ise sesli uyarıya bebeğin sıçrayarak, ağlayarak cevap vermesi veya emmekte olan bir bebeğin emmeye ara vermesi ile anlaşılabilir.

Sağlıklı bir yeni doğanın solunumu düzenlidir. Inleme, hırıltı, morarma hastalık belirtisi olabilir ve bir çocuk hekimince kontrolü gerektirir.

Meme bölgesinde sıklıkla gözlenen şişlikler normaldir ve bir kaç haftada kendiliğinden geriler. Ovulmamalı ve sıkılmamalıdır.

Ilk dışkılama, ilk idrar...

Bebeğin dışkısını ilk 48 saat içerisinde yapması beklenir. Bebeklerin bir çoğu mekonyum denilen koyu yeşil yapışkan dışkıyı ilk 24 saat içinde yapar. Anne sütü alan bebeğin dışkısı 3-4. günlerde parlak, altın sarısı renge dönüşür. Dışkılama sayısı bebekten bebeğe değişkenlik gösterir. Günde 8-10 kez dışkılayan bebekle gün aşırı dışkılayan bebek normal gelişem gösterebilir. Anne sütü alan bebeklerin çoğu dışkılarında küçük beyaz gıda parçacıklar bulunan dışkı yaparlar. Bebeklerin bir çoğu ilk 24 saat içerisinde idrar yaparlar. Yenidoğan döneminde idrardaki ürat kristallerine bağlı olarak bezde turucu pembe renkli leke görülebilir bu endişe duyulacak bir durum değildir bir süre sonra kaybolur.

Yenidoğanda cinsel organlar...

Zamanında doğan erkek bebeklerin büyük çoğunluğunda yumurtalıklar torbalara inmiştir. Ancak % 2-10 kadarında inmemiş bulunabilir . Birinci yıl sonunda hala inmemiş ise çocuk cerrahına başvurulmalıdır. Ilk 3-4 ayda torbalarda, fazla sıvı toplanmasına bağlı şişlik normal kabul edilir. Çoğu zaman kendiliğinden düzelir. Devam ederse doktora baş vurulmalıdır. Sünnet derisinin dar olması normaldir ve eğer bebek idrar yapmakta güçlük çekmiyorsa deriyi zorlamamak gerekir.

Kız bebeklerde vaginadan koyu, beyaz bir akıntının gelir. Bu durum bazen 1-2 hafta sürer. Bazende anneden geçen hormonlara bağlı olarak az miktarda kanlı akıntı görülebilir. Bu kanama bir hastalık belirtisi değildir

Çocuk hekimi bebekte kalça çıkığı kontrolü yapar. Kalça gelişiminin normal olabilmesi için kundak yapılmamalı ve geniş ara bezi kullanılmalıdır.

YENI DOĞAN DÖNEMINDE SIK KARŞILAŞILAN SORUNLAR

Yeni doğan sarılığı nedir?

Yeni doğanda sarılık, en sık karşılaşılan sorunlardan biridir. Ilk hafta içinde zamanında doğmuş bebeklerin % 50 sinde, erken doğan bebeklerin %85 inde sarılık ortaya çıkar. Yeni doğanda sarılığın nedeni bebeğin kanında bilirübin denen bir maddenin fazlalaşmasıdır

Bebek kanındaki bilüribin nereden gelir?

Kanda yaşam süresini dolduran alyuvarlar parçalanır, ortaya bazı maddeler çıkar . Bunların başında bilüribin vardır. Bu madde karaciğerde bir takım işlemlerden geçtikten sonra safra aracılığı ile bağırsaklara geçer ve dışkı ile atılır. Böylece kanda bilüribin düzeyleri değişmez. Yeni doğanda bilüribin düzeyleri 2-4 mg/dl kadardır. Bilüribin düzeyi 5mg /dl yi aştığında sarılık fark edilir hale gelir ve ilk olarak göz akları sararır. Kan bilüribin düzeyleri ile sarılığın vücuttaki dağılımı arasında iyi bir uyum vardır. Bilüribin 5-8m/dl olduğunda sarılık baş ve boyundadır, 8-10mg/dl de gövdenin üst kısmında, 10-13 mg/dl de gövdenin alt kısımlarında, 13-16 mg/dl de kol ve bacaklarda izlenir. El ve ayaklara kadar inmiş sarılıkta bilirübinin 20 mg /dl civarında olduğu düşünülür. Ancak bu değerlendirme klinik deneyim gerektirir ve yanılmalara neden olabilir. Bu nedenle şüpheli her durumda laboratuarda kanda bilüribin ölçtürmek en uygunudur.

Fizyolojik sarılık nedir?

Yeni doğan bebeklerin bir çoğunda bilüribin düzeyleri yükselir. Bu geçici yükselmeye fizyolojik sarılık denir. Yeni doğanın alyuvar hücreleri daha kısa ömürlüdür. Karaciğerde işlemden geçirilecek bilüribin yükü fazladır. Yeni doğanın karaciğeri de henüz bu bilüribini işleyecek durumda değildir. Böylece fizyolojik sarılık meydana gelir. Erken doğan bebeklerde sarılık daha sık ve şiddetli görülür. Fizyolojik sarılık genellikle doğumdan sonraki 2-3. günlerde ortaya çıkar ve 7-10 günde kaybolur. Erken doğan bebeklerde sarılığın ortaya çıkması daha geç olurken kaybolması da geç olur. Kaybolma en son göz aklarında olur. Fizyolojik Sarılıkta bilüribin düzeyleri zamanında doğanarda 12mg/dlyi, erken doğanlarda 15mg/dl yi geçmez.

Fizyolojik olmayan (tehlikeli) sarılıklar...

En başta kan uyuşmazlığına bağlı sarılıklar görülür. Kan hücrelerinin bazı yapısal bozuklukları da sarılığa neden olabilir. Yeni doğan sarılığı tedavisi mümkün olan bir hastalıktır . Ancak çok fazla artmış bilüribin beyine geçerek kalıcı harabiyet yaptığından hekim tarafından dikkatle izlenmesi gereklidir.

Sarılığın tedavisi...

Sarılığın tedavisi bilüribin yüksekliğine yol açan sebebi ortadan kaldırmaya ve beyin harabiyetini önlemeye yöneliktir. Bilüribin düzeylerini belirlenen düzeylerin altında tutmak için öncelikle bebeğin yeterli sıvı ve kalori almasını sağlamak gerekir.

En sık fototerapi denen ışık tedavisi uygulanır. Bu tedavi ile bilüribin, ışık etkisi ile vücuttan kolay atılabilen, suda erir hale getirilir. Zamanında doğan bir bebekte fototerapi bilüribin düzeyi 15mg/dl yi aştığında uygulanır.

Tedavide son basamak kan değişimidir. Kan değişimi genellikle kan düzeyi 20mg/dl yi aştığında uygulanırsa da, kan değişimi için konulan sınırlar bebeğin doğum haftasına, doğum kilosuna, sarılığın nedenine ve bebekte mevcut ilave hastalıkların varlığına bağlı olarak değişmektedir.

Kusma ve Gaz Sancıları...

Bebeklerin bir çoğu meme emerken bir miktar hava yutarlar. Karında emilen sütle beraber şişlik meydana getiren bu durum bebeği rahatsız eder. Çoğu bebekler sıklıkla beslenmenin sonunda rahatça gaz çıkarır. Çoğu bebek gaz çıkarma sırasında emdikleri sütün bir kısmını çıkarır. Bu bir hastalık belirtisi değildir. Beslenmeden bir süre sonra peynir kesiği gibi olan kusmalarında, eğer bebek sağlıklı ise ve kilo alımında sorun yok ise üzerinde durulmamalıdır.

Tehlike işaretleri...

Bebek çok fazla ve sürekli kusuyorsa, kilo alımı yeterli değilse ve bebekte kusma ile beraber başka olağan dışı belirti var ise doktora başvurulmalıdır. Özellikle 2-3 haftadan sonra fışkırır gibi bol kusmalar mide ile oniki parmak bağırsağı arasında tıkanıklık belirtisi olabilir. Her yaşta bebek için yeşil safralı kusma barsak tıkanıklığına bağlı olabilir. Ateş ile beraber kusma ve beslenme güçlüğü infeksiyon hastalığında görülebilir. doğuştan bazı hastalıklarında ilk belirtileri kusma olabilir. Özetlenecek olursa çoğu kez kusma, hastalık belirtisi olmaksızın bir süre sonra azalmaktadır. Ancak çok kusan bebekler doktor gözetimi altında olmalıdır.

Bebeğin Yatışı...

Bebeği daima sırtüstü yatırın. Karın üstü yatırılan bebeklerde ani beşik ölümü denilen acı olayla karşılaşma olasılığı vardır. Yatak odasının sıcaklığı 18-20 derece olmalıdır. Ince hafif battaniyelerle bebeğin ısısı ayarlanabilir. kaynak:hasta rehberi

Emzirme Nasıl Yapılmalıdır

emzirme-bebek-anne-sutu-sagma emzirme-bebek-anne-sutu-beslenme emzirme

EMZİRME NE ŞEKİLDE YAPILMALIDIR?

Emzirmeye, doğum şekli normal veya sezaryen olsun, mümkün olduğunca doğumdan hemen sonra başlanmalıdır. Çünkü saatler süren doğum eylemi sonrası dünyaya gelen bebek yorgundur ve acıkmıştır.

Her gebe kadının vücudunda, hamilelik süresinde bebeğini emzirebilmesi için gerekli değişimler olmaktadır. Bu yüzden her anne emzirme yeteneğine sahiptir. Önemli olan bu yeteneğini uygun şekilde kullanabilmektir.

Loğusalıkta annenin dikkat etmesi gereken iki önemli konu vardır. Bunlardan birisi sık olarak sıvı tüketmek, bir diğeri ise emzirmek…

Sütün bol ve uzun süreli gelebilmesi için bebek her istedikçe ve de sık sık emzirilmelidir.

Emzirmede her iki göğüs birden kullanılmalıdır. Daima bir önceki emzirmede kullanılan son göğüsten başlanmalıdır.

Emzirmede en rahat pozisyon seçilmeli ve bebeğin başı ve gövdesi tam olarak anneye dönük olmalıdır.

Emzirme meme başından değil, meme başı çevresindeki koyu renkli kısmı kaplayacak şekilde yaptırılmalıdır.

Göğüs temizliğinde sık sık sabun kullanılmasından kaçınılmalıdır.

Bebekler doğduklarında hayatlarının ilk 4 gününde kendilerine yetecek kadar vücutlarında yedek su ile birlikte doğarlar. Bu nedenle anne sütü bollaşana kadar dışarıdan su veya diğer içeceklerin verilmesine gerek yoktur.

Gereksiz yere başlanan ek gıdalar sonucunda bebekler kısa sürede anne sütünü bırakabilirler.

İlk 4 ay içerisinde bebeklere anne sütü dışında su dahil hiçbir ek gıda verilmemelidir.

"Her açıdan sağlıklı bir anne ve sağlıklı bir bebek sahibi olmak için bebeğinizi düzenli olarak emzirin"

Web Stats