Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Kadınca Yaşam

7 tane "evlilik" etiketli yazı bulundu "evlilik" tagli diger ogeler resimler , videolar

Çocuk Sahibi Olmak İçin Yapılacaklar

 

tüp bebek yöntem tüp bebek tup_bebek mikroenjeksiyon

ÇOCUK SAHİBİ OLMAK İÇİN YAPILACAKLAR

Evli sağlıklı çiftlerin haftada en az 2 kez cinsel birleşme ile gebe kalma şansları ay başına %20, yıl başına ise %90dır. Evli çiftlerin bir yıl bitiminde düzenli cinsel yaşantı sonrası gebe kalamaması durumuna çocuk sahibi olamama “infertilite” denir. Bu demektir ki bir yıl bitiminde bizlere evli çiftlerin %10u başvurmaktadır.

Nedenler incelendiğinde sadece erkeğe ait nedenler %19, sedece kadına ait nedenler %13, hem erkeğe hem kadına ait nedenler ise %18 oranında tespit edilmiştir. Tüplerin tıkalı olması %14, yumurtalıkların tembel olması %6, yumurtlama kusuru %6 oranında bildirilmiştir.

Çocuk isteği ile başvuran çiftlere tedavi şeması yapmadan önce bazı incelemeleri yapmak gerekmektedir. Öncelikle hem bayandan hem de erkekten detaylı öykü alınmalıdır. Bayanların yaş tedavi başarısı ve seçeneği açısından önemlidir. Örneğin 35 yaş altında tüpbebek ile gebe kalma şansı %45 civarında iken bu oran 38 yaş sonrası %28e inmektedir. Evlilik süresi ve çocuk isteme süresi sorulmalıdır. Yedi yıldan fazla çocuk isteği olan çiftlerde tedavi seçenekleri hızla tüpbebek uygulamalarına yöneltilmelidir.

Bayanın kilo ve boyu adet düzeni ve tedavide kullanılacak ilaçlar açısından önemlidir. Cinsel birleşme sıklığı belirli aralarda olmayabilir ve bu gebe kalamama nedeni olabilir. Adet düzeni, adet dönemimde sancı, cinsel ilişkide ağrı sorgulanmalıdır. İlişki ve adette ağrı olması “endometriozis” hastalığını düşündürmekte ve bu da başvuran çiftlerin %9 unda tek başına neden teşkil etmektedir.

Son adet tarihinin ilk günü istenecek tetkikler ve planlanan tedavi açısından tarih çizelgesi oluşturmak açısından önemlidir. Sigara kullanımı yumurtalıkların cevabında azalmaya neden olabilir. Varsa önceki gebeliklerin nasıl sonuçlandığı (düşük, küretaj, doğum, sezaryen) bilinmelidir. Örneğin daha önce çocuk doğurmuş bir bayanın gebe kalma şansı hiç doğurmamış birine göre %5 daha fazladır. Düşük yapan hanımların şansı ise hiç gebe kalmamışlar ile aynıdır.

Bayanların geçirdiği önemli hastalıklar ve ameliyatlar (yumurtalık, rahim, tüp ameliyatları) bilinmelidir. Yumurtalık ameliyatları yumurtalıkların ilaçlara vereceği cevabı azaltacak, tüpleri içeren ameliyatlar ise yapışıklıklara neden olabilecektir.

Kan tahlili olarak adetinin başlangıc gününü 1 sayarak 3. günü kanda FSH,LH, Prolaktin, TSH değerlerine bakmak gerekir.

Bayanların sistemik ve jinekolojik muayenesi yapılmalıdır. Bu muayenede rahimin büyüklüğü, konumu, yumurtalıkların büyüklükleri belirlenmelidir. Haznede akıntı varsa rahim ağzından kültür ve smear incelemesi için sürüntüler alınmalıdır. Meme muayenesi herhangi bir akıntı açısından dikkatle yapılmalıdır. Adet döneminde ultrasonografi ile rahim ve yumurtalıkların değerlendirilmesi gerekir.

Bayanlarda infertilite tetkikleri planlanırken amaç yumurta gelişiminin teyidi, tüplerin açıklığının tespiti, rahimiçi ortamın düzgün olduğunun belirlenmesidir.

Düzenli adet gören hanımların büyük kısmında yumurta gelişimi de normaldir. Bunu incelerken adet döneminde yapılan kan hormon tahlilleri, adetin 12.günü yapılan pelvik ultrasonografik inceleme ile gelişen folikülün (yumurta bu havuzun içerisinde gelişir) tespiti, adetin 10. gününden itibaren idrarda yapılan yumurtlama testinin pozitifliği ve adetin yaklaşık 21 günü kanda bakılan yumurtlamanın varlığını doğrulayan hormon tayini bakılacak testlerdir.

Tüplerin açıklığının belirlenmesi iki yolla olabilir. Rahimin içerisine yağda eriyen bir ilacın verilmesiyle röntgen eşliğinde çekilen histerosalpingografi (HSG) veya genel anestezi altında karına teleskop ile girilerek rahimağzından verilen mavi boyanın tüplerden dökülüşünü izlemek için yapılan tanısal laparaskopi (LS).

Rahimiçinin değerlendirilmesi için de iki yöntem vardır. Kateter aracılığıyla rahimiçine serum verilerek ultrasonografi ile kavitenin incelenmesine salin infüzyon sonografisi (SIS) adı verilir. Lokal anestezi ile rahimağzından teleskopun kaviteye itilerek rahimiçinin ekranda izlenmesi de ofis histeroskopi (HS) ile mümkün olabilir.

Uygulanacak yöntemler başvuran çiftlerin %20sinde sorun tespit etmeyecektir. Bu duruma nedeni bilinmeyen infertilite adı verilir. Bayanın yaşı ve çocuk isteği süresi göz önünde bulundurularak tedavi önerilmelidir.

Erkeklerin mesleğini sorgulanmalıdır. Bazı toksik maddeler sperm sayısında azalmaya neden olabilir. Sigara kullanımı sperm değerlerinde azalmaya neden olmaktadır. Geçirilen bazı ameliyatlar ( Fıtık ameliyatı, varikosel ameliyatı) sperm yollarında tıkanıklığa neden olabilir. Cinsel yolla bulaşan hastalık, idrar yolu iltihabı öyküsü de araştırılmalıdır. Düzenli kullanılan ilaç varsa kaydedilmelidir.

Her tedavi seçeneği tüm çiftler için uygun değildir. Yapılan tetkikler sonrasında erkek, kadın ya da her ikisinde birden sorun saptanabilir. Neden belli ise sebebe yönelik tedaviler yapılır. Çiftlerin %20'sinde yapılan tetkikler sonucunda bir neden bulunamayabilir. Bu duruma açıklanamayan infertilite adı verilir. Bu durumda gebeliği arttırıcı tedaviler uygulanır.

Tedavinin başarısında çiftlerin tedavi programına tam katılımı ve istekli olmaları çok önemlidir. Tedavinin seçiminde çiftin infertilite süresi, bayanın yaşı, önceki tedavilerin sonuçları ve en önemlisi çiftin beklentileri gözönünde bulundurulur. Uygulanacak tedavinin çiftin günlük yaşantısına ek stres getirmemesi için gerekli ayarlamalar yapılır.

Mutsuz başlayan bir evlilik nasıl düzelir?

 

evlilik imza nikah evlilik2

Böyle bir eş ve evlilik hayal etmemiştiniz. Ailenizin, arkadaşlarınızın etkisinde ya da bunalımlı bir zamanınızda karar verdiniz.

Ama hayal kırıklığına uğradınız. "Hiç hayal etmediğim bir insanla hayal bile edemeyeceğim bir evlilik yaptım?" diye pişmanlık duyuyorsunuz. Başkaları evlilikle gül bahçesine girerken; kendinizi yıkılan hayallerinizin enkazı altında kalmış gibi hissediyorsunuz. "Keşke, keşke" deyip duruyorsunuz.

Ya da severek evlendiniz; ama evlendikten sonra hiçbir şey istediğiniz gibi olmadı.

Peki ne düşünüyorsunuz? Başlamadan bitirmeyi mi?

O kadar kolay mı bir insanın dünyasına girdikten sonra onu yüzüstü bırakıp kaçmak?

Evlilik evcilik değil ki, "ben bu oyunu beğenmedim" deyip çekip gidesiniz? Öyleyse ne yapmalısınız?

Önce bütün gücünüzü toplayarak o enkazın altından kalkmaya çalışın. Şayet "ben bu enkazın altından kalkamam" der umudunuzu yitirirseniz, orada öylece çürür gidersiniz. Unutmayın bazen enkazlar altından defineler çıkar. Gül bahçeleri ise bir hazanda solup gider. Belki enkaz kabul ettiğiniz evliliğinizin altında büyük bir mutluluk definesi gizlidir. Beyninizi o defineyi bulmak için çalıştırın.

Eee, ne de olsa define bulmak o kadar da kolay değil. Yorulacak, acı çekecek, üzülecek ve gözyaşı dökeceksiniz. Ama defineyi bulduktan sonra da ömür boyu mutlu olacaksınız. Hiçbir şey kolay değil ki!

"Neden bunca zahmete katlanayım derseniz?" Hayatta hiçbir şey kolay elde edilmiyor. Tepesinde yakıcı yaz sıcağını hissetmeyen meyve, olgunlaşmıyor. İmtihan sıkıntısını çekmeyen öğrenci başarı belgesini eline alamıyor.

Ama ekser insanlar, "hayatta yüzüm bir kez bile gülmedi, bundan sonra da güleceğini sanmıyorum" diyerek ümidini yitiriyor. Olayları gözünde büyütüp, hayatla olan bağlarını koparıyor. Eşinin her hareketini ters görüyor.

Oysa "ben bu evlilikte mutlu olacağım, kötü giden şeyleri azim ve irademle düzelteceğim" diyenler mutluluğu yakalıyor. Nitekim, tarih ümit ve azimle çalışanların başarı öyküleriyle doludur. Meselâ dünyanın en ünlü hatibi Cicero kekeme olduğu, Einstein 9 yaşına kadar konuşamadığı ve ailesinin onu özürlü sandığı, başarısız olduğu için okuldan atıldığı, Beethoven'in ise 9. Senfoni'yi sağırlık döneminde bestelediği, Edison'un iki bininci deneyinde bile vazgeçmeyip, durmadan çalışmak yüzünden gözleri yanıp dayanılmaz sancılar çekerek sonunda başardığı söylenir.

Bu arada dua etmeyi de unutmamak gerekiyor. 30 yıl boyunca duanın gücünü araştıran Harvardlı bilim adamı Dr. Herbert Benson, bütün dua etme biçimlerinin stresi yatıştırdığını, bedeni sakinleştirdiğini ve şifalı gevşeme tepkisi uyandırdığını söylüyor. "Eşinizle oturun ve ellerinizi açın, birbiriniz için sesli dua edin. Dua etmek istediğinizden emin değil misiniz? O zaman bunun yerine sahip olduğunuz nimetleri saymayı deneyin. Her gün başınıza gelen üç iyi (büyük ya da küçük) şeyi yazın ve bu iyi şey neden gerçekleşti, diye sorun. 3 ay sonra ciddi derecede daha mutlu hale geldiğinizi göreceksiniz."Gülay Atasoy

Kızlık Zarı Nedir? Kızlık Zarı Resimleri

KIZLIK ZARI(=Hymen) RESİMLERİN BÜYÜK HALİ İÇİN RESİMLERİN ÜZERİNE TIKLAYINIZ

Hemen hemen tüm kadınlarda var olan vagen girişini kısmen kapatan bir mukazal doku katlantısıdır.

Eski yunanlılarda evllik yada düğün tanrısına HYMENAOUS denirdi.

Ayrıca düğün günü gelinin götürülmesi sırasında söylenen şarkılara da aynı isim verilmiştir.

Evliliğin ilk gecesi kızlık zarı bu tanrıya adandığı için bu ismin verildiği söylenmektedir.

Ağızda üst dudağın altında bulunan, üst dudakla üst dişlerin üst-ön kısmını birleştiren bağlantı dokusu gibi bir yapıdır. Dilinizle yoklayınca hissedebilirsiniz.

hymen kızlık zarı Bu mukoza katlantısına Kızlık halkası, bekaret zarı, kızlık perdesi gibi isimler de verilmektedir. Ne işe yaradığı fizyolojik olarak tam anlaşılamamakla beraber bazı yazarlara göre erişkinlik dönemine kadar iç cinsel organları enfeksiyonlara karşı bir koruma mekanizması olduğu düşünülmektedir.

Kadınlar arasında çeşitli şekillerine rastlanmaktadır. Bunlardan belli başlılarını burada görmektesiniz. Ayrıca bunların karakterleri, elastikiyetleri, sağlamlıkları, serbest kenar özellikleri, deliklerin büyüklüklerine göre sınıflandırılmaları da mümkündür. Yandaki resimde ortasından bölmeli ve esnek yapıda serbest kenarı çok az olan 2 resim görülmektedir.

hymen kızlık zarı delikli Soldaki resimlerde ise ençok rastlanılan halka şeklindeki açıklığı olan annuler=yüzük şeklindeki hymen ve az görülen delikli yapıdaki hymen ile daha nadir rastlanılan hiç deliği olmayan hymen görülmektedir. Deliksiz olanları adet kanının dışarıya atılmasını engellediği için bazı rahatsızlıklara sebep olur. Bu nedenle küçük bir cerrahi işlemle ufak bir delik açılması adet kanının boşalamamasına bağlı iç organların zarar görmesini engelleyici bir tedavi şeklidir. Böyle bir tedaviden sonra ilk gece kanaması gene oluşacaktır.

Kızlık zarı ilk cinsel ilişki esnasında veya vagene sert bir cismin sokulmasıyla serbest kenarlarından yırtılır. Ne ile yırtıldığının bilinmesi mümkün değildir. Jimnastik hareketleri, düşme ve çarpmalarla yırtılması kolay kolay mümkün değildir. Bu yırtığın serbest kenarları yeniden epitelize olmaz scar dokusu denilen bağ dokusu oluşumu ile kendiliğinden iyileşir.

Ancak serbest kenarlar ucuca getirilse de aynı şekilde birleşmediği için yırtık kalıcıdır. Geri dönüşü yoktur. Kızlık zarının iyileşmesi 7-10 gün sürer. Bu esnada muayene yapılırsa yırtığın yeni olduğu söylenebilir. Ama bundan sonra yani iyileşme tamamlandıktan sonra yapılan muayenelerde 7 gün mü? 70 gün mü? yada 7 yıl önce mi? yırtıldığını söylemek imkansızdır. Yapılan muayenelerde kızlık zarının yırtılan serbest kenarları bu bağ dokusu oluşumu nedeniyle gümüşi gri renkte gözükür. Halbuki sağlam hymende renk pembe-kırmızıdır. Kızlık zarı muayenesi bu konuda uzman bir doktor tarafından yapılabilir. Kişilerin kendi kendine bu durumu anlaması mümkün değildir.

İçeriye birşey sokulmadan ovalama ya da sürtünme şeklinde yapılan masturbasyonla kızlık zarı bozulmaz. Parmak sokulmaya çalışılırsa zarın yapısı müsait değilse bozulabilir.

Vücudun diğer yapılarında olduğu gibi bir mukoza yırtığı olması nedeniyle yırtılınca kanama olur. Bu yırtılma esnasında bir miktar acı hissedilse de bir tarafımızı hafifçe kestiğimiz zaman duyulan acıdan fazla değildir. Bu kanama kişiden kişiye değişmekle beraber fazla değildir(birkaç damla). Fazla kanamalar söz konusu olursa uzman bir doktora göstermekte fayda vardır.

hymen kızlık zarı resi Kızlık zarı muayenesi birkaç dakika süren acısız bir işlemdir. Yandaki resimde görüldüğü gibi çabuk bir şekilde, görülerek yapılır.

Kızlık zarı her ne şekilde olursa olsun tamir edilebilir.Yani dikilebilir. Bu işlem 10-30 dk kadar süren lokal anestezi ile (sadece o kısmın uyuşturulduğu) yapılır. Doğum yapmış kadınlarda bile tamir yapmak mümkündür.

Dikildikten sonra ilk ilişkide kanama olur. Nasıl bir yöntem kullanıldığına bağlı olarak bu tamir işleminin ne zaman yapılması gerektiğine doktorunuz karar verir. (yani evlenmeden birkaç gün önce yada aylar önce gibi)

Kızlık zarı dikildikten sonra bunu adli tıp uzmanları yada kadın doğum uzmanları bilebilir. Başka kimsenin anlaması mümkün değildir. Bu operasyon sonrası rahatça yürüyebilir ve işinizin başına dönüp hemen çalışabilirsiniz. Doktorunuzun vereceği birkaç basit tavsiye dışında başka bir şey yoktur.

gerçek hymen kızlık zarı Yandaki resimde gerçek bir fotoğraf görülmektedir. Bu fotoğrafta küçük dudakların açılması ve hafifçe gerilmesi ile kızlık zarının vagen girişinde ortaya çıktığı görülmektedir.

Kültürümüzde önemli bir yer tutan ve namus, iffet, temizlik, el değmemişlik kavramlalrı ile nerdeyse özdeşleştirilen kızlık zarının yapısı,şekli ve fonksiyonu hakkında önemli ölçüde bilgiler vermeye çalıştık.

Gelinlik Altı İç Çamaşırı

 iccamasir10  elin ic camasir (1)iccamasir2713iccamasir5elin ic camasir (13)iç giyim 

İç Dünyanız Sizi Ele Veriyor Seksi, Masum, Yada Eğlenceli . İşte Büyülü Gecenize Renk Katacak Çarpıcı İç Çamaşırlarınızı Seçtinizmi ?

Evlenecek olan gelin adayları için son derece önemli olan gelinlik ve aksesuarlarının seçimi evlilik hazırlıkların da büyük bir yer alıyor.. Bu özel hazırlıklar içinde dış görünüm kadar, kadında iç görünüm de çok önemli. Evliliğin olabildiğince romantik olması için gelin adaylarının bir çoğu hazırlıklarını yaparken iç çamaşırlarına özel bir önem verir.

Kendinizi iyi ve güvenli hissetmek, problemsiz bir tören yaşayabilmek için tören gecesi giyeceğiniz iç çamaşırları çok önemlidir.

Üstelik bu özel gecede büyüleyici görünmeyi her gelin adayı arzular. Evlenirken nasıl bir iç çamaşırı giyeceğinize karar verebilmek için öncelikle gelinliğinizin modelini seçmiş olmalısınız. Seçtiğiniz gelinlik eğer sırtsız ve askısız straplez türü ise kullanacağımız iç çamaşırı modeli farklı, kapalı bir model ise kullanacağımız iç çamaşırı modeli farklı olacaktır.

İç çamaşırı mutlaka gelinliğin dikilmesi ya da satın alınmasından önce alınmalı ve gelinlik provaları mutlaka törende kullanacağınız iç çamaşırı ile yapılmalıdır. Aksi takdirde farklı bir çamaşır ile prova edilen gelinlik, tören günü asıl çamaşırınızı giydiğinizde farklı durabilir.İç çamaşırınızı seçmeden gelinlik provasına gittiğinizde gelinlik tasarımcısı önce iç çamaşırı almanızı önerecektir.

Bu özel gecede kullanacağınız iç çamaşırları daha özenle seçilmiş olmalıdır. Basit beyaz bir sutyen ve külot ortamın ve sizin bütün büyünüzü bir anda bozabilir.Omuzları açık bir gelinlik için teddie tipi askısız jartiyerli bir body kullanmanız en uygunu olur. Tabi her zaman sutyen, külot ve jartiyerden oluşan "klasik üçlüyü" de tercih edebilir siniz. Ne yazık ki hala pek çok kadın jartiyerle hayatında ilk kez evlilik günü tanışır. Bu da aslında pek tercih edilen bir şey değildir. En iyisi jartiyeri yaşamınıza normal bir giysi olarak sokmanızdır. Evlilik günü geldiğinde çok daha fazla kendinize güvenir ve her şeyi yapabilecek gibi hissedersiniz.

Ayrıca düğün için aldığınız iç çamaşırları, gelinliğiniz gibi bir gün kullanıldıktan sonra gardıroptaki yerini almak zorunda da değil. Beyaz çorap günlük giysilerinizle pek kullanışlı olmaz ama bu çamaşırlarınızı ten rengi çoraplarla rahatlıkla giyebilirsiniz.

Giyim tarzına bakarsanız, iç giyimin ölçüleri dış giyime göre daha önemlidir. Düşünün bir kere atletiniz çok büyük ve ipeksi bir elbise giymişsiniz. Dışarıdan bakıldığında atletinizin bozuk yapısı sizin vücudunuzun görünümünü bozar.

Aldığınız elbise ne kadar pahalı ve kaliteli olursa olsun imajınızı zedeler. Aynı durum sutyeniniz için de geçerlidir.Göğüs ölçüleri 90-95 cm ama siz kendinize 80 beden sutyen aldınız. Göğüsleriniz bu sutyene girebilir mi hayır girmez. Aksine taşar, böyle bir durumda ise sizin önden görünümünüz karşıdaki kişiye güzel değil itici gelecektir. Hiç hoş olmayan bir görüntü sergileyecektir. Unutmayın iç çamaşırınız la sizin aranızda hiç bir şey yoktur. Size böylesine yakın temas eden bir giysinin de tam üzerinize göre olması gerekir. İç çamaşırlarının en 'komplike' parçası sutyenler için doğru ölçü daha da önemlidir. Ölçünüzü bildikten sonra sutyenleri denemeden de almanız mümkün olur.

RESİMLERİN BÜYÜK HALİ İÇİN LÜTFEN ÜZERLERİNE TIKLAYIN

elin ic camasir (12) elin ic camasir (11) elin ic camasir (10) elin ic camasir (9) elin ic camasir (8) elin ic camasir (7) elin ic camasir (24) elin ic camasir (23) elin ic camasir (22) elin ic camasir (21) elin ic camasir (20) elin ic camasir (19)elin ic camasir (18) elin ic camasir (17) elin ic camasir (16) elin ic camasir (15) elin ic camasir (14)elin ic camasir (25)iccamasir50 iccamasir42 iccamasir41 iccamasir35 iccamasir34 iccamasir32 iccamasir30 iccamasir28  iccamasir25 iccamasir24 iccamasir22 iccamasir20 iccamasir18 iccamasir16 iccamasir14  iç çamaşırı (7) iç çamaşırı (5) iç çamaşırı (6) iccamasir9iç çamaşırı (4) iç çamaşırı (3)  iç çamaşırı (1)iccamasir2ic-giyim-gelin-sutyen-kilot iç çamaşırı iç çamaşırı (2)th_2

Gelin diyeti sırları

elin Düğün heyecanının ilacı 2-3 bardak biberiye çayı!

Pınar Altuğ'a 'gelin diyeti' hazırlayan ünlü diyetisyen Taylan Kümeli, gelin adayları için özel bir düğün detoksu tarifi verdi. Taylan, düğün stresinden yakınanlara biberiye çayını önerdi.

Hayatınızın en özel günlerinden biri olan düğününüz için hazırlandınız. Saç, makyaj ve kıyafetinizin nasıl olacağını düşündünüz. Peki o gün ne yiyeceğinizi planladınız mı? Evleneceğiniz gün yiyecekleriniz, sizin formda gözükmenize neden olup, bütün günü aktif şekilde geçirmenizi sağlayabilir. Öte yandan şimdilerde düğünden iki hafta önce, 'gelin diyeti' yapmaya başlamak da çok moda... 'Gelin diyeti'; gelinliğin içinde hoş ve enerjik görünmek için vücudun özel bir detoks programından geçirilmesini sağlıyor. Başta 12 Nisan'da dünya evine giren oyuncu ve sunucu Pınar Altuğ olmak üzere pek çok ünlüye bu diyeti hazırlayan Diyetisyen Taylan Kümeli sorularımızı yanıtladı:

Biberiye Çayı

* Düğün gününde, gelin neler yemelidir?

Gelin; gecenin ilerleyen saatlerinde hazımsızlık çekmemek için yemeğinin hafif tariflerden oluşan bir yiyecek olmasına ve küçük porsiyonlarda zevkli bir sunumla servis edilmesine özen göstermelidir. Yemeğin sunumunda renk, aroma ve yumuşaklık kriterlerinin çeşitli ve birbirleriyle uyumlu olmasına dikkat edilmelidir. Hafif bir tatlı seçimi ile yemeği tatlı noktalamak gerekir. Bu sayede yemek sonrasında uyku halinin oluşması engellenebilir. 

Güne başlarken yüzünüze kocaman bir gülümseme kondurun ve su ısıtıcısının düğmesine basın. Sinirli ya da biraz stresli olabilirsiniz. Biberiye çayı, sinir sistemini dengeleme, ödem çözme ve kan dolaşımını güçlendirme özellikleri ile bu özel günün stresinden arınmanıza yardımcı olur. 12 tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış biberiyeyi, bir bardak kaynar suyla 10 dakika kadar demleyip, gün boyu 2-3 bardak için.

SEBZE VE MEYVE YİYİN

* Düğün öncesinde fazla kilolardan kurtulmak için neler yapılabilir?

Kalkar kalkmaz oda ısısında su için. Suyun içine akşamdan kabuklu limon dilimleri koyun. Tuzu kesmeyin ama mutlaka azaltın. Şeker ve şekerli ürünler tüketmeyin. Sebze ve meyve ağırlıklı beslenmeniz; sindirim şikayetlerinizi azaltarak uykuya dalmanızı kolaylaştırır. Detoks süresince mevsim sebzelerini, mümkünse organik tarımla üretilmiş olanları tercih edin. Sebze ve meyvelerden maksimum sağlık faydası kazanmaya ve vücudun toksinlerden arınmasını hızlandırmak adına çeşitli beslenmeye dikkat edin. Özellikle enginar, soya filizi, maydanoz, kuşkonmaz, koyu yeşil yapraklı sebzeler, domates, kereviz ve lahana yiyin. Geceleri ağır ve yağlı yemekler tüketmeyin. Stresli olacağınızdan bol bol kahve içmek isteyebilirsiniz. Kendinizi kısıtlayın. Kahve, çay, soğuk içecekler, kakao ve kafeinli içecekleri azaltın. Kahve yerine rahatlatıcı bitki çaylarını tercih edin. Yeşil çay, ısırgan otuyla yapılan bitkisel çaylar ve özellikle biberiye çayı için.

* Gelin adaylarına, gelinliklerinin içinde formda gözükmeleri için ne önerirsiniz?

Haftada en az 3 kere, 45 dakikalık tempolu yürüyüşler yapın. Mümkün olduğunca hareketli olun. Gün içinde küçük şekerlemeler yapmak ve günlük hayata kıyasla daha erken saatlerde uyumak; metabolizmanın dinçleşmesi, dolaşımın hızlanması ve sindirim sisteminin korunması adına son derece önemlidir. Düğün gününün tadını çıkartmak için bu sürede alışkanlıklarınızı yeniden yorumlayın. Yürüyün, dans edin, pilates gibi kasları geliştiren programlı sporlar yapın. Mümkünse bir uzmandan destek alın. Toksinlerden arınmak adına belli aralıklarla pasif terlemeye yardımcı olabilecek sauna kullanımını da öneririm. Gelin hamamı da yararlıdır. Hamama giderek, cildinizi temizlemiş olursunuz.

Kiloların 8 gizli sorumlusu

kilo vermek

Hareketsiz yaşam şişmanlığın en büyük sorumlusu. Ancak uzmanlar geçtiğimiz günlerde şişmanlığa yol açan yeni faktörlerden söz ettiler.

Bugüne kadar hesap basitti: Çok fazla yemek ve az hareket etmek kocaman bir göbek demekti! Ancak bu bilgiyi küçücük çocukların bile bilmesine rağmen değişen bir şey olmadı. Dünyada genel olarak baktığımızda obezite azalmıyor tersine artıyor. Ancak endokrinoloji uzmanları geçtiğimiz günlerde şişmanlığa sebep olan yeni faktörler de keşfettiler. Bilimadamları 'elbette ki insanların yakabileceğinden daha fazla kalori edinmesi her zamanki gibi en büyük problemimiz'diyor ancak işin içinde başka faktörleri de olduğunu belirtiyorlar. İşte şişmanlığa sebep olan gizli düşmanlar!

1. Uyku problemleri

Yapılan araştırmalar, günde 12 saatten az uyuyan okul çağı çocuklarının, 12 saat ve daha çok uyuyanlara göre 3.5 kat daha fazla obezite riskine sahip olduklarını ortaya koyuyor. İşin en ilginci anne-babanın obez olması, hareketsizlik, uzun saatler TV seyretmek gibi faktörlerin hiçbir bu çocuklarda uyku kadar etkili olmuyor! Bilimadamları bunu uyku sırasında leptin hormonunun seviyesinin düşmesine bağlıyor. Çünkü leptin vücutta metabolizmanın hızlanmasına yardımcı oluyor ve açlık hissini önlüyor. Bu süreç yetişkinlerde de aynı şekilde işlediği için gece uykusuna özellikle dikkat etmeniz gerekiyor. Uyku öncesinde yapacağınız ılık bir duş ve içeceğiniz bir bardak sıcak süt sizi daha da rahatlatacak. Eğer kronik bir uyku probleminiz varsa mutlaka bir doktora danışmalısınız.

2. Genetik miras

Gen araştırmaları şimdilerde şişmanlıkla ilgili araştırmaların en önemli ayağını oluşturuyor. Çünkü açlığın sorumlusunun bazı genler olduğu düşünülüyor. Tek yumurta ikizleriyle yapılan araştırmalar gösteriyor ki vücut ağırlığının yüzde 70'ine kadar olan kısmını genlerimize sadece yüzde 30'luk bir bölümünü ise çevre faktörlerine borçluyuz. Bilimadamları şişmanlığa yol açan gen sayısının 30-100 arasında olduğunu söylüyor. Hepsinin tek başına çok küçük bir etkileri var. Ancak bir araya geldiklerinde tartının ibresini fırlatıveriyorlar! Buna göre iştahı artıran genler, vücuda elma veya armut formunu veren genler, metabolizmayı yöneten genler belirlenmiş durumda. Yuvarlak genlere sahip olanların maalesef yediklerine çok dikkat etmesi gerekiyor. Her şeyden önce özellikle yaşamın belli dönemlerinde özellikle dikkat etmeniz gerekiyor. Örneğin hamilelik döneminde veya menopoza girerken... Doktorlar gelecekte bu gen durumunu dengeleyecek ilaçların çıkacağını söylüyor. Ama o zamana dek yapılacak şey beslenme alışkanlıklarına dikkat etmek.

3. İlaçların etkisi

Pek çok kadın bazı doğum kontrol ilaçlarının yarattığı kilo problemlerinden haberdar. Aslında sadece doğum kontrol ilaçları değil genel olarak pek çok ilaç fazla kiloya sebep olabiliyor. O yüzden hastasına ilaç yazan bir doktorun bu konuda hassas davranması gerekiyor. Örneğin bazı depresyon ilaçları 3-4 kiloya kadar artışa sebep olabiliyor. Tansiyon için kullanılan kimi ilaçlarsa ekstra 2 kilo anlamına gelebiliyor. Diyabet ilaçlarının 3-4, insülin şırıngalarının ise uzun vadede 10-15 kiloya kadar artışa sebep olduğu biliniyor. Bu yüzden özellikle diyabet problemi olanların erkenden spor yapmaya başlamaları tedavi sırasında gelebilecek kilolara karşı koymaları açısından önemli. Eğer ilaç kullanımında kilo alma gibi bir endişeniz varsa bunu mutlaka doktorunuzla paylaşmalısınız. Belki de daha ince bir alternatifiniz olabilir!

4. Klimalar

Üşüdüğümüzde veya terlediğimizde vücudumuz ısıyı ayarlamak zorunda kalır ve bunun içinde enerjiye ihtiyacı olur. Klimalar ise işte bu görevi üstlenirler! Hayvanlar üzerinde yapılan bir deneyde sıcakta veya soğukta kilo verdikleri gözlemlenmiş. Gün boyunca sabit olarak ısıtılan veya klimayla soğutan mekanlarda yaşıyoruz. Bu ısı ortalama 26 derece civarında. Ve tam da bu ısıda ekstra hiçbir şey yakmak mümkün değil! Bu yüzden vücudunuza rahat vermeyin ve onu zaman zaman ısı değişimlerine maruz bırakın. Mesela saunaya girin ardından buz gibi havuzda yüzün. Hatta bazı geceler pencereler açık olarak uyumaktan korkmayın. Bu sizin bağışıklık sisteminizi de harekete geçirecek emin olun.

5. Evlenmek

Sadece kişisel tecrübeler değil bilimsel araştırmalar da evliliğin yemek alışkanlıklarını hem kadın hem de erkek açısından bilinçsizce değiştirdiğini ortaya koyuyor. İngiltere Newcastle Üniversitesi bilimadamları, yaptıkları çalışmalarda evlendikten sonra erkeklerin daha sağlıklı beslendiklerini, kadınlarınsa yemelerine çok fazla dikkat etmeyip kilo aldıklarını ortaya çıkarmış. Uzmanlar bunun sebebini kadınların daha fazla et ve büyük porsiyonlarda yemek yemesine, evlilikle ilgili strese daha yatkın olmalarına ve genel olarak sağlıksız beslenmelerine bağlıyor.

Peki bu konuda ne yapılabilir? Bilim adamları esprili bir cevap veriyor ya bekar kalacaksınız ya da eski sabit beslenme alışkanlığınızı devam ettireceksiniz!

6. Nikotin

Her geçen gün daha çok insanın sigaradan vazgeçmesi sağlık açısından çok güzel bir şey. Ancak bunun etkilerini sadece ciğerlerde ve deride değil maalesef tartıda da görüyorsunuz! Amerika'daki Michigan Üniversitesi bilim adamları sigarayı bıraktıktan sonra sanıldığından da çok kilo alındığına dikkat çekiyor. Diyelim sigara içerken 2-6 kilo fazlanız varsa sigarayı bıraktıktan sonra bu fazlalık rahatlıkla 7-8 kiloyu bulabiliyor. Çünkü nikotin iştahı kesiyor ve metabolizma çalışmasını hızlandırıyor. Ancak kilo bile alsanız yine de değer çünkü sağlığa nikotinden daha fazla zarar veren bir şey yok.

Uzmanlar sigarayı bırakanların özellikle ilk 6 ay çok dikkat etmeleri gerektiğini söylüyor. Kilo alımını önlemek, kilo almaktan daha kolay! Önemli olan bunun bilincine içtiğiniz son sigarada varmak ve buna göre bir bilanço yapmak. Yani daha az yemek ve daha çok spor yapmak.

7. Yaş

Araştırmalar, insanoğlunun 20 yaşının ortasına kadar her ay 300 gram aldığını gösteriyor. Yaşlandıkça da kas grubundan kaybediyoruz. Ancak bu kas grubu önemli çünkü tek başlarına bile kalori yakmak için onlara ihtiyacımız var. 25-30 yaşlarında kilo daha da çok artıyor. Bu 40 yaşına kadar böyle gidiyor. Menopoz döneminde östrojen azaldığı için ekstra kilolar alınıyor. Bu yüzden yaşlandıkça kas egzersizlerine önem vermelisiniz. Ayrıca protein tüketimini de artırmalısınız. Çünkü kas gücünü artırmak için proteine ihtiyacınız var.

8. Stres

Bütün bir gün etrafta koşuşturursak aslında kilo vermemiz gerek değil mi? Ancak Amerika'daki Chicago üniversitesi'nde yapılan bir araştırma bunun aksini gösteriyor! Özellikle kadınlar stres zamanlarında lüzumsuz bir şekilde kilo alıyorlar. Üstelik stres faktörleri ne kadar artarsa o kadar çok kilo alıyorlar! Çünkü stres sırasında kortizol denilen bir madde salgılıyoruz. Bu da yağ hücrelerini harekete geçiriyor ve enerjinin görevini yapmasını engelliyor! Bu stres yükü haftalar boyu sürerse o zaman vücut, yağ deposu rezervini artırıyor! Bu yüzden kendinize zaman zaman mutlaka özel vakit ayırın. Stresinizin üstesinden gelebilmek için birileriyle konuşmak ya da düşüncelerinizi yazıya dökmek de iyi gelebilir! Boston Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre gerilimden en kolay kurtulmanın yolu onun üzerine gitmek!

Kadın neden mutsuz olur?

mutsuzkadin Erkek ve bayanı birbirinden uzaklaştıran sebepler…

Kadın ve erkeğin hormonal farklılıkları onları bir araya getirdiği gibi, birbirinden uzaklaştıran tuzak ve virajlarla dolu.

Evliliği sağlam temellere oturtmak için kadınla erkeğin birbirlerinin özlerini anlaması şart. Sevgi, özveri ve farkındalık isteyen evlilikte erkekle kadının dünyasına Prof. Dr. Nevzat Tarhan ışık tuttu. Kadınlar ne ister? Asırlar sürecek bir yazı dizisi olurdu herhalde. Kadınlar kadar karmaşık yapıya sahip olmayan erkekler de bu dizinin ana kahramanı... 'Ana' ve 'töre' aslında hayatımızın mihenk noktaları. Evlilikler parmak izi gibi çiftlere göre farklılık gösterseler de belli kurallar ve karakterler var başrollerde. İnsanı çözebilmek beynin tamamını anlayabilmekten geçiyor ki, o da henüz bilim insanlarınca aşılamadı. Bize kalan var olanı anlayabilmek. Erkekleri yetiştiren, onlara iyi ya da kötü baba, eş, evlat rollerini biçen de yine kadın.

KADINI MUTSUZ EDEN KENDİSİDİR

Sizce kadını en çok ne mutsuz eder?

İnsanoğlu sorunlarını çözümlemede mucize aramaya çok yatkındır. Kolay ve zahmetsiz çareleri çok sever. Meselenin sorumluluğunu kendi dışında bir sebebe bağlar. Mesela "büyü" der, "nazar" der, "sihir" der ve mesuliyetten kaçar. Bilhassa mutsuz olan kadınlar sorunu ekonomik problemler, eşinin anlayışsızlığı ve sevgisizliği gibi sebeplerde ararlar. Böylece hiçbir şey yapmamak için iyi bir özre sahip olurlar. Ancak bir insan kendini tanımayı başardıkça kendisine yardım edecek böylece başı daha dik duracak, daha güçlü ve mutlu olacaktır.

Kadınlar neden erkeklerden şikayet eder?

Bunun arka planında erkeklerin kendilerini beğenmesine olan ihtiyaçları yatar. Kadın erkeği değiştirmek için hep yakınır. Oysa sızlanmak yerine plan yapıp adımlar atsa daha kolay bir dönüşüm olduğunu görecektir. Erkeğe bağlanarak kişilik kazanan kadın modelleri var.

Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bir kadın tarafından düşünülmek ve onun tarafından değer görmek erkek için hoş bir durumdur. Fakat bu tek taraflı işlerse bir müddet sonra erkek karısını yetersiz görmeye başlar. Kadın bir erkeğe bağlanarak değil, erkeğin eksiklerini tamamlayarak sevilir ve önem kazanır. Ama erkeğin de kendi eksiklerini tamamlamasına fırsat vermesi şartıyla. Kadın eşine bağlanarak şahsiyet kazanmak yerine kendisi olarak, kendisini geliştirerek, sosyal ve eğitici bir rol üstlenerek kalıcı bir yer edinir. Çünkü bağlanmak kolaycılıktır. Zor olan çaba sarfetmektir. Bu hem kendisini iyi hissetmesi hem de evliliğinin geleceği için faydalıdır.

Evlilik gemisini ne batırır?

Beklentiyi yüksek tutmak. Herkesin çok başarılı olduğu bir aileden gelen veya mükemmeliyet duygusu yüksek bir kadın eşinin eksiklerine odaklanır. Sürekli onun başarısızlıklarını vurguladığından eşinin evi sığınak gibi görmesini engeller. Dürüst, çalışkan, şefkatli yönlerini göz ardı eder parasının azlığından yakınır. Birçok evlilik bu yüzden yıkılmıştır. Erkekte güvensizlik ve yetersizlik, suçluluk duyguları oluşturan, tatmin edilemeyen kadın geçimsiz olarak bilinir. Böyle bir zor kişilikte biriyle yaşayan erkeğin evlilik gemisini yürütmesi büyük beceri gerektirir.

EŞİM BENİ ANLAMIYOR YAKINMASI

Ego ve kadın ürkütücü oluyor yan yana gelince ama, soruyoruz Prof. Dr. Nevzat Tarhan'a, kadının ego doyumunu ne artırır? Kadınlar en çok erkeklerin onları dinlemediği ve anlamadığından yakınır. Kadının ilişkideki önceliği paylaşmak ve yakınlık hissetmektir. Erkeğin ise yetenekli, yeterli ve güçlü olduğunu hissetmesidir. Erkekler doyumu başarıda bulurken, kadınlar paylaşma, değer verilme ve önemsemede yaşarlar. Bir kadın eşinin gelişmesine yardımcı olmayı, eksiklerini gidermeyi görev bilir, bunun için çalışır. Bu doğaldır. Kadın böylece eşini koruduğunu düşünür. Erkek ise karısını kendisinin yönettiğini düşünmeye başlar. Yeterli olduğunu kanıtlama çabasındaki erkeğe kadın yardım önerdiğinde erkek yetersiz algılandığını zanneder. Kadın, erkek istemeden öneride bulunursa bu erkekte güçsüzlük duygusu uyandırır. Bir kadın erkeğe kendisini iyi ve yeterli hissettirir, ‘kontrol bende’ duygusunu yaşatırsa o erkeğe çok şey yaptırabilir.