Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Kadınca Yaşam

2 tane "besin" etiketli yazı bulundu "besin" tagli diger ogeler resimler , videolar

Sağlığınız için balık tüketin

hamsi yemeği Balığın anne sütünden sonra en değerli besin kaynağı olduğu açıklandı.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Su Ürünleri Fakültesi Avlama ve İşleme Teknolojisi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatma Arık Çolakoğlu, balığın, anne sütünden sonra en değerli besin olduğunu bildirdi.

Doç. Dr. Çolakoğlu, açlık duygusunu gidermek ve karın doyurmak için yemek yemenin iyi beslenme olmadığını, karın doyurmanın normal büyüme ve gelişmeyi sağlamadığı gibi sağlığı da korumadığını söyledi.

Balık etinin ucuz protein ve enerji kaynağı olduğunu belirten Doç. Dr. Çolakoğlu, kolay sindirilebilir, protein, doymamış yağ asitleri, iyot ve selenyum kaynağı olması nedeniyle beslenme açısından çok değerli olduğunu kaydetti.

Dengeli beslenmenin esas ögesinin protein olduğunu belirten Doç. Dr. Çolakoğlu, şöyle konuştu:

"Tüketimi en yaygın olan hayvansal protein ettir. Etin protein kalitesi, hayvan türüne göre farklılık gösterir. Balık eti, aminoasitlerin hepsini içermesinden dolayı oldukça değerlidir. Etin içerdiği bağ dokusunun oranı onun hazmedilebilirlik düzeyini belirler. Balık eti, düşük oranda bağ dokusu içermesi nedeniyle sığır etine oranla daha kolay hazmedilir ve vücutta daha kısa sürede kullanıma sunulur. Anne sütü biyolojik değer açısından 100 olarak kabul edilirse takip eden sıralamada 93 ile deniz balığı, 89 ile inek sütü, 87 ile sıcakkanlı hayvanların eti gelmektedir. Balık, anne sütünden sonra en değerli besindir. Normal şartlarda 200 gram tüketilen balık eti, bir insanın günlük protein ihtiyacının yüzde 70'ini karşılamaktadır.

Balıkların Besin Değeri Ve Sofradaki Yeri

Balık ana gıda maddelerimizin arasında önemli bir yer alır. Yurdumuzun üç tarafının denizlerle çevrili oluşu, verimli akarsularımızın ve göllerimizin çokluğu dolayısıyla, su ürünleri hatırı sayılır bir besin potansiyelimizdir.

Su ürünleri ve özellikle de, balık çabuk ürediği ve bolca avlanıldığı için, genellikle etten ucuzdur ve her aile bütçesine uygundur. Bununla birlikte, yurdumuzda bu besi değeri yüksek su ürünlerinden gereğince yararlanıldığı da söylenemez. Halbuki balık, etin besin özelliklerini taşıdığı gibi, sindirilmesi de kolay oluşu için bazı durumlarda ete tercih edilebilir.

Balık etinde, büyütücü, geliştirici, onarıcı besin (protein), hemen hemen tüm vitaminler, kalsiyum, fosfor, iyot, klor, vb. gibi madensel tuzlar bol miktarda bulunmaktadır. Bu nedenle, çocukların kemik ve zeka gelişmesinde balık etinin büyük yararı görülür. İngiltere gibi çok balık tüketilen ülkelerde sabah kahvaltısında bile balık eti yenmektedir. Bileşiminde karbon-hidrat (şeker-nişasta) bulunmadığından, balık eti şeker hastalarında bile tavsiye edilir. Balığın sofradaki yeri, çorba ve yumurtadan sonra gelir, yani et ve tavuktan önce servis edilir.

TAZE BALIK

Taze balık ne kadar doyurucu ve lezzetli bir besinse, bayatlamış balıkda o derece nahoş ve tehlikelidir. Aşırı toksin taşıyan bayat balık sağlık için son derece zararlı olup, bazı kereler insanı zehirleyerek ölümüne bile neden olabilir.

Taze balığın özellikleri şöyle sıralanabilir.

1. Gözleri canlı, parlaktır ve çukura kaçmamıştır.

2. Eti sert ve diridir, parmakla basınca çukurlaşmaz.

3 Solungaçları parlak kırmızı renktedir.

4. Kuyruğu gevçekçe sallanmaz.

5. Pulları derisinden kolayca ayrılmaz.

6. Deniz kokuludur.

EVDE BALIĞIN SAKLANMASI

Balık taze olarak temizlenip, hemen pişirilmelidir. Sudan çıktığı andan itibaren bayatlama süreci başladığından tüm su ürünleri lezzetlerinden her geçen saat bir miktar kaybeder.

Eğer hemen pişirilmeyecekse balığı temizleyip, iyice yıkadıktan ve kandan arındırdıktan sonra, bir naylon torbaya yada ağzı kapalı bir kaba koyarak buzdolabının soğuk yerinde, kar veya buz üzerinde saklamalıdır. Tüm diğer hayvansal besinlerde olduğu gibi tuzlama da, bayatlamaya karşı koruyucu bir önlemdir. Soğuk ortamda da saklansa, balık dondurulmadığı takdirde bir kaç günde tüketilemeyecek hale gelir. Dondurulmuş balıklarında, buzu çözüldükten sonra hemen pişirilmeleri gerektiği, bir kez daha dondurulup saklanamayacakları unutulmamalıdır.

Diyette yağa karşı süt ve yoğurt

süt yoğurt  Piramit

Yapılan araştırmalar diyette süt ve yoğurt tüketmenin yağ yakımını artırdığını, yağlanmayı engellediğini gösteriyor. Kemik sağlığı için de bu besinleri tüketmek şart

Kilo vermek için iyi yollardan biri de ne yediğini deftere yazmak. Böylece sandığınızdan daha fazla şey yediğinizi görecek, kendinizi daha kolay frenleyeceksiniz. Diyetisyen Selma Önelge Gür, kilonun sorumlusu olarak gösterilen ekmeğin diyetten çıkarılmaması gerektiğini belirterek, "Her gün 30 dakika aktif olacağınız bir hobi belirleyin ve yapın" önerisinde bulunuyor. Önelge'nin diğer önerileri ise şöyle:

Besinleri iyi tanıyın: Doğada 40 binden fazla besin var ve bu besinler, birbirine benzer yönleri göz önüne alarak altı grupta toplanır. Bunlar, tahıllar (ekmek, pilav, çorba, bisküvi, kestane, patates, kuru baklagiller vb.), et ve türevleri (kırmızı et, balık, tavuk, hindi, peynir, yumurta vb.), sebzeler (yeşil, kırmızı, mor, turuncu vb.), meyveler, yağlar (zeytin, ceviz, fındık, sıvı yağlar) ve şekerlerdir.

Kilo vermeye çalışmak, tatsız tuzsuz yiyeceklerle beslenmek, hamur işinden, tatlıdan uzak durmak demek değildir. Sağlıklı zayıflama programlarında yasak yoktur. Önemli olan hangi yiyeceği neyin yerine, ne kadar yenebileceğine karar verebilmektir. Bu bilinç besin gruplarını tanımakla oluşur. Bunun için şu kurallara dikkat edin:

Çeşitlilik ve denge yaratın: Bir öğünde bütün besin gruplarından en az bir porsiyon da olsa bulundurulmalı. Örneğin öğle yemeğinde yiyeceğiniz '1 kâse çorba, 1 tabak etli sebze yemeği ve yoğurt' hemen her gruptan besin almanızı sağlar.

Ölçülü olun: Bir tencere sebze yemeğine iki yemek kaşığı sıvı yağ koyun. Yemekte mesela iki dilim ekmek yiyin (bölerek yediğiniz ekmeğin ölçüsünü bilemezsiniz).

Yediklerinizi kaydedin: Yemek yedikten sonra ajandanıza hangi saatte, ne yediğinizi ve ne kadar yediğinizi yazın. Her yediğinizi düzenli olarak kaydedin. Gün sonunda kendinizi değerlendirin. Birçok kişi "Çok yemiyorum ama neden kilo alıyorum?" sorusunu sorar. Oysa üç gün yediklerini kaydettikten sonra cevabı nedense kendileri verirler.

Fiziksel ativitenizi artırın: Günlük 30 dakika aktif olacağınız bir hobi edinilmesi yaşamı daha keyifli kılar. Örneğin markete yürüyerek gitmek, dans etmek, bisiklete binmek, yüzmek, köpek gezdirmek... Bu öneriler de arttırılabilir ama herkes kendi aktivitesini zevk aldığı şeylerden seçebilir.

Aç kalmayın: Eğer öğün atlıyorsanız, kahvaltı etmiyorsanız ve geçiştirmelerle öğününüzü unutuyorsanız bunu bugün bırakın, günde üç ana öğün ve üç ara öğün tüketin.

Günde iki-üç litre su için: İnsan vücudunun yüzde 60-70'i sudur. Bol çay ve kahve içerek su ihtiyacı karşılanmaz. Zayıflama çayları sadece su kaybettirir. Böylece zaıfladığınızı düşünürsünüz. Vücut kaybettiği sıvıyı yerine koyduğunda kilolar geri alınır. Meydana gelen bağırsak tembelliği de cabası. Uzun dönemli zayıflama çayları kullanımı, bazı kronik bağırsak hastalıklarına yol açabilir.

Süt ve yoğurdu ihmal etmeyin: Yapılan araştırmalar diyetle yeterli kalsiyum alındığında yağ yakımının arttığını ve yağlanmanın engellendiğini ortaya koyuyor. Hem kemik ve eklem sağlığınız hem de kilo kontrolünüz için yağı alınmış süt ve ürünlerini diyetinizden eksik etmeyin.

Ekmeği diyetten çıkarmayın: Ekmek tek başına şişmanlığın nedeni değildir. Zayıflama programlarında yeterince ekmek seçenekleri bulunmuyorsa sağlıklı kilo veremezsiniz. Rafine edilmiş undan üretilen beyaz ekmek sadece boş enerji verir.

Lif oranı yüksek zengin ekmek çeşitleri size kronik hastalıklara karşı korunmada destek sağlar.

Web Stats