Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Kadınca Yaşam

6 tane "doğum" etiketli yazı bulundu "doğum" tagli diger ogeler resimler , videolar

Kadınlar 100 yaşındada çocuk yaştada doğum yapabilecek

hamile Bilimadamları önümüzdeki 30 yıl içerisinde 100 yaşına gelen kadınların dahi doğum yapabileceği sağlık şartlarının oluşturulacağını bildirdi.

Daily Telegraph gazetesinin haberine göre bu öngörü, çocukluk döneminden itibaren kadınların istedikleri her yaşta çocuk doğurabileceği bir dünya vadediyor.

Uzmanlar, deri hücrelerinden sperm ve yumurta üretme tekniklerinin her geçen gün biraz daha geliştiği, 2040'a kadar buluşların hayata geçirilebileceği görüşünde. Elde edilen yeni veriler sayesinde anne ve babalar çocuklarının karakteristik özelliklerini, saç rengini, boyunu, zekasını ve hatta hastalığa açık genlerini doğumdan önce belirleyebilecek.

Bilim dergisi Nature'da yayımlanan araştırmayla ilgili konuşan Singapur Biyoloji Enstitüsü'nden Davor Saltor, "Kadınlar yaşlarını umursamadan çocuk yapmayı erteleyebilecekler. Bu önümüzdeki 30 yıl içinde gerçekleşecek" dedi.

Bazı doktorlar gebeliğin gerçekleşebilmesi için suni bir rahim kullanılabileceğini kaydetse de, bunun deneyler için embriyo oluşturma tartışmalarını da beraberinde getireceğini söylüyor. Gelecekteki ahlak değerleriyle alakalı bir fikrinin olmadığını söyleyen Saltor, "Embriyo üretmenin başlangıcı şu anki şartlarda çok zor olacak, ancak daha sonra hayatın bir gerçeği haline gelecek" diye konuştu.

Saltor, ileride bir bilim adamının 20 bin embriyo ürettiğini ve gelişimleri üzerinde çalıştığını söylediğinde insanoğlunun buna şaşırmayacağını ekledi.

Çocuk Sahibi Olmak İçin Yapılacaklar

 

tüp bebek yöntem tüp bebek tup_bebek mikroenjeksiyon

ÇOCUK SAHİBİ OLMAK İÇİN YAPILACAKLAR

Evli sağlıklı çiftlerin haftada en az 2 kez cinsel birleşme ile gebe kalma şansları ay başına %20, yıl başına ise %90dır. Evli çiftlerin bir yıl bitiminde düzenli cinsel yaşantı sonrası gebe kalamaması durumuna çocuk sahibi olamama “infertilite” denir. Bu demektir ki bir yıl bitiminde bizlere evli çiftlerin %10u başvurmaktadır.

Nedenler incelendiğinde sadece erkeğe ait nedenler %19, sedece kadına ait nedenler %13, hem erkeğe hem kadına ait nedenler ise %18 oranında tespit edilmiştir. Tüplerin tıkalı olması %14, yumurtalıkların tembel olması %6, yumurtlama kusuru %6 oranında bildirilmiştir.

Çocuk isteği ile başvuran çiftlere tedavi şeması yapmadan önce bazı incelemeleri yapmak gerekmektedir. Öncelikle hem bayandan hem de erkekten detaylı öykü alınmalıdır. Bayanların yaş tedavi başarısı ve seçeneği açısından önemlidir. Örneğin 35 yaş altında tüpbebek ile gebe kalma şansı %45 civarında iken bu oran 38 yaş sonrası %28e inmektedir. Evlilik süresi ve çocuk isteme süresi sorulmalıdır. Yedi yıldan fazla çocuk isteği olan çiftlerde tedavi seçenekleri hızla tüpbebek uygulamalarına yöneltilmelidir.

Bayanın kilo ve boyu adet düzeni ve tedavide kullanılacak ilaçlar açısından önemlidir. Cinsel birleşme sıklığı belirli aralarda olmayabilir ve bu gebe kalamama nedeni olabilir. Adet düzeni, adet dönemimde sancı, cinsel ilişkide ağrı sorgulanmalıdır. İlişki ve adette ağrı olması “endometriozis” hastalığını düşündürmekte ve bu da başvuran çiftlerin %9 unda tek başına neden teşkil etmektedir.

Son adet tarihinin ilk günü istenecek tetkikler ve planlanan tedavi açısından tarih çizelgesi oluşturmak açısından önemlidir. Sigara kullanımı yumurtalıkların cevabında azalmaya neden olabilir. Varsa önceki gebeliklerin nasıl sonuçlandığı (düşük, küretaj, doğum, sezaryen) bilinmelidir. Örneğin daha önce çocuk doğurmuş bir bayanın gebe kalma şansı hiç doğurmamış birine göre %5 daha fazladır. Düşük yapan hanımların şansı ise hiç gebe kalmamışlar ile aynıdır.

Bayanların geçirdiği önemli hastalıklar ve ameliyatlar (yumurtalık, rahim, tüp ameliyatları) bilinmelidir. Yumurtalık ameliyatları yumurtalıkların ilaçlara vereceği cevabı azaltacak, tüpleri içeren ameliyatlar ise yapışıklıklara neden olabilecektir.

Kan tahlili olarak adetinin başlangıc gününü 1 sayarak 3. günü kanda FSH,LH, Prolaktin, TSH değerlerine bakmak gerekir.

Bayanların sistemik ve jinekolojik muayenesi yapılmalıdır. Bu muayenede rahimin büyüklüğü, konumu, yumurtalıkların büyüklükleri belirlenmelidir. Haznede akıntı varsa rahim ağzından kültür ve smear incelemesi için sürüntüler alınmalıdır. Meme muayenesi herhangi bir akıntı açısından dikkatle yapılmalıdır. Adet döneminde ultrasonografi ile rahim ve yumurtalıkların değerlendirilmesi gerekir.

Bayanlarda infertilite tetkikleri planlanırken amaç yumurta gelişiminin teyidi, tüplerin açıklığının tespiti, rahimiçi ortamın düzgün olduğunun belirlenmesidir.

Düzenli adet gören hanımların büyük kısmında yumurta gelişimi de normaldir. Bunu incelerken adet döneminde yapılan kan hormon tahlilleri, adetin 12.günü yapılan pelvik ultrasonografik inceleme ile gelişen folikülün (yumurta bu havuzun içerisinde gelişir) tespiti, adetin 10. gününden itibaren idrarda yapılan yumurtlama testinin pozitifliği ve adetin yaklaşık 21 günü kanda bakılan yumurtlamanın varlığını doğrulayan hormon tayini bakılacak testlerdir.

Tüplerin açıklığının belirlenmesi iki yolla olabilir. Rahimin içerisine yağda eriyen bir ilacın verilmesiyle röntgen eşliğinde çekilen histerosalpingografi (HSG) veya genel anestezi altında karına teleskop ile girilerek rahimağzından verilen mavi boyanın tüplerden dökülüşünü izlemek için yapılan tanısal laparaskopi (LS).

Rahimiçinin değerlendirilmesi için de iki yöntem vardır. Kateter aracılığıyla rahimiçine serum verilerek ultrasonografi ile kavitenin incelenmesine salin infüzyon sonografisi (SIS) adı verilir. Lokal anestezi ile rahimağzından teleskopun kaviteye itilerek rahimiçinin ekranda izlenmesi de ofis histeroskopi (HS) ile mümkün olabilir.

Uygulanacak yöntemler başvuran çiftlerin %20sinde sorun tespit etmeyecektir. Bu duruma nedeni bilinmeyen infertilite adı verilir. Bayanın yaşı ve çocuk isteği süresi göz önünde bulundurularak tedavi önerilmelidir.

Erkeklerin mesleğini sorgulanmalıdır. Bazı toksik maddeler sperm sayısında azalmaya neden olabilir. Sigara kullanımı sperm değerlerinde azalmaya neden olmaktadır. Geçirilen bazı ameliyatlar ( Fıtık ameliyatı, varikosel ameliyatı) sperm yollarında tıkanıklığa neden olabilir. Cinsel yolla bulaşan hastalık, idrar yolu iltihabı öyküsü de araştırılmalıdır. Düzenli kullanılan ilaç varsa kaydedilmelidir.

Her tedavi seçeneği tüm çiftler için uygun değildir. Yapılan tetkikler sonrasında erkek, kadın ya da her ikisinde birden sorun saptanabilir. Neden belli ise sebebe yönelik tedaviler yapılır. Çiftlerin %20'sinde yapılan tetkikler sonucunda bir neden bulunamayabilir. Bu duruma açıklanamayan infertilite adı verilir. Bu durumda gebeliği arttırıcı tedaviler uygulanır.

Tedavinin başarısında çiftlerin tedavi programına tam katılımı ve istekli olmaları çok önemlidir. Tedavinin seçiminde çiftin infertilite süresi, bayanın yaşı, önceki tedavilerin sonuçları ve en önemlisi çiftin beklentileri gözönünde bulundurulur. Uygulanacak tedavinin çiftin günlük yaşantısına ek stres getirmemesi için gerekli ayarlamalar yapılır.

Doğum Kontrol Hapları

 

dogumkontrolhapi doğum kontrol hapı

Doğum Kontrol Hapları

Hamilelik kadın yumurtalıklarının ürettiği yumurtanın erkek sperm hücresi ile birleşip, döllenmesi sonucunda gelişir. Doğum kontrol hapı, gebelik sırasında vücudumuzda bulunan hormonlar gibi çalışır. Yumurtalıkların yumurta üretmesine, rahim ağzından sperm geçişine engel olarak gebeliğin oluşmasını engeller.

Doğru kullanıldığında Doğum Kontrol Haplarının güvenilirliği %100'e yakındır. Çocuk istendiği zamanda hapların bırakılmasıyla  hamile kalınabilir.

Kadınların çoğu bu hapları kullanabilir. Aşağıdaki özellikleri taşıyan kadınlar için doğum kontrol hapları en uygun korunma yöntemidir.

  1. 40 yaşından genç bayanlar
  2. Yeni evli veya çocuk sahibi olmak istemeyen kadınlar

Daha önce hiç hamile kalmamış olsanız bile hapın bu konuda sakıncası yoktur. Kullanmayı bıraktığınız günden itibaren hamile kalabilirsiniz.

Doğum kontrol hapları, doğum kontroluyla hiç ilgisi olmayan bir çok soruna çözüm getirmiştir. Haplar adet ağrılarını azaltır Adet kanamalarını düzene sokar. Ne zaman adet göreceğinizi bilirsiniz. Adet kanamalarının miktarını azaltarak vücudun demir kaybını önler

Rahim, yumurtalık ve tüplerin iltihabına karşı koruyucudur. Dış gebelik ihtimalini azaltır.

Yumurtalık ve rahim kanserine karşı koruyucudur. Kısırlığa neden olan, adet dönemlerinde ve ilişki sırasında ağrıya yol açan bir hastalık olan ENDOMETRİOZİS tedavisinde uzun süreli kesintisiz kullanımı vardır.

Eğer 40 yaşın üzerinde ve SİGARA kullanıyorsanız, ilaçlara rağmen düzene girmeyen tansiyon yüksekliği ve şeker hastalığı varsa, gebeler ya da gebelik şüphesi olanlar, önceden geçirilmiş veya geçirilmekte olan damar tıkanıklığı bulunanlar, mevcut karaciğer hastalığı olanlar kullanmamalıdırlar.

Şiddetli baş ağrısı ve migren nöbetleri, bulanık görme ve görme bozukluğu, şiddetli bacak ağrısı, bacakta şişme kızarıklık , göğüs ağrısı ve solunum güçlüğü, sarılık ortaya çıkması durumlarında hapın kullanımı bırakılmalıdır.

Tüm dünyada günümüze kadar gelen çalışmalarda hap kullanımının kadınlarda kansere yol açmadığını açıkça göstermiştir. Tam aksine, rahim ve yumurtalık kanserine karşı koruyucu etkisi gösterilmiştir.

Adet kanamanız uygun olmadığını düşündüğünüz zamanlara denk düşebilir. Bir spor karşılaşmasına katılmak ya da deniz kıyısında geçireceğiniz bir tatilin tadını çıkarmak istiyor olabilirsiniz. Bu durumda doktorunuzla konuşarak adet kanamanızı yaklaşık 1 hafta öne veya sonraya kaydırabilirsiniz.

Sorularla Doğum Kontrol Hapı

Doğum Kontrol Hapı Kullanılırken nelere dikkat etmeli ?

Kullanılan doğum kontrol hapının maksimum etkili olabilmesi için ilk kural düzenli olarak alınmasıdır.

Haplar iki şekilde ambalajlanmıştır. İlkinde 21 hormon hapı vardır. Her gün bir adet hap yutulur ve tamamı bitince yeni hapa başlamadan önce yedi gün ara vermek gerekir. Bu yedi günde normal bir adet kanaması olur. Haplara yedi gün ara verdikten sonra tekrar başlamayı unutanlar için 28 haplık kutular vardır. Bu her gün bir hap alma düzenini korur. Paketin içinde, diğerinde olduğu gibi, 21 tane hormon hapının yanında yedi günlük arada alınmak üzere yedi tane de “yalancı” şeker hapı vardır. Bir paket bitince ikincisine başlanır.

Doğum kontrol haplarının yanında başka ilaç, vitamin veya şifalı otlar kullanıyorsanız doktorunuza bilgi veriniz. Bunlardan bazıları doğum kontrol haplarının etkisini azaltabilir.

Hapı Almayı Unutursanız Ne Olur ?

Hapı almakta 12 saatten daha az bir gecikme olduysa:

Yalnız unuttuğunuz hapı alın. Bir günde iki hap almış olsanız bile, bir sonraki hapı da her zamanki normal saatinde alın

Hapı almakta 12 saatten daha fazla bir gecikme olduysa:

Almayı unuttuğunuz hapı hemen alın. Bundan sonra almanız gereken hapı normal saatinde alın fakat önünüzdeki yedi gün, doğum kontrol hapı yanında, gebeliği önlemekte yardımcı olacak kondom, diyafram vb kullanın. Olay 21 haplık kutuları kullanırken ve bir paket içindeki haplardan yediden daha az hap kalmışken olduysa bu paketi bitirir bitirmez yedi gün ara vermeden yeni pakete başlayın. Olay 28 günlük hapları kullanırken olduysa önce o paketin içinde kaç tane daha hormon hapı kaldığına bakın. Yediden azsa, hormon haplarını bitirin ve şeker haplarını almadan yeni bir paket içindeki hormon haplarına başlayın.

Doğum Kontrol Hapının Sağlık Açısından Yararları Nedir ?

Cilt ile ve Adet Öncesi Gerginlikle (bazı kadınlarda adet öncesi görülen huy değişiklikleri veya diğer belirtiler) ilgili sorunlara iyi gelebilir.

Adet kanamasında miktarı ve sancıyı azaltabilir.

Yumurtalık ve rahim kanseri riskini azaltır.

Bütün Kadınlar Doğum Kontrol Hapını Kullanabilir Mi ?

Daha önce damarda kan pıhtılaşması (tromboz), kalp hastalığı, meme kanseri veya karaciğer hastalıkları gibi sorunları olan kadınlar hap kullanmamalıdır. Doğum kontrol hapı almaya başlamadan önce, aşağıda belirtilen noktalar sizin için geçerliyse doktorunuza bildiriniz:

o Sigara içmek (sigarayla birlikte doğum kontrolu hapı kullanmak kalp hastalığı ve felç riskini artırır)

o Yüksek tansiyon veya şeker hastalığı

o 35 yaşını geçmiş olmak

o Migren

Doğum Kontrol Hapının Yan Etkileri Nelerdir ?

Doğum kontrol hapı kullanan kadınların bazılarında düzensiz kanama, kilo alma, baş ağrısı, bulantı, cinsel isteğin azalması, deri sorunları, huysuzluk, şişkinlik veya göğüslerde sancı görülse de yan etkiler iki üç ay içinde kaybolur. Doktordan başka bir hap vermesini istemekle sorunlar genellikle düzelebilir. Bazen hap kullanan kadınların yüzlerinde parça parça kararma olabilir. Bunu önlemek için şapka giymek ve güneş kremi kullanmak önerilir.

Doğum Kontrol Hapı Meme Kanserine Neden Olur Mu ?

Bu konu tartışmalıdır. Doktorların çoğuna göre meme kanseri riski çok azdır ve hapın değeri diğer kanserlerden korunmayı sağlamasıyla dengeli olarak ölçülmelidir.

Hap Kullanmak İleride Gebe Kalmayı Önler Mi ?

Hayır. Ancak, hap kullanmayı bırakırsanız adet kanamalarınızın normale dönmesi için bir iki ay geçebilir.

22 haftalık cenin anne karnında ameliyat edildi

anne karnında bebek Bacaklarında sorun görülen 22 haftalık cenin anne karnında ameliyat edildi.

Avustralya'nın Melbourne kentinde, bacaklarında "amniyotik band sendromu" görülen 22 haftalık cenin, anne karnında ameliyat edildi.

Ameliyatın geçen yıl Melbourne Monash Tıp Merkezinde yapıldığı, 20 santimetre uzunluğundaki ceninin sol bacağındaki dokunun lazerle alındığı, sağ bacağındaki dokunun ise yoğunluğu nedeniyle alınamadığı belirtildi. Ocak ayında dünyaya gelen Leah adlı kız bebeğin sağ bacağına doğumdan sonra müdahale edildiği kaydedildi.

Doktorlar, şimdi 6 aylık olan bebeğin ayağa kalktığında büyük olasılıkla yürüyeceğine inanıyor.

Nadir rastlanan amniyotik band sendromunda, amniyon zarının pazı parçaları, cenini sarmalayıp sıkıştırıyor. Sıkışan bölgenin gerisine kan akışı sağlanamadığı için uzuvlar anormal oluşuyor ya da hiç gelişmeyebiliyor.

Dogum sonrasi cinsel yaşam nasıl olmalı

 

cinsel yaşam cinsel yasam

Yeni doğan bebekleri ile dünyadaki belki de en büyük mutluluğu tadan anne ve baba, bununla birlikte yaşamın bir bakıma farklı bir boyutuna da geçmiş olacaktır.

Doğumdan sonra ne zaman cinsel ilişki…

Bu konudaki genel kanı lohusalık dönemi olan doğum sonrası ilk 6 hafta boyunca sağlık nedenleri başta olmak üzere bir çok faktör göz önüne alındığında cinsel ilişkiden sakınılması yönündedir. Bu şekilde daha sağlıklı bir şekilde yeniden cinsel yaşama geçilmesi sağlanacaktır. Lohusalık döneminde seks için kendilerini yeterince hazır hisseden çiftler sağlık durumlarını doktorları ile konsülte ederek uygun olduğu taktirde biraz daha erken cinsel yaşama dönebilirler.

Erkeğin yaklaşımı ne olmalıdır..?

Kadınların en büyük korkularından biri doğumdan sonra eski vücutlarına kavuşamamak ve bu şekilde eşlerinin ilgi ve arzusunu eskisi kadar çekememektir. Bilinçli bir erkek bunu bilerek, eşine bu konularda destek olmalı, onun bu çekincelerinin yersiz olduğunu söyleyerek, ona karşı sevgi, ilgi ve isteğinin hiçbir şekilde azalmadığını ifade etmelidir. Ona daha şefkatli yaklaşmalı, lohusalık tamamlandığında sağlıklı bir cinsel ilişki için istekli olduğunu ifade edecek ilk yaklaşımları göstermelidir. Belki uzunca bir süre cinsel olarak birbirlerinden ayrı kalan çiftler yeniden cinsel yaşamlarına dönerken belli bir çekingenlik ve utangaçlık hissedebilirler. Bu durumda da erkek yol gösterici ve yönlendirici olmalıdır.

Kadının yaklaşımı ne olmalıdır..?

Her ne kadar doğumla birlikte az da olsa kalıcı bir kısım ekiler mevcut olsa da, akıllı ve bilgili bir kadın kısa sürede kendini toplayarak tüm bu gelişmelerin çok farklı olmakla birlikte olağan şeyler olduğunu bilecektir. Lohusalık sonunda cinsel yaşama dönüş için kendi beynini hazırlamalı ve bunun için eşine küçük işaretler vermelidir. Bu şekilde eşinin de varsa bu konudaki çekincelerine cevap vermiş olur. Vücudun eski haline dönmesi için gerekli şartları sağlamaya çalışmalıdır. Bunun sağlanması ile hem kendine güveni yeniden inşa edilirken, hem de eşine karşı eskiden bir şey kaybetmediğini gösterecektir.

Gebelik ve doğuma bağlı değişikliklerin giderilmesi…

Günümüzde, gebeliğe ait meydana gelen kalıcı değişikliklerin hemen hepsi istenildiğinde tedavi edilerek eski haline getirilebilmektedir.

Esneyerek, genişleyen vajinal kanal, ön ve arka onarım denilen basit bir operasyonla darltılarak eski sıkılığına getirilebilir.

Kötü dikilmiş epizyotomi ya da epizyotomi uygulanmadığı için meydana gelen perine yırtığı skarları, yine basit bir müdahale ile kötü görünümünden kurtarılabilir.

Göğüslerdeki büyüme ve sarkıklık, emzirme dönemi bittikten sonra istenildiğinde estetik cerrahi girişimlerle düzeltilebilir.

Gebelik ya da lohusalıkta meydana gelen psikolojik değişiklikler giderek ilerleyen boyutlarda ise mutlaka profösyonel yardım alınması gerekir. Bu konuda uzman psikolog ve psikiatristlerle görüşülmesi son derece yararlıdır.

Doğum sonrası yeni bir gebelikten korunma…

Lohusalıktan sonra emzirsin ya da emzirmesin, adet görsün ya da görmesin her kadın yeniden gebe kalabilme potansiyelindedir. Bu nedenle gerçek bir korunma yönteminin uygulanması gereklidir. Seçilecek korunma yöntemi, kişilerin kendi tercihleri yanında doktorun önerisi ile uygulanmalıdır. Emziren kadınlarda hormonlara dayalı bir korunma yöntemi seçilmesi mümkün değildir.Bu durumda ya kondom veya spiral (Rahim İçi Araç/ RİA) en uygun yol gibi görünmektedir. Ancak emzirmeyen anneler, istedikleri taktirde hormonal yollarla da korunabilirler. Tüm bunların ayrıntılarını doktorları ile görüşmeleri gerekir.

Op.Dr.Özgür Leylek

Sezaryen mi Normal Doğum mu?

Sezaryen mi  Normal Doğum mu?

Normal doğumdan çekinen anne adayları, yaklaşık 8-10 saatlik süreci 20-25 dakikaya indirmek için sezaryeni tercih ediyor. Normal ve sezaryenin farklı sonuçları bulunuyor.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gökmen İyigün, sezaryen ve normal doğumu anlattı:

"Anne adayları, “hangi doğum türünü seçmeliyim?” sorusunu, çevrelerindeki daha önce doğum yapmış kişilere olduğu kadar, öncelikle hamileliğini takip eden hekimlerine ve kendilerine sormalılar.

Zira, bilinçli ve bilgili bir annenin ne şekilde doğum yapacağına kendinin karar vermesinden daha ideali yoktur. Ama herşeyden önce son sözü yine tıp söyleyeceği için, işin tıbbi yönüne bakmak son derece yerinde bir karar olacaktır.

Çünkü, sezaryenle doğum yapmayı gerektiren bazı durumlar bulunmaktadır.Bu durumlar şunlardır:

Önceki doğumunu sezaryenle yapmış olmak

Bebekte duruş bozukluğu olması ya da çok iri olması

Annenin kalça yapısının doğum yapamayacak kadar dar olması

Gebelik sırasında gelişen şiddetli tansiyon yükselmeleri

Bebekte gelişme geriliğinin olması

Anne adayının ıkınmayı engelleyecek hastalıklarının olması (çeşitli göz bozuklukları, yüksek tansiyon, bel fıtığı, ortopedik problemler gibi )

Anne adayının psikolojik veya zihinsel olarak normal doğumu tolere edemeyecek durumda olması

Vajen daraltma ameliyatı geçirmiş olmak

İkiz, üçüz gebelikler

Plasentanın rahim ağzını ve dolayısıyla doğum yolunu kapaması

Vajinada bilinen bir mikrop veya hastalığın bulunması (herpes veya tümör gibi)

İleri yaşlarda tüp bebek gibi büyük uğraşlar sonucu gebe kalınması.

Yukarıda sayılan maddeler sezaryeni gerektiren durumlardır. Ancak tabii ki bunların dışındaki durumlarda verilecek karar doğumun ilerleyişine, annenin ve bebeğin sağlık durumuna göre son dakikaya kadar değişebilecektir."

Normal doğum en ideali mi?

Op. Dr. Gökmen İyigün, normal doğumun en önemli özelliğinin herhangi bir müdahale gerektirmeden kendi kendine gerçekleşmesi olduğunu anlattı:

"Normal bir doğumdan sonra, anne kısa bir dinlenme süresi sonunda normal günlük yaşantısına dönebilmektedir. Kimilerine göre de çekilen doğum sancısı kadını olgunlaştırmakta, hatta yaşama bakışını bile etkilemektedir.

Ancak normal doğumun da bazı sakıncalı yönleri bulunmaktadır. Unutulmamalıdır ki tamamen normal olarak seyreden bir doğumda bile her an beklenmeyen bir problemle karşılaşılabilir. Bu problemler şunlar:

Bebeğin kalp seslerinde bir bozulma meydana gelmişse acil bir şekilde sezaryen kararı verilebilir.

Bebeğin çıkışta sıkışıp kalması ve doğumun ilerlememesi nedeniyle sezaryen kararı verilebilir.

Zor doğumlar nedeniyle vajende oluşabilecek yırtıklar, genişlemeler ve ileriki dönemlerde buna bağlı ortaya çıkabilecek idrar kaçırma problemleri, cinsel ilişkiden eskisi gibi tatmin olamama gibi nedenlerle sezaryen tercih edilebilmektedir."

Anatomik özelliklere bakılmalı

Op. Dr. Gökmen İyigün, iki-üç kez normal doğum yapan ve cinsel organlarının anatomisinde pek fazla değişiklik olmayan kadınların yanısıra tek bir doğum sonrasında rahim sarkması problemi yaşayanların da nadiren görüldüğüne değindi:

"Dolayısıyla, normal doğumun kadının anatomisine ne kadar etkili olacağı kişiden kişiye çok değişkenlik göstermektedir. Sezaryenle, normal doğumda oluşabilecek yukarıda saydığımız riskler kaybolmakta ve bebek 10-15 dakika içinde yakınlarının kucağına emniyetli bir şekilde verilmektedir.

Sezaryenle doğumda bebek açısından risklerin azalması elbette büyük bir avantajdır. Ama unutulmamalıdır ki bu tip sıkıntılar nadiren oluşmaktadır ve uygun koşullarda yapılan normal doğumlarda genellikle bir problem oluşmamaktadır veya oluşsa bile hemen müdahale edilebilmektedir."

Sezaryendeki riskler

Op. Dr. Gökmen İyigün, "sezaryenle doğum, normal doğuma göre anne açısından daha riskli" açıklamasında da bulundu:

"Öncelikle anesteziyle ilişkili riskler vardır. Sezaryen sonrası 3-4 gün hastanede kalma, normal hayata dönmenin 5-6 günü bulması, ameliyat sonrası ağrıların daha fazla olması normal doğuma göre dezavantajdır.

Ameliyat yerlerinin iltihaplanma olasılığı, geç yara iyileşmesi, uzun dönemde dikiş yerlerinde ve karın içinde ağrılar olabilmesi, karın içinde yapışıklıklar olabilmesi de yine sezaryenin risklerindendir.

Doğum şeklinin seçimindeki en önemli çekincelerden biri de genellikle ilk doğumlarda 8-10 saat süren ağrılı dönemlerdir. Ancak günümüzde epidural (belden uyuşturma ile ağrısız doğum) teknikleri ile artık ağrılı doğum sahneleri neredeyse tarihe karışmıştır."

Son karar annenin

’Herşeyin normali iyidir’ prensibiyle normal doğum her gebeye önerilmektedir diyen Op. Dr. Gökmen İyigün, hekimin son dönemlerde yapması gereken muayenelerle değerlendirilme yapılması gerektiğini de açıkladı:

"Sezaryeni gerektiren bir özellik yoksa doğumun normal doğum olarak yapılması planlanmalıdır. Eğer gebelik sırasında veya doğum anında bir problem ortaya çıkarsa sezaryene dönülebilineceği de önceden bilinmelidir.

Ancak eğer anne adayı hekimin detaylı bilgilendirmesine karşın yine de baştan sezaryeni tercih ediyor ve bu konuda kararlıysa elbette son karar verecek kişi kendidir."

Web Stats