Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Kadınca Yaşam

9 tane "bebek" etiketli yazı bulundu "bebek" tagli diger ogeler resimler , videolar

Yanlış yıkanan bebek kıyafetleri, alerji sebebi

bebek Uygunsuz deterjan kullanımı, bebeklerin cildinde kaşıntı, kızarıklık ve beneklenme gibi yan etkiler oluşturuyor. Yanlış deterjanla yıkanmış giysilerin giyilmesi bebek cildinde kontakt dermatit denen alerjik cilt reaksiyonunun önünü açıyor.

Pediatri Uzmanı Dr. Ayla Kamburoğlu Gökse, hassas olan bebek cildinin korunması gerektiğini belirtiyor. Bunun nedenini 'bebek cildinin dış etkenlere karşı koruyucu tabakasının tam olarak oluşmaması' olarak açıklayan Gökse, bebeğin hassas ten özellikleri ve bebek cildinin pH değeri göz önüne alınarak özel hazırlanmış deterjanların kullanılmasını tavsiye ediyor.

Bunun yanında yumuşak olmayan, dokumadan yapılmış giysilerin bebeğin korumasız teninde hassasiyet ve kızarıklık gibi olumsuz etkiler oluşturduğunu anlatan Gökse'ye göre, özellikle bebeklerin ilk dönemleri çok önemli. Gerek kıyafet gerekse temizlik konusuna yeterli hassasiyet gösterilmezse çocuklar sık sık rahatsızlanabilir. Bebeği bu dönemde etkileyen pişik sorununa da dikkat çeken Gökse, şöyle konuştu: "Bebek cildinde bez bölgesinde gelişen pişik özellikle alt temizliğinin uygun şekilde ve gereken sıklıkta yapılmaması nedeniyle ortaya çıkabilir. İdrar ve dışkının pH değerinin asidik olması pişik oluşumunu artırır. Sık aralıklı, uygun alt temizliği ve bez değişimi, pişik önleyici kremler bu oluşumu engelleyebilir.'' Bunun yanında bebek cildinde egzama veya çocuk için alerjik özelliğe sahip bir besin maddesinin yenmesi sonucu ortaya çıkan kızarıklık, kabarıklık ve kaşıntı gibi alerjik reaksiyonlar da sıklıkla rastlanıyor. Çok hassas olan bebek cildi, kuruluk, egzama gibi özellikler taşıyorsa, bu bebeklerin ciltlerinin nemlendirilmesi gerekiyor. Mümkünse alerjik reaksiyona neden olan besin maddelerinin tespit edilmesi önem taşıyor. Bu tip bebek ciltleri için uygun nemlendirici kremlerin kullanılması oldukça faydalı. zaman

Bebeklerde emziğe dikkat

emzikli bebek Kulak enfeksiyonlarına tutulmaya eğilimli bebeklerde emzik kullanımından kaçınılması gerektiği bildiriliyor.

İngiliz yayın kuruluşu BBC’ye göre, 500 Hollandalı çocuk üzerinde 5 yıl boyunca yapılan araştırma, emzik kullanan bebeklerde tekrarlayan kulak enfeksiyonlarına yakalanma riskinin iki katına çıktığını ortaya koydu.

Haberde ayrıca emzik kullanımının burundaki salgılarda bulunan bakterilerin orta kulağa taşınmasına neden olabileceği de kaydedildi.

Araştırmayı yürüten ekipten Prof. Steve Field, “Yapılan araştırma kulak enfeksiyonu geçirmiş 4 yaş altındaki çocuklarda emzik kullanımının iyi bir fikir olmadığını ortaya koydu.” şeklinde konuştu.

Kız mı olsun yoksa erkek mi?

 

Çocuğunuz kız mı olsun yoksa erkek mi? Karar sizin...Doğum astrolojisiyle bebeğinizin cinsiyetini hatta doğum tarihini belirleyebiliyorsunuz.

 

Geleceği yıldızlar belirleyebilir mi? Doğacak çocuğun cinsiyetini seçebilmek için, belli bir saatte döllenmeyi, Ay'ın astrolojik konumuna göre yapabilirmiyiz? Kadınların periyodik hallerinin bu konuyla ilişkisi var mıdır? Ay Dönemleri, doğum kontrolunu kolaylaştırabilir mi? Ve en önemlisi, astrolojik analizler yaparak doğumsal kusurları önlemek için, en iyi döllenme zamanını seçebilir miyiz? Bütün bu soruların cevabı var mı? İşte, Astroloji'nin 1960'larda başlayan ama şimdilerde yerini bulan yeni bir  penceresi ve bir bilim adamının verdiği savaş... 

Çek psikiyatr ve jinekolog Dr. Eugene Jonas'a göre yukardaki sorulara sempatiyle, ön yargısız yaklaşabiliriz. Dr. Jonas, 10.000 kadını test ettikten sonra, gebelikle ilişkinin % 97 olduğunu belirledi. Böyle bir iddia doğal olarak, yüzyılın en önemli olaylarından birisi olabilir ve modern kadını şekillendirebilir ama ancak "Astrolojik Dönem Metodu" nun genelleştirilmesi koşuluyla... Bir diğer yaklaşım ise, neden böyle yapmayalım ya da bu yöntemi kullansak ne olur? Dr. Jonas araştırmalarına 1956'da başlamıştı, çıkış noktası tesadüfen rasladığı antik bir Babil-Asur taş yazmasıydı.

 

Kadınların gebelik dönemlerinin, Ay evreleriyle ilişkisi olduğu anlatılıyordu. Ne yazık ki, eski astrologlar Ay'ın evreleri hakkında daha geniş bir açıklama bırakmamışlardı veya bulunamamıştı. Jonas, endişelenmesine rağmen yılmadı, o sıralarda Macaristan'da çocuk düşürmek neredeyse yasallaşmıştı. İnançlı bir Katolik olan Dr. Jonas, buna karşıydı, ayrıca çocuk düşüren veya aldıran kadınların uğradıkları psikolojik şokların üzerinde duruyordu. Jonas'ın iyi bildiği bir diğer şey, gebeliği önlemede çok geçerli olan ritm metodunun uygulanmasının çok güç olduğuydu. Kısacası gebeliği önlemenin en kesin yolu, kısırlaştırmaktı.    

 

Üç Ana Kural

Jonas yaptığı testleri desteklemek için güvenilir tıbbi referanslar kullandı; astrologlardan, ve kozmobiyologlardan oluşan bir ekip kurdu. Kozmobiyologlarların gözlemlerine göre, kozmik koşullar ve güç alanları yaşayan herşeyi etkiliyordu ve bu yaklaşıma bilimciler ve özellikle de fizikçiler katılıyordu. Jonas ve ekibinin üzerinde önemle durdukları bir diğer şey, şarlatan falcılardan ve yıldız haritasıyla (horoskop) gelecek tahminlerinden uzak kalmaktı. Günümüzün önemli kozmobiyologlarından Reinhold Ebertein şöyle yazıyordu; "Astroloji meraklıları bilimsel araştırmalara ve özellikle istatistiklere çekinerek yaklaşıyorlar, oysa kozmobiyolojik her tür çalışma ve metodoloji daha fazla bilgi sağlıyor ve doğru sonuçların ortaya çıkmasına yardımcı oluyor." Jonas, ilk önce güneş lekelerinin insan yaşamını nasıl etkilediğini araştırırken, astrolojik ve astronomik çalışmalar yaptı. Hipokrat'tan Kepler'e uzanan pratik astrolojiyi inceledi; tüm bu araştırma döneminin sonunda, Ay'ın evreleri ile gebelik arasında doğrusal bir ilişkinin bulunduğundan emin oldu. Asur-Babil taş yazmasını keşfettikten sonra, Jonas işe girişti, çeşitli doğum haritaları veya kozmobiyologların tabiriyle "Kozmogramlar" çizdi ve bunları gebelik örnekleriyle karşılaştı. 1956 yazında, çok yoğun geçen birkaç haftalık araştırmanın ardından Jonas, kendi tabiriyle gebelikle ilgili "İlk Üç Ana Kural" ı belirledi. Seksüel eylem ve ceninin oluşması kesinlikle formüle edilebilirdi. Üç kural şöyleydi;

 

1. Bir kadının gebe kalma anı, Ay ve Güneş'in ritmi  ve de Güneş'le Ay'ın açılarıyla ilişkilidir; burada kadının kendi doğum anı dikkate alınmalıdır.           

2. Çocuğun cinsiyeti, Ay'ın gebe kalma anındaki pozisyonu ile ilgilidir.  

3. Gebe kalma anındaki doğal gezegen konfigürasyonları, embriyonu etkiler.    

Ay hormonal değişimleri etkilemektedir

Peki ama, daha doğal, daha kesin görüşler ve destek araştırmalar yok mu? Biraz daha açılabilir ve araştırmanın detaylarına yönelebiliriz; eğer bir kadın, örneğin Yeni Ay'da doğduysa, her Yeni Ay döneminde gebe kalacaktır. Eğer bir kadın, Yeni Ay'dan beş gün sonra Ay'la, Güneş'in birbirlerine 60' açı yaptıkları bir anda doğduysa, aynı açının ve konumun tekrarında, periyodik dönemi tekrarlanacaktır. Ay'ın ve Güneş'in doğum anınızda nerede olduğunu bilmiyorsanız, elbette ki ciddi bir astroloğa başvurmanız gerekir, eğer ona doğru doğum bilgilerini yani tarih, zaman ve yer bilgilerini verebiliyorsanız, astrolog söz konusu kozmik konumları size verecektir. Jonas sistemine göre, bir kadın kozmo-gebelik dönemine Ay/Güneş dönüşlerinin iki gün öncesinde girmektedir. Eğer kadın, bu metodu gebeliği önlemek olarak kullanıyorsa, sakınma pratiği yapmalıdır yani bir tür doğum kontrolu, söz konusu açının 36 saat öncesinde ve 12 saat sonrasında yapılmalıdır. Avustralyalı Francesca Naish, özel bir çalışma yaptı ve gebelik tarihlerini belirleyerek, olası hataların güvenlik sınırlarını, yumurta ve spermlerin yaşam sürelerini saptadı. 4 günlük Ay periyodlarında oluşan sonuçların her ay veya 29.5 günde bir tekrarlanmaları verileri destekliyordu. Yumurtlamanın kökeninde, aybaşı dönemlerinde oluşan hormonal değişimleri Ay etkilemektedir ve aynı etki stres ve sağlığı da kapsamaktadır. Öte yandan Ay Dönemi, sabit olarak yılda 12-13 kez tekrarlanır; Aybaşı periyodlarında oluşan gebelik olaylarının nedeni, raslantısal olarak Ay Dönemleri ile karşılaşmaktır. Bir kadın bir ayın içersinde iki kez gebelik dönemi yaşayabilir ve bunu bilirse avantaj veya sakınmak için kullanabilir.                    

 

Gebelik anı önceden belirlenebilir

 

Dönemlerin gözlemini yapan Dr. Kurt Rechnitz'ın çalışmalarını geliştiren Jonas, iddiaların % 98 kesin olduklarını belirtiyor ve sonucun vücuttaki temel ısının kontrol edilmesi yöntemiyle kesin olara desteklendiğini söylüyordu. Avustralya'lı astrolog Francesca Naish, Ay Dönemi'nin eğer iki dönem raslantısal olarak çakışmıyorsa dönemin bir potansiyel olarak kalacağını ve sadece yumurtanın serbest kalacağını belirtiyordu. Bununla beraber, gebeliği bu yolla önlemek mümkün değildir ama Ay Dönemleri'nde sakınılması doğru bir iştir. Gebe kalma anında Ay'ın yeri, maskülin veya Yang (Ateş-Hava) ise, çocuk erkek olacaktır; aksine feminen veya Ying (Toprak-Su) ise kız olacaktır. Ay'ın burçlardaki kalış süresi, yaklaşık 2-2.5 gündür. Yani hesaplar buna göre yapılacaktır, Ay Dönemleri'nin iyi hesaplanması sonucunda ortaya çıkarılacak olan Ay Burcuna göre ayarlanacak olan gebelik anı, önceden belirlenebilir. Astrolojik takvimler veya özel tablolar Ay'ın hangi anda burç değiştirdiğini kesin olarak verirler; bu malzeme yurt dışında ilgili mağazalarda bulunmaktadır. Özetle anlatılmak istenen şudur; bir astrolog aracılığı ile Ay evreleri hesaplanacak, anne adayının doğum anı da öğrenildikten sonra istenilen tarih belirlenecek, evrelere göre cinsiyet tercihi yapıldıktan sonra, gebe kalma anı kesinleşecektir. Bundan sonrası çifte aittir.                

"Dört çocuğumun cinsiyetini ben belirledim."

 

Mısırlı bir Egyptolog olan Dr. Balogh Naish'a göre, Jonas'ın metodu eski Mısırlılar'dan alınmadır ve en azından 5000 yıllıktır, Doktar Jonas'ın metodu biliniyor ama yine de işin püf noktalarını kimse bilmiyor, diyor. Naish, dünyanın magnetik alanının Ay evrelerinden etkilendiğini ve spermlerin taşıdığı erkek ve kadın kromozomlarının da aynı etkinin altında kaldığını söylüyordu. Sheila ve Lynn Schroeder tarafından yönetilen Astrolojik Doğum Kontrol Merkezi'nde Jonas'ın çalışmaları batı dünyasının dikkatlerine sunuldu; sunuşta Ay Burcu seçimlerinde başarı oranının % 98 olduğu açıklandı. Kontrol Merkezi'nden E.R. Schweigert, Ay'ın farklı burçlardan geçerken rahimdeki asidasyonun veya alkalin oranının değiştiğinin spermlerdeki sedimentasyon sayımlarında belirlendiğini söylüyordu. Astrolojik Tıp Ansiklopedisi'nin yazarı olan H. L. Cornell, herkesin tıbbi astrolojiyle ilgilenmesini söylüyor ve şöyle yazıyor; "Bir yıldız haritası üzerinde çalışmakla kişinin karakterini ve mizacını öğrenebilir aynı zamanda da hastalıkları teşhis edebiliriz, doğum haritasında bu noktalar çok belirgindir. Astrolojik hesaplamaları kullanarak, dört çocuğumun doğum tarihlerini ve cinsiyetlerini önceden belirledim ve belirlemelerim doktorların verdiklerini tarihlerin hiçbirisine uymadı ama sonuçta benim istediklerim gerçekleşti."

Jonas'a deli diyenler

 

Jonas araştırmalarının sonuçlarını açıklamak ve tanımlamak için zorlu bir savaş veriyor. İlk olarak tezini tüm ayrıntıları ile beraber Macar ve Çek Bilim Akademi'lerine sundu. Başlarda çalışmalarını sürdürmesi için teşvik edildi Jonas sağlanan bir fonla araştırmalara devam etti ama sonra fon neden gösterilmeden birden durduruldu. 1960'da Dr. Aurel Hudcovic, Jonas'ı destekledi ve onun kuramlarını Bratislava Jinekoloji Kliniği'niğinde tanıttı. Kliniğe çağrılan Jonas, elde ettiği sonuçları, hamile kadınların cinsel ilişki bilgileriyle karşılaştırarak, doğacak çocukların cinsiyetlerini tahmin etti, 100 doğumda başarılı tahmin oranı 83'idi, bu sonuca gebe kalma dönemlerinin astro haritalarını hesaplayarak varmıştı. Benzer ikinci bir tur çalışmada, başarı oranını % 98'e yükseltti. Sonuçların duyulmasının ardından, Macaristan, Çekoslovakya ve Almanya'dan binlerce mektup gelmeye başladı; kadınlar gebe kalma, cinsiyet belirleme ve doğum kontrolu konularında yardım istiyorlardı. Kozmogramlar çizildi, programlar yapıldı, Jonas seyahatlara başladı, dersler ve konferanslar veriyor, bioritmin ana fikrini anlatıyordu. Basında Jonas'ın çalışmaları peşpeşe  yayınlanıyor, ilgi artıyordu. Ama daha öncelerde Jonas'ın bölüm şefi olarak çalıştığı TBC Psikiyatri Kliniği, tavır alarak hastalarının onunla temas etmelerini engellemeye başladı; Mesaj açıktı; psikiyatr veya astrolog olunabilirdi ama ikisi birden olunamazdı. Bu engelleme etkili oldu ve projesini geliştirmek için fon arayışları boşa çıkmaya başladı, birçok finans kurumu doktoru deli olarak tanımlıyorlardı.  

 

Doğal Doğum Kontrolu

 

Bütün bunlardan sonra hangi güç tıbbi astrolojiye katlanabilirdi ki? Arayışları boşa gidince Jonas Macaristan'a döndü ama burada da tersliklerle karşılaştı ve akıl sağlığının yerinde olup olmadığı tartışılınca, bir dizi teste katlanmak zorunda kaldı. Bu arada ilk kitabını yayınladı; "Çocuğunuzun Cinsiyetini Önceden Tahmin Edin" adlı kitabı altı dile çevrildi. Buna rağmen hiçbir maddi kazanç sağlayamadı. Ama işin aslına bakılırsa, sadece bir avuç meslektaşı Jonas'ı mahkum etti veya destekledi. 1968'de Çek Sağlık Bakanlığı Astra Araştırma Merkezi'ni kurdu ve planlı evebeynliği teşvik etti. Açılışından iki ay sonra Astra, 9000 Kozmogram yayınladı, bu arada Jonas'ın fikirleri ABD'ye taşındı. Ostrander ve Schoreader "Demir Perde'nin ve Sonrasının Ardındaki Fizikötesi Keşifler" ve "Doğal Doğum Kontrolu" adlı kitaplarında Jonas'ın çalışmalarını uzun uzun anlattılar. Dr. Schweigart Viyana'da açılan Uluslararası Astra Merkezi'nde, Dr. Jonas'ın ve  Dr. Reichnitz'ın Ay Evreleri Kuramı'nın tekrarlanmaya başlayan olaylarla çoktan kanıtlandığı açıkladı. Dr. Schweigart şöyle diyordu; "Kendimizi raslantısal hissediyoruz ama eğer bu olaylar başladıysa evrensellik kabul edilecek veya reddedilecektir. Belki gelecek kuşaklar bunu ellerinde tutacaklar. İnsanlık tarihi boyunca, yeni bilgilerin geçerli dünya görüşüyle çarpıştığı sık görülmüştür. Ama eninde sonunda değişen şey, daima tutucu zihniyetler olmuştur."        

 

Jonas'ın kuramının şu andaki uygulamalarından örnek bir rapor

Kaynak: Astra

 

Tarih: 29 Şubat 1996

Müşteri: Ms. Deborah S. Bundy,  Albuquerque, ABD

Doğum tarihi:  15 Mart 1947

Doğum saati:     7:15 a.m. ABD E.S.T. (Önemli-Tekrar kontrol edin)

Ay Evresi Açısı: 277' 59.6172 dakika

Gelecek yılda Ay Evresi Açınız, (277' 59.6 dakika olacak)

Tekrarlanan günler aşağıda verilmiştir, lütfen zamanları doğru olarak uygulayın;

Tarih    Gebe Kalma Saati  Cinsiyet

13 Mart 1996               2:53 AM                     Kız

11 Nisan 1996               9:09 AM                    Kız/Erkek

10 Mayıs 1996               2:49 PM                      Erkek

08 Haziran 1996             9:15 PM                      Kız

08 Temmuz 1996            5:43 AM                      Erkek

06 Ağustos 1996             4:50 PM                      Kız

05 Eylül 1996                  7:12 AM                      Erkek

05 Ekim 1996                  0:38 AM                      Kız

03 Kasım 1996                8:35 PM                      Erkek

03 Aralık 1996                 5:40 PM                     Kız

02 Ocak 1997                 1:42 PM                      Erkek

01 Şubat 1997                  6:48 AM                     Kız

02 Mart 1997                  8:05 PM                      Erkek

Bebeği Biberonla Beslemek

biberon bebe biberon

Bebeğinizi anne sütü yerine biberonla beslemeyi tercih edrseniz bunun dezavantajlarının yanında avantajlarıda vardır.Besleme işlemini bir başkasıda yapabilir,bebeğinizin ne kadar süt aldığınıda görebilirsiniz. Biberonla beslemenin en büyük dezavantajı bebeğinizde mide rahatsızlıkları ve ishale yol açacak bakterilere karşı daha dikkatli olmanız gerekecektir. Bunun için kullanacağınız tüm gereçleri sterilize etmelisiniz. Mama hazırlarken de hazırlama şekline harfiyen uymalısınız. Biberon memesinin deliklerini de sık sık kontrol etmelisiniz. Delik çok küçük olursa bebeğiniz boşa çaba harcar va yorulur. Biberon ile beslenen bebekler daha sonra anne memesini almakta zorlanabilirler. Kauçuk meme, uzun olup bebek çekmek zorunda kalmaz. Biberondan sonra anne memesine geçilen bebekler meme başını lastik meme gibiymişcesine emmeye çalışırlar. Meme başını çekmeyi öğrenemezler.

    Bebek sadece meme başının ucunu emecek olursa:

  1. Anne ağrı hisseder ve meme başı derisi zedelenebilir.
  2. Bebek, laktiferöz sinüslara basınç yapamayacağı için süt akımı yetersiz olur.
  3. Meme başına, oksitosin ve prolaktin reflekslerinin yeterli çalışması yönünden yeterli uyaran olamaz. 
  4. Bebek sinirlenir ve emmeyi rededer. Bu durumda anne sütün yetmediğini düşünür.
  5. Bu durum meme başı şaşkınlığı olarak isimlendirilir. Anne ve bebek eğitilmelidir.

Emme Sorunları: Biberondan emmeyi öğrenen bebek, anne memesini reddeder. Meme başı şaşkınlığı adı verilen bir tablo ortaya çıkar. Anne sütü ile beslenmenin yetersiz ve başarısız oluşu çoğunlukla birkaç kez bile olsa denenen biberondur.

Biberon Çürüğü : Normal koşullarda süt sıvı bir besin maddesi olduğundan ağızda çok kalmaz ve çürük oluşumuna neden olmaz. Ancak halkımız arasında çocuğun şekerli süt ile doldurulmuş biberonla beslenmesi ve bala veya reçele batırılmış yalancı emziğin uyumadan önce emdirilmesi  yaygın bir alışkanlıktır. Ayrıca bazı anneler bebeklerini 2 sene gibi uzun bir süre anne sütü ile beslemektedirler. İşte bu şekilde beslenen çocuklarda 2-6 yaş arasında özellikle üst ön dişlerde yaygın kahverengi çürükler görülmektedir. Hatta çok ileri vakalarda dişlerin tamamı çürümektedir. Bu olay biberon çürüğü olarak adlandırılır. Etken devam ederse süt azılar da etkilenir.

Hamilelikte Neden İlaç Kullanılmaz?

Hamile İlaç Hamilelik süresince anne adaylarının sadece hekimlerinin önerdiği ilaçları kullanması gereklidir. Hekim önerisi olmadan eczaneden alınan kabızlık giderici, uyku yapıcı ilaçlar, sakinleştiriciler, ağrı kesiciler ve aspirin kullanılmamalıdır. En doğrusu çok mecbur kalmadıkça ilaç alınmamasıdır. Memorial Hastanesi Genetik Laboratuvarı Sorumlusu Genetik ve Farmakoloji Uzmanı Dr. Gülay Özgön, kadınların korkulu rüyası olan “Hamilelik döneminde ilaç kullanımı” hakkında bildi verdi.

Hamilelik süresince ilaç kullanımı felaketlere mi yol açar?

Klinik farmakolojideki gelişmeler, hamilelik süresince ilaç kullanılmasının felaketlere ve öngörülemez sonuçlara yol açabileceği korkusunu doğurmuştur. Bu korku doğal olarak gebelik süresince deneysel çalışmaları da kısıtlamış ve günümüzde elde edilen bilgilerin yalnızca yaşanan deneyimlerle sınırlı kalmasına sebep olmuştur. Örneğin; hipertansiyon, epilepsi, astım ve bakteriyel enfeksiyon gibi ilaç tedavisinin zorunlu olduğu durumlarda hangi ilacın hangi dozda uygulanması gerektiği farklı yorumlanmıştır.

Hamilelik döneminde en sık kullanılan ilaçlar:

Yapılan incelemeler ve araştırmalar göstermiştir ki hamilelerdeki ilaç kullanımı sıralamasında birinciliği antibiyotikler alır. Sonraki sıraları; analjezikler, sakinleştiriciler ile bulantı ve kusmayı engelleyen ilaçlar almaktadır.

İlacın kullanıldığı dönem önemli mi?

Hamilelikte ilaç kullanma risklerinden bahsederken, gebeliğin hangi dönemde olduğunu da göz önünde bulundurmak gerekir. Çünkü gebelik dönemlerine göre ilaç etkilenmeleri de farklı olmaktadır. Örneğin gebeliğin ilk 3 ayı -bebeğin organlarının oluştuğu dönemde- anomalilerin oldukça ağır ortaya çıktığı bir dönem iken, sonraki dönemlerde alınan ilaçların etkileri o kadar ağır olmayıp daha çok büyüme ve gelişmeyi olumsuz olarak etkilemektedir.

Bebekte anomali yaratan (Teratojen) etkenler:

Gelişmiş ülkelerde bile tüm doğumların yüzde 2’sinde anomali görülmektedir. Genetik nedenler, bebeğin rahim içinde geçirdiği enfeksiyonlar, anne adayının şeker, epilepsi gibi kronik hastalıkları ile anne adayının; alkol, diğer madde bağımlılığı ya da radyasyona maruz kalması gibi nedenlerin yanında bazı ilaç kullanımları da sakat bebek doğumuna sebep olabilmektedir. Ailede daha önce sakat bebek doğumu ya da tekrarlayan düşükler de riski artıran faktörlerdir. Bu ailelerin de gebelik süresince daha dikkatli izlenmeleri gerekmektedir.

Annenin aldığı ilaç bebeğe nasıl geçer?

Annenin aldığı ilaç, bebeğin beslenme aracı olan göbek bağından (plasentadan) geçer. Annenin aldığı ilaç ya da besinler plasentadan geçerek, etkilerini gösterecekleri bebeğin dokularında olumsuz etkilerini gösterirler. Yapılan çalışmalar ile her ilacın eşit şekilde plasentayı geçmediği gösterilmiştir. Bunun nedenleri arasında; ilacın yağda çözünürlüğü, annenin ilacı kandaki proteinlere bağlama kapasitesi ve anne ile plasentanın ilacı metabolize etme hızı olarak belirlenmiştir. Sonuçta ilaçların plasenta bariyeri geçme yüzdeleri ne kadar bilinmiyor olsa bile, toplumdaki bireysel farklılıktan ötürü hiçbir zaman bebeğe geçen ilaç miktarı net olarak bilinmemektedir.

Bebeğin ilaçtan etkilenmesinin değerlendirilmesinde uygulanan esaslar:

• Bebeğin ilaçtan etkilenmesindeki yatkınlık, genetik olarak belirlenmektedir.

Özel bir plasental geçiş bulunmamaktadır.

• İlaca maruz kalma zamanı çok önemlidir.

• Bebeğin ilaçtan etkilenme derecesi genellikle doza bağımlıdır.

• Kullanılan ilaçlar anneye yararlı olabilirken, fetusa zararlı olabilir hatta ölümcül sonuçlar doğurabilir.

Bebeğin ilaçtan etkilenmesi ileri yaşlarda da bazı sorunlara sebep olabiliyor!

Son yıllarda yapılan çalışmalar; okul yaşına gelen çocuklarda saptanan psikomotor geriliklerin nedeninin ilaç etkilenmesinin geç etkisi olabileceğini göstermiştir.

Daha Detaylı Bilgi Almak İçin tıklayınız (PDF Dosyası)

Bebek mamalarında tehlike!

bebek ABD'de 494 çocuk üzerinde 10 yıllık araştırmanın sonucu, tıp dünyasında bugüne kadar bilinenleri alt üst etti…

ABD'de 494 çocuk üzerinde 10 yıllık araştırmanın sonucu, tıp dünyasında bugüne kadar bilinenleri alt üst etti...

Demir takviyeli mama alan sağlıklı bebeklerde mental gelişme ve IQ kötü etkileniyor. Dünya Pediatri Birliği gerek olmaksızın demir katkılı mamalar kullanılmaması için uyarıda bulundu. Tıp dünyasında bugüne kadar bilinenleri alt üst eden çalışma Pediatrik Akademik Birliği ve Asya Pediatrik Araştırma Birliği'nin toplantısında yayınlandı. Referans yayın olarak kabul edildi ve bütün dünyadaki çocuk hekimlerine gönderildi.

ARAŞTIRMA BAŞKANI ŞAŞKIN

Araştırma için 494 Şilili çocuk yaklaşık 10 yıl boyunca izlendi. Çocuklar, 10 yaşına geldiklerinde yüksek demirli mamalarla beslenenlerin IQ'larının tam 11 puan daha düşük çıktığı ortaya çıktı. Araştırmanın başkanlığını yapan Michigan Üniversitesi Ann Arbor Üniversitesi'nde Çocuk Hastalıkları Profesörü olan Betsy Lozoff, "Sonuçlar beni de çok şaşırttı. Çünkü ben normalde demir kullanılmasını düşünen biriydim. Bütün ömrüm boyunca bunu destekledim" diye itirafta bulundu. Araştırmaya katılan çocukların 6 aylıktan 10 yaşına kadar hemoglobin seviyeleri düzenli olarak ölçüldü. Hemoglobinin az olması demir eksikliğini gösteriyordu. Demir oranlarında hiçbir eksikliğe rastlanmadı. Bu sırada hareket kabiliyetleri, hafıza, okuma, aritmetik yetenekleri izlemeye alındı. Demirle kuvvetlendirilmiş mama alan çocuklar ile diğer çocuklar karşılaştırmalı olarak kaydedildi.

GELİŞİMSEL SORUNLAR...

10 yaşına geldiklerinde az demirle beslenen çocukların gelişimleri her alanda daha iyi sonuçlar verirken yüksek demirle beslenenlerin IQ alanlarında daha düşük skorlar elde edildi. Üstelik araştırma kanlarında hiç demir ihtiyacı olmadan yüksek demirli mamalarla beslenen çocuklarda IQ sonuçlarının daha da kötü olduğunu kanıtladı. Çalışma, 12 miligram/litre demirle kuvvetlendirilmiş mamalarla beslenen çocuklarda gelişimsel sorunların ortaya çıkabileceğini iddia ediyor. 6.7 miligram/litrenin altında demir içeren mamalar düşük demir formüllü olarak kabul ediliyor. Demirle kuvvetlendirilmemiş mamaların içinde ise 1.5 miligram/litrenin altında demir bulunuyor. Yüksek demir katkılı mamalar başta ABD olmak üzere birçok ülkede yaygın olarak kullanılıyor.

Ağlayan Bir Bebek Nasıl Rahatlatılır?

bebek Bütün bebekler ağlar. Ve iki aylıkken geceleri en fazla iki saat sürenhuysuzluk dönemi geçirirler. Eğer bebeğiniz huysuzlaşırsa, ne yapmak gerekir?

Bebeğinizi sakinleştirmek için aşağıdaki teknikleri yada hepsinin birkombinasyonunu deneyin. Bebeğinizi sakinleştirmeye çalışırkenbebeğinizin size ne demeye çalıştığına dikkat edin. Deneme yanılmayöntemiyle ve ev önemlisi sevginizle en iyi sakinleştirme yolunukeşfedeceksiniz.

İşte size denemeniz için birkaç teknik:

Yeni Pozisyonlar

Bebeğinizin başı bileğinize gelecek şekilde ve parmaklarınızı bacağınadolayarak yüz üstü yatırın.

Bebeğinizi sırtı göğsünüze gelecek şekilde elinizde oturtun. Diğer elinizi göğsüne koyun ve parmaklarınızı üst koluna dolayın. Bebeğinizi omzunuzun üzerine kaldırın böylece midesi omuz kemiğinize baskı uygulayacak. Bebeğinizi karnından sıkıca tutarak kollarınızda sallayın.

Ritmik Hareketler

Bebeklerinizi rahatlatmak için şu metotları deneyin:

Etrafı dolaşın.

Yerden yukarı doğru dikey olarak sallayın.

Ayaktayken ileri geri yada bir yandan diğerine sallanın.

Rahat bir sallanan sandalyede ileri geri sallanın.

Sıcaklık

Bebeğinizi battaniyeyle sıkıca kundaklayın.

Bebeğinizi kendinize yakın tutun, böylece sizin sıcaklığınızı hissedecek.

Bebeğinizin uyku alanına ısı veren koruyucu koyun, böylelikle çarşaflar ısınır. Yeteri kadar ısındığından emin olduktan sonra koruyucuyu kaldırın. Bebeğinizi kucağınızda yüzüstü sıcak su şişesinin üzerine yatırın.

Sakinleştirici Sesler

Yumuşak ve alçak bir ses tonuyla güven veren kelimeler söyleyin. Sevdiğiniz şarkıları mırıldanın. Bebeğinizin alışması için, süpürgenin, bulaşık ve çamaşır makinesininçıkardıkları sesleri kaydedin ve bebeğinize dinletin. Radyo istasyonlar arasında statik kaldığında, odasındaki vantilatör yada nemlendirici bazen muziplik yapabilir. Klasik müzik, yumuşak rock ve yumuşak jazz dinletin. Lütfen heavymetal dinletmeyin! Bu bebeği sinirli yapar.

Dokunuş

Bebeğinize boynundan aşağıya doğru yumuşak bir şekilde masaj yapın. Sırtını ve poposunu okşayın yada ovalayın (hafifçe vurun). Sıcak bir odada, bebeğinizi sert bir yüzey üzerine yatırıp göbeğini saat yönünde hafifçe ovalayın. Eğer rahatsızlığının sebebi gaz ise, bu hareket rahatlamasını sağlayacaktır. Daha sonra bacaklarını karnınadoğru itin, böylelikle gazından kurtulabilir.

Yeni Doğan Bebeğinizi Tanıyın

    bebek_6 yeni bebek

    Yenidoğan Bebek

    Yenidoğan bebeğiniz, dış dünyaya uyum sağlamak için birkaç haftalık bir süreye ihtiyaç duymaktadır .İlk haftarda, ne zaman ne yapacağını önceden kestiremezsiniz. Bazı günler daha aktif, bazen sessiz olacaktır.

    Yenidoğan bebek neler yapabilir?

    Yenidoğan bebek çok ağlayabilir, huzursuzluk gösterebilir

    Solunumu düzensiz olabilir

    Aksırabilir, kusabilir

    Sık sık irkilebilir

    Bebekler birbirine benzemez, her bebeğin farklı karakter özellikleri vardır. Örneğin, bazı bebekler daha sakin, uyumlu olur, gereksinimlerini kolayca tahmin edebilirsiniz. Bazı bebekler ise zordur, beslenme ve uyku saatleri düzensizdir, sakinleştirilmeleri daha zordur.

    Emzirme

    Kendiniz ve bebeğiniz için sakin, rahat bir yer bulun.

    Bebeği, kucağınızda yüzü size dönük olacak şekilde tutun

    Meme ucunu bebeğin yanak veya alt dudağına değdirip ağzını açmasını sağlayın ve memeye tutturun

    Emerken , sadece meme ucu değil, çevresindeki koyu renkli bölüm de bebeğin ağzı içinde olmalıdır. Aksi halde, emme meme başında çatlaklara yol açar ve canınız yanar.

    Emzirme bittiğinde, bebek memeden ayrılmıyorsa, ağzına küçük parmağınızı vererek meme başını bebeğin ağzından çıkarın, böyle yapmazsanız canınız yanabilir.

    Her emzirmede, bebeğin önce bir taraftaki sütü bitirmesini sağlayın, daha emmek istiyorsa öteki memeden verin.

    Yenidoğan bebek, 24 saatte 8-12 defa, yani 2-3 saatte bir , emmek isteyebilir Ama, korkmayın, bu sıklık giderek azalacaktır!

    Emziren annenin meme başlarının temizliği için su kullanması yeterli olacaktır.

    Emzirmeler arasında, göğüslerden süt akabilir, meme başlarını kuru tutmak için ped kullanmak gerekecektir

    Göğüsler şiş ve ağrılıysa ne yapmak gerekir?

  1. Bebeği daha sık emzirin
  2. Ilık bir duş alın veya göğse ılık havlu uygulayın
  3. Göğüste hasasiyet, kızarıklık varsa, grip olmuş gibi hisediyorsanız, doktorunuzu arayın
    Gaz Çıkarma
    Bebeğin emerken yuttuğu havayı çıkarması, onu rahatlatacaktır. Emzirmenin ortasında ve sonunda gazını çıkarmak uygun olur, çünkü yuttuğu hava bebeği rahatsız ederek daha fazla emmesine engel olabilir.
    Gazını çıkarmak için, bebeği omzunuzun üstüne veya kucağınıza yatırın veya kucağınızda oturtun, usulca sırtına vurun veya sırtını sıvazlayın.
    Çoğu bebek, gaz çıkarırken emdiğinin bir kısmını da çıkarabilir. Bu gerçek bir kusma değildir, endişe etmeye gerek yoktur. Sadece kendi giysinizi bir mendille korumanız yeterli olacaktır.
    Göbeğin Bakımı
    Enfeksiyon gelişimini önlemek için göbek kordonunu temiz tutmak gereklidir. Bunun için; her bez değişiminde, alkol veya doktorunuzun önerdiği başka bir antiseptik solüyona batırılmış bir kulak temizleme çubuğuyla kordonun özellikle tabanını silmelisiniz. Bu işlem, bebeğin canını yakmaz .
    Göbek düşene kadar, bebeğin bezini göbek kordonu dışarda kalacak şekilde aşağıdan bağlayın. Bebeği suya sokarak banyo yaptırmayın, sadece silin.
    Alt Bakımı
    Yenidoğan bebeğiniz, günde 6-8 bez ıslatabilir ( Neyse ki bu sıklık sonradan azalacaktır ).
    Bazı bebekler günde bir kaka yaparken, bazıları her emme sonrası yapacaktır, her ikisi de normaldir.
    İlk günlerde koyu yeşil, siyah renkli olan gaita, sonraki günlerde sarı- yeşil, yumuşak kıvamlı bir şekle dönecektir ( Bebeğin yumuşak ve sulu gaita yapması normaldir, ishal anlamına gelmez ) Mama ile beslenen bebekler daha kıvamlı gaita yaparlar.
    Bez kirlenince hemen değiştirerek, bebeğinizin altını iyice temizleyerek pişikleri önlemiş olursunuz.
    Altında kızarıklık olursa,temizleyerek havada kurutmaya bırakınız. Doktorunuzun önerdiği çinko oksit içeren kremlerden kullanabilirsiniz.
    Kız bebeklerde alt temizliğini mutlaka önen arkaya doğru yapın. İlk birkaç hafta beyaz bir akıntı olabilir, bu normaldir.
    Erkek bebeklerde, sünnet derisini geriye çekip temizlemeye çalışmayın.
    Giyim
    Bebeği mevsim koşullarına göre, kendinizin nasıl bir giysiyle rahat edeceğini düşünerek giydirin.
    İnce bir tişörtle gezerken,bebeği kışlık battaniyelere sarmayın! Aşırı giydirme ve sarma bebeği huzursuz eder.
    Elleri ve aykakları genellikle soğuk olacağından, bebeğin üşüyüp üşümediğini göğüs veya sırtından kontrol edin.
    Güvenlik
    Yenidoğan bebek bile hareket eder, asla kanape, alt değiştirme masası gibi bir yerde yalnız bırakmayın. Yanından ayrılacaksanız, ya yatağına koyun ya da bebeği de götürün.
    Geniş kenarlı bir şapkayla bebeği güneşten koruyun.
    Bebeğin yannda sigara içmeyin, içilmesine izin vermeyin . Sigara içimine maruz kalan bebeklerde, solunum yolu ve kulak enfeksiyonları sıklığı artmaktadır.
    Bebek kucağınızdayken veya emzirirken asla sıcak içecekler içmeyin.
    Yatırırken yüzüstü yatırmayın.
    Başka bir küçük çocukla bebeği yalnız bırakmayın.
    Boğulmanın önüne geçmek için bebek yatağında yastık, büyük oyuncak, plastik poşet türü şeyler bulundurmayın.
    Araba yolculuklarında bebeğin yaş ve kilosuna uygun araba koltuğu kullanın. Yenidoğan bebeğin rahat etmesi için, kenarlardan rulo yapılmış havlularla destekleyebilirsiniz.Araba hareket halindeyken, ağlayan bebeği sakinleştirmek veya emzirmek için koltuğundan almayın, gerekirse aracı durdurun. Asla bebeği tek başına arabada bırakmayın.
    Gelişim
    Yenidoğanın beş duyusu günden güne gelişmektedir. Başı büyük ve ağırdır, boyun kasları güçsüzdür, desteklenmesi gerekir.
    Yenidoğan Bebeğiniz Neler Yapabilir?
    Karın üstü yatarken başını kısa süre kaldırabilir.
    Oturtulursa başı düşer.
    Yaklaşık 20 cm’ lik bir mesafeyi görebilir.
    En çok yüzlere ve parlak, kontrast renklere bakmayı sever.
    Şiddetli sesleri duyar ve irkilir.
    Sesinizi duymaktan hoşlanır, konuşarak onu sakinleştirebilirsiniz.
    Tat ve koku alır, hisseder.
    Annesinin kokusunu tanır.
    Bebeğe Destek Olmak İçin Siz Neler Yapabilirsiniz?
    Bütün bebekler sevgi ve sıcaklığa gereksinim duyar. Onu kucaklayarak şımarttığınızı düşünmeyin! Sık sık kucaklayın, sarın, sevginizi gösterin.Gereksinimlerini zamanında karşılayarak temel güven duygusunu geliştirin. Ağlayınca karşılık gören, sıkıntısı giderilen bebek hayata güvenli bir başlangıç yapacak, özgüven geliştirecektir.
    Tutarken elinizle başını destekleyin.
    Yüzünüzü görebilmesi için bebeği yakın tutun.
    Ona parlak, kontrast renkli cisimler gösterin.
    Onunla konuşun, ninniler, şarkılar söyleyin.
    Uyku
    Bebeklerin uyku düzenleri farklılık gösterir. İlk aylarda genellikle günde 15-18 saati uykuda geçirecektir.
    4 saatte 30 dakika kadar uyanık olabilir.
    Gece ve gündüz farkını bilmez ( Anne ve babalar için en kötü haber ! )
    Zamanla belli bir
    uyuma ve uyanma düzeni oluşacak, gündüzleri 1-3 saat kadar, geceleri 3-6 saat kadar uyumaya başlayacaktır.
    Bebek uyurken yan veya sırtüstü yatırılmalıdır.
    Bebek gece sık uyanacağından, annenin de gece gündüz demeden, bebek uyurken, en azından dinlenmeye çalışması iyi olur. Bebeğin uykusu sırasında ev işlerini halletmeye çalışan anne, gece de uykusuz kalırsa bu tempoya dayanması güç olacaktır.
    Gece ve gündüzün farkını anlaması için bebeğe destek olun. Gündüz uyanık olduğunda onunla oynayın, konuşun, uyarı vermeye çalışın.Gece ise mümkün olduğunca sessiz, sakin olun, bebeği fazla uyarmayın, onunla oynamayın.
    Ağlama
    Ağlama bebeğin sizinle iletişim kurma yoludur, buna üzülmeyin, bebekler ağlar çünkü henüz konuşamazlar!
    İlk haftalarda bebekler günde 2-3 saat ağlayabilirler.
    Hatta, ilk 6-8 hafta boyunca ağlama giderek artar.
    Bazı bebekler uykuya dalmadan önce 10-15 dakika ağlarlar.
    Farklı nedenlerle farklı ağlamalar olabilir.Zamanla, bunu ayırt etmeye başlayacaksınız. Ancak her ağlamanın da belli bir nedeni olmayabilir, bazen bebek nedensiz de ağlayabilir.
    Bebeğin ağlamasına hemen yanıt verirseniz, sizin yanında olduğunuzu bilecektir.Böyle davranarak bebeği şımartmış olmazsınız.
    Yenidoğan bebeğiniz ağlayınca; karnını doyurma, altını değiştirme, kucaklayıp sakinleştirme seçeneklerinin hepsini denediyseniz ve halen ağlıyorsa , bir süre yatağına koyup sakinleşmesini bekleyebilirsiniz. Sakinleşene kadar gözlem altında tutmayı unutmayın. Zamanla hangi ağlamada ne yapmak gerektiği konusunda deneyim kazanıp sizden sonra anne- baba olanlara öğüt vermeye bile başlayacaksınız! Kaynak:sağlıklı çocuk

Yenidoğan bebeklerin ilk günleri

yeni doğan bebek yeni doğan bebek yeni bebek

Yenidoğanı ısıtalım...

Yeni doğan bebek doğumla beraber solunumunun başlaması, kalp dolaşımının normal yetişkinlerdeki şekle dönmesi ile dış ortama uyum sağlar.

Doğumdan sonra bebeğe en önemli yardım ortam ısısını uygun düzeyde tutmaktır.

Bebeği hiç vakit geçirmeden anne sütü ile beslemeye başlamak gerekir. Doğumdan sonra vücut ısısının düşmesi bebeğin dış ortama uyumunu gücleştirir ve enerji ihtiyacını artırır. Bu nedenle bebeği vücut ısısı düşüklüğünden korumak için doğum odasının ısısının 22-27 derece civarında bulunması, bebeğin doğar doğmaz ısıtılmış havlular ile kurulanması, ısıtıcı altında gerekli ilk değerlendirmeden sonra uygun giysilerin vakit geçirmeden giydirilmesi gerekir. Zamanında doğmuş ve normal kilodaki sağlıklı bir yeni doğanın bulunduğu odanın ısısı bebek giyimli olduğu halde 22-24 derece olmalıdır.

Bebek hemen kilo almaz...

Zamanında doğan, normal bir yeni doğanın ortalama ağırlığı 3500 gm dır. Normal bebeklerin % 95'i 2500 ile 4250 gm arasında bulunur. 2500 gm altındaki bebekler doğum haftalarına göre olmaları gerekenden düşük ağırlıklı bebekler olarak kabul edilirler ve bu bebeklerin enerji depoları yeterli olmadığı için erken beslenmeleri çok önemlidir. Bebeklerin doğum kiloları Anne'lerin vücut yapıları ile de ilişkili bulunmuştur. Iri yapılı Anne'lerin bebekleri genellikle daha kilolu doğmaktadır. Hayatın ilk 3-5 gününde zamanında doğmuş bebekler doğum ağırlıklarının % 5 kadarını kaybederler, ve 8-12. günlerde doğum kilolarına ulaşırlar. Bu kayıp normal kabul edilmekle beraber erken ve yeterli beslenmenin başlatılması ile kayıp azalmaktadır. Bebekler bundan sonra ilk aylar genellikle günde 20-40gm kadar kilo alırlar.

Zamanında doğan bir bebeğin ortalama boyu 50 cm, baş çevresi ise 35 cm dir. Bebeklerin %97 'sinin baş çevresi 33-37 cm arasında bulunur . Baş çevresinin normalin altında kalması, beyin gelişiminde gerilik, aşırı büyümesi ise beyin boşluklarında normalden fazla beyin omurilik sıvısının toplanmasına işaret eder. Bu nedenle baş çevresi ölçümleri boy ve kilo ile beraber ilk yıl her ay düzenli olarak yapılmalıdır.

Yeni doğanın görünümü..

Yeni doğan bebeğin cildi doğumdan hemen sonra kırmızımsı mavi renktedir, bir kaç saat içerisinde kırmızı-pembe renge döner. El ve ayakların ise ilk gün içinde mor olması anormal sayılmaz, bununla birlikte el ve ayakların belirgin mor ve soğuk olması durumunda bebeğin vücut ısısı kontrol edilmeli ve uygun ortam ısısı sağlanmalıdır. Yeni doğan bebeğin derisi verniks kazeoza denilen yağ tabakası ile örtülüdür. Bu yağ tabakası hem bebeğin ısı kontrolünü sağlamaya yardım eder hemde deriyi dış etkilerden korur. Bu nedenle yüz bölgesi dışındakiler silinmemeli, verniksin bir iki gün içerisinde kendiliğinden kaybolması beklenmelidir.

Bebeğinizi gün ışığında inceleyin...

Yeni doğanda hastalık belirtisi olabilecek morarma, döküntü, daha sonra ayrıntılı olarak sözünü edeceğimiz sarılık ancak bebeğin cildinin gün ışığı veya aydınlık ortamda gözlenmesi ile fark edilebilir. Bu nedenle anne bebeğini iyi ışık alan bir ortamda günde birkaç kez gözlemelidir.

Yeni doğan bebekte baş kemiklerinin üst üste binmesi ve kafa kemiklerinin yumuşak oluşuna bağlı olarak başta şekil bozuklukları normaldir ve bir kaç gün içerisinde düzelir.

Yenidoğan ne görür, ne duyar?

Yenidoğan bebeğin duyu organları genellikle iyi gelişmiştir. Görme yeteneği doğumdan itibaren vardır. Bebek parlak ışıkta gözlerini kapar. Bazen göz hareketleri düzenli değildir ve şaşılık gözlenebilir. Ancak kayma sabit ise bu durum normal kabul edilmemeli ve göz hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır. 1-2 haftalık bebek eşyayı kısa süreli ve ancak 45-90 derece kadar takip etmeye başlar.

Bebeğin işitme duyusu ise sesli uyarıya bebeğin sıçrayarak, ağlayarak cevap vermesi veya emmekte olan bir bebeğin emmeye ara vermesi ile anlaşılabilir.

Sağlıklı bir yeni doğanın solunumu düzenlidir. Inleme, hırıltı, morarma hastalık belirtisi olabilir ve bir çocuk hekimince kontrolü gerektirir.

Meme bölgesinde sıklıkla gözlenen şişlikler normaldir ve bir kaç haftada kendiliğinden geriler. Ovulmamalı ve sıkılmamalıdır.

Ilk dışkılama, ilk idrar...

Bebeğin dışkısını ilk 48 saat içerisinde yapması beklenir. Bebeklerin bir çoğu mekonyum denilen koyu yeşil yapışkan dışkıyı ilk 24 saat içinde yapar. Anne sütü alan bebeğin dışkısı 3-4. günlerde parlak, altın sarısı renge dönüşür. Dışkılama sayısı bebekten bebeğe değişkenlik gösterir. Günde 8-10 kez dışkılayan bebekle gün aşırı dışkılayan bebek normal gelişem gösterebilir. Anne sütü alan bebeklerin çoğu dışkılarında küçük beyaz gıda parçacıklar bulunan dışkı yaparlar. Bebeklerin bir çoğu ilk 24 saat içerisinde idrar yaparlar. Yenidoğan döneminde idrardaki ürat kristallerine bağlı olarak bezde turucu pembe renkli leke görülebilir bu endişe duyulacak bir durum değildir bir süre sonra kaybolur.

Yenidoğanda cinsel organlar...

Zamanında doğan erkek bebeklerin büyük çoğunluğunda yumurtalıklar torbalara inmiştir. Ancak % 2-10 kadarında inmemiş bulunabilir . Birinci yıl sonunda hala inmemiş ise çocuk cerrahına başvurulmalıdır. Ilk 3-4 ayda torbalarda, fazla sıvı toplanmasına bağlı şişlik normal kabul edilir. Çoğu zaman kendiliğinden düzelir. Devam ederse doktora baş vurulmalıdır. Sünnet derisinin dar olması normaldir ve eğer bebek idrar yapmakta güçlük çekmiyorsa deriyi zorlamamak gerekir.

Kız bebeklerde vaginadan koyu, beyaz bir akıntının gelir. Bu durum bazen 1-2 hafta sürer. Bazende anneden geçen hormonlara bağlı olarak az miktarda kanlı akıntı görülebilir. Bu kanama bir hastalık belirtisi değildir

Çocuk hekimi bebekte kalça çıkığı kontrolü yapar. Kalça gelişiminin normal olabilmesi için kundak yapılmamalı ve geniş ara bezi kullanılmalıdır.

YENI DOĞAN DÖNEMINDE SIK KARŞILAŞILAN SORUNLAR

Yeni doğan sarılığı nedir?

Yeni doğanda sarılık, en sık karşılaşılan sorunlardan biridir. Ilk hafta içinde zamanında doğmuş bebeklerin % 50 sinde, erken doğan bebeklerin %85 inde sarılık ortaya çıkar. Yeni doğanda sarılığın nedeni bebeğin kanında bilirübin denen bir maddenin fazlalaşmasıdır

Bebek kanındaki bilüribin nereden gelir?

Kanda yaşam süresini dolduran alyuvarlar parçalanır, ortaya bazı maddeler çıkar . Bunların başında bilüribin vardır. Bu madde karaciğerde bir takım işlemlerden geçtikten sonra safra aracılığı ile bağırsaklara geçer ve dışkı ile atılır. Böylece kanda bilüribin düzeyleri değişmez. Yeni doğanda bilüribin düzeyleri 2-4 mg/dl kadardır. Bilüribin düzeyi 5mg /dl yi aştığında sarılık fark edilir hale gelir ve ilk olarak göz akları sararır. Kan bilüribin düzeyleri ile sarılığın vücuttaki dağılımı arasında iyi bir uyum vardır. Bilüribin 5-8m/dl olduğunda sarılık baş ve boyundadır, 8-10mg/dl de gövdenin üst kısmında, 10-13 mg/dl de gövdenin alt kısımlarında, 13-16 mg/dl de kol ve bacaklarda izlenir. El ve ayaklara kadar inmiş sarılıkta bilirübinin 20 mg /dl civarında olduğu düşünülür. Ancak bu değerlendirme klinik deneyim gerektirir ve yanılmalara neden olabilir. Bu nedenle şüpheli her durumda laboratuarda kanda bilüribin ölçtürmek en uygunudur.

Fizyolojik sarılık nedir?

Yeni doğan bebeklerin bir çoğunda bilüribin düzeyleri yükselir. Bu geçici yükselmeye fizyolojik sarılık denir. Yeni doğanın alyuvar hücreleri daha kısa ömürlüdür. Karaciğerde işlemden geçirilecek bilüribin yükü fazladır. Yeni doğanın karaciğeri de henüz bu bilüribini işleyecek durumda değildir. Böylece fizyolojik sarılık meydana gelir. Erken doğan bebeklerde sarılık daha sık ve şiddetli görülür. Fizyolojik sarılık genellikle doğumdan sonraki 2-3. günlerde ortaya çıkar ve 7-10 günde kaybolur. Erken doğan bebeklerde sarılığın ortaya çıkması daha geç olurken kaybolması da geç olur. Kaybolma en son göz aklarında olur. Fizyolojik Sarılıkta bilüribin düzeyleri zamanında doğanarda 12mg/dlyi, erken doğanlarda 15mg/dl yi geçmez.

Fizyolojik olmayan (tehlikeli) sarılıklar...

En başta kan uyuşmazlığına bağlı sarılıklar görülür. Kan hücrelerinin bazı yapısal bozuklukları da sarılığa neden olabilir. Yeni doğan sarılığı tedavisi mümkün olan bir hastalıktır . Ancak çok fazla artmış bilüribin beyine geçerek kalıcı harabiyet yaptığından hekim tarafından dikkatle izlenmesi gereklidir.

Sarılığın tedavisi...

Sarılığın tedavisi bilüribin yüksekliğine yol açan sebebi ortadan kaldırmaya ve beyin harabiyetini önlemeye yöneliktir. Bilüribin düzeylerini belirlenen düzeylerin altında tutmak için öncelikle bebeğin yeterli sıvı ve kalori almasını sağlamak gerekir.

En sık fototerapi denen ışık tedavisi uygulanır. Bu tedavi ile bilüribin, ışık etkisi ile vücuttan kolay atılabilen, suda erir hale getirilir. Zamanında doğan bir bebekte fototerapi bilüribin düzeyi 15mg/dl yi aştığında uygulanır.

Tedavide son basamak kan değişimidir. Kan değişimi genellikle kan düzeyi 20mg/dl yi aştığında uygulanırsa da, kan değişimi için konulan sınırlar bebeğin doğum haftasına, doğum kilosuna, sarılığın nedenine ve bebekte mevcut ilave hastalıkların varlığına bağlı olarak değişmektedir.

Kusma ve Gaz Sancıları...