Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Kadınca Yaşam

2 tane "sezaryen" etiketli yazı bulundu "sezaryen" tagli diger ogeler resimler , videolar

Çocuk Sahibi Olmak İçin Yapılacaklar

 

tüp bebek yöntem tüp bebek tup_bebek mikroenjeksiyon

ÇOCUK SAHİBİ OLMAK İÇİN YAPILACAKLAR

Evli sağlıklı çiftlerin haftada en az 2 kez cinsel birleşme ile gebe kalma şansları ay başına %20, yıl başına ise %90dır. Evli çiftlerin bir yıl bitiminde düzenli cinsel yaşantı sonrası gebe kalamaması durumuna çocuk sahibi olamama “infertilite” denir. Bu demektir ki bir yıl bitiminde bizlere evli çiftlerin %10u başvurmaktadır.

Nedenler incelendiğinde sadece erkeğe ait nedenler %19, sedece kadına ait nedenler %13, hem erkeğe hem kadına ait nedenler ise %18 oranında tespit edilmiştir. Tüplerin tıkalı olması %14, yumurtalıkların tembel olması %6, yumurtlama kusuru %6 oranında bildirilmiştir.

Çocuk isteği ile başvuran çiftlere tedavi şeması yapmadan önce bazı incelemeleri yapmak gerekmektedir. Öncelikle hem bayandan hem de erkekten detaylı öykü alınmalıdır. Bayanların yaş tedavi başarısı ve seçeneği açısından önemlidir. Örneğin 35 yaş altında tüpbebek ile gebe kalma şansı %45 civarında iken bu oran 38 yaş sonrası %28e inmektedir. Evlilik süresi ve çocuk isteme süresi sorulmalıdır. Yedi yıldan fazla çocuk isteği olan çiftlerde tedavi seçenekleri hızla tüpbebek uygulamalarına yöneltilmelidir.

Bayanın kilo ve boyu adet düzeni ve tedavide kullanılacak ilaçlar açısından önemlidir. Cinsel birleşme sıklığı belirli aralarda olmayabilir ve bu gebe kalamama nedeni olabilir. Adet düzeni, adet dönemimde sancı, cinsel ilişkide ağrı sorgulanmalıdır. İlişki ve adette ağrı olması “endometriozis” hastalığını düşündürmekte ve bu da başvuran çiftlerin %9 unda tek başına neden teşkil etmektedir.

Son adet tarihinin ilk günü istenecek tetkikler ve planlanan tedavi açısından tarih çizelgesi oluşturmak açısından önemlidir. Sigara kullanımı yumurtalıkların cevabında azalmaya neden olabilir. Varsa önceki gebeliklerin nasıl sonuçlandığı (düşük, küretaj, doğum, sezaryen) bilinmelidir. Örneğin daha önce çocuk doğurmuş bir bayanın gebe kalma şansı hiç doğurmamış birine göre %5 daha fazladır. Düşük yapan hanımların şansı ise hiç gebe kalmamışlar ile aynıdır.

Bayanların geçirdiği önemli hastalıklar ve ameliyatlar (yumurtalık, rahim, tüp ameliyatları) bilinmelidir. Yumurtalık ameliyatları yumurtalıkların ilaçlara vereceği cevabı azaltacak, tüpleri içeren ameliyatlar ise yapışıklıklara neden olabilecektir.

Kan tahlili olarak adetinin başlangıc gününü 1 sayarak 3. günü kanda FSH,LH, Prolaktin, TSH değerlerine bakmak gerekir.

Bayanların sistemik ve jinekolojik muayenesi yapılmalıdır. Bu muayenede rahimin büyüklüğü, konumu, yumurtalıkların büyüklükleri belirlenmelidir. Haznede akıntı varsa rahim ağzından kültür ve smear incelemesi için sürüntüler alınmalıdır. Meme muayenesi herhangi bir akıntı açısından dikkatle yapılmalıdır. Adet döneminde ultrasonografi ile rahim ve yumurtalıkların değerlendirilmesi gerekir.

Bayanlarda infertilite tetkikleri planlanırken amaç yumurta gelişiminin teyidi, tüplerin açıklığının tespiti, rahimiçi ortamın düzgün olduğunun belirlenmesidir.

Düzenli adet gören hanımların büyük kısmında yumurta gelişimi de normaldir. Bunu incelerken adet döneminde yapılan kan hormon tahlilleri, adetin 12.günü yapılan pelvik ultrasonografik inceleme ile gelişen folikülün (yumurta bu havuzun içerisinde gelişir) tespiti, adetin 10. gününden itibaren idrarda yapılan yumurtlama testinin pozitifliği ve adetin yaklaşık 21 günü kanda bakılan yumurtlamanın varlığını doğrulayan hormon tayini bakılacak testlerdir.

Tüplerin açıklığının belirlenmesi iki yolla olabilir. Rahimin içerisine yağda eriyen bir ilacın verilmesiyle röntgen eşliğinde çekilen histerosalpingografi (HSG) veya genel anestezi altında karına teleskop ile girilerek rahimağzından verilen mavi boyanın tüplerden dökülüşünü izlemek için yapılan tanısal laparaskopi (LS).

Rahimiçinin değerlendirilmesi için de iki yöntem vardır. Kateter aracılığıyla rahimiçine serum verilerek ultrasonografi ile kavitenin incelenmesine salin infüzyon sonografisi (SIS) adı verilir. Lokal anestezi ile rahimağzından teleskopun kaviteye itilerek rahimiçinin ekranda izlenmesi de ofis histeroskopi (HS) ile mümkün olabilir.

Uygulanacak yöntemler başvuran çiftlerin %20sinde sorun tespit etmeyecektir. Bu duruma nedeni bilinmeyen infertilite adı verilir. Bayanın yaşı ve çocuk isteği süresi göz önünde bulundurularak tedavi önerilmelidir.

Erkeklerin mesleğini sorgulanmalıdır. Bazı toksik maddeler sperm sayısında azalmaya neden olabilir. Sigara kullanımı sperm değerlerinde azalmaya neden olmaktadır. Geçirilen bazı ameliyatlar ( Fıtık ameliyatı, varikosel ameliyatı) sperm yollarında tıkanıklığa neden olabilir. Cinsel yolla bulaşan hastalık, idrar yolu iltihabı öyküsü de araştırılmalıdır. Düzenli kullanılan ilaç varsa kaydedilmelidir.

Her tedavi seçeneği tüm çiftler için uygun değildir. Yapılan tetkikler sonrasında erkek, kadın ya da her ikisinde birden sorun saptanabilir. Neden belli ise sebebe yönelik tedaviler yapılır. Çiftlerin %20'sinde yapılan tetkikler sonucunda bir neden bulunamayabilir. Bu duruma açıklanamayan infertilite adı verilir. Bu durumda gebeliği arttırıcı tedaviler uygulanır.

Tedavinin başarısında çiftlerin tedavi programına tam katılımı ve istekli olmaları çok önemlidir. Tedavinin seçiminde çiftin infertilite süresi, bayanın yaşı, önceki tedavilerin sonuçları ve en önemlisi çiftin beklentileri gözönünde bulundurulur. Uygulanacak tedavinin çiftin günlük yaşantısına ek stres getirmemesi için gerekli ayarlamalar yapılır.

Sezaryen mi Normal Doğum mu?

Sezaryen mi  Normal Doğum mu?

Normal doğumdan çekinen anne adayları, yaklaşık 8-10 saatlik süreci 20-25 dakikaya indirmek için sezaryeni tercih ediyor. Normal ve sezaryenin farklı sonuçları bulunuyor.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gökmen İyigün, sezaryen ve normal doğumu anlattı:

"Anne adayları, “hangi doğum türünü seçmeliyim?” sorusunu, çevrelerindeki daha önce doğum yapmış kişilere olduğu kadar, öncelikle hamileliğini takip eden hekimlerine ve kendilerine sormalılar.

Zira, bilinçli ve bilgili bir annenin ne şekilde doğum yapacağına kendinin karar vermesinden daha ideali yoktur. Ama herşeyden önce son sözü yine tıp söyleyeceği için, işin tıbbi yönüne bakmak son derece yerinde bir karar olacaktır.

Çünkü, sezaryenle doğum yapmayı gerektiren bazı durumlar bulunmaktadır.Bu durumlar şunlardır:

Önceki doğumunu sezaryenle yapmış olmak

Bebekte duruş bozukluğu olması ya da çok iri olması

Annenin kalça yapısının doğum yapamayacak kadar dar olması

Gebelik sırasında gelişen şiddetli tansiyon yükselmeleri

Bebekte gelişme geriliğinin olması

Anne adayının ıkınmayı engelleyecek hastalıklarının olması (çeşitli göz bozuklukları, yüksek tansiyon, bel fıtığı, ortopedik problemler gibi )

Anne adayının psikolojik veya zihinsel olarak normal doğumu tolere edemeyecek durumda olması

Vajen daraltma ameliyatı geçirmiş olmak

İkiz, üçüz gebelikler

Plasentanın rahim ağzını ve dolayısıyla doğum yolunu kapaması

Vajinada bilinen bir mikrop veya hastalığın bulunması (herpes veya tümör gibi)

İleri yaşlarda tüp bebek gibi büyük uğraşlar sonucu gebe kalınması.

Yukarıda sayılan maddeler sezaryeni gerektiren durumlardır. Ancak tabii ki bunların dışındaki durumlarda verilecek karar doğumun ilerleyişine, annenin ve bebeğin sağlık durumuna göre son dakikaya kadar değişebilecektir."

Normal doğum en ideali mi?

Op. Dr. Gökmen İyigün, normal doğumun en önemli özelliğinin herhangi bir müdahale gerektirmeden kendi kendine gerçekleşmesi olduğunu anlattı:

"Normal bir doğumdan sonra, anne kısa bir dinlenme süresi sonunda normal günlük yaşantısına dönebilmektedir. Kimilerine göre de çekilen doğum sancısı kadını olgunlaştırmakta, hatta yaşama bakışını bile etkilemektedir.

Ancak normal doğumun da bazı sakıncalı yönleri bulunmaktadır. Unutulmamalıdır ki tamamen normal olarak seyreden bir doğumda bile her an beklenmeyen bir problemle karşılaşılabilir. Bu problemler şunlar:

Bebeğin kalp seslerinde bir bozulma meydana gelmişse acil bir şekilde sezaryen kararı verilebilir.

Bebeğin çıkışta sıkışıp kalması ve doğumun ilerlememesi nedeniyle sezaryen kararı verilebilir.

Zor doğumlar nedeniyle vajende oluşabilecek yırtıklar, genişlemeler ve ileriki dönemlerde buna bağlı ortaya çıkabilecek idrar kaçırma problemleri, cinsel ilişkiden eskisi gibi tatmin olamama gibi nedenlerle sezaryen tercih edilebilmektedir."

Anatomik özelliklere bakılmalı

Op. Dr. Gökmen İyigün, iki-üç kez normal doğum yapan ve cinsel organlarının anatomisinde pek fazla değişiklik olmayan kadınların yanısıra tek bir doğum sonrasında rahim sarkması problemi yaşayanların da nadiren görüldüğüne değindi:

"Dolayısıyla, normal doğumun kadının anatomisine ne kadar etkili olacağı kişiden kişiye çok değişkenlik göstermektedir. Sezaryenle, normal doğumda oluşabilecek yukarıda saydığımız riskler kaybolmakta ve bebek 10-15 dakika içinde yakınlarının kucağına emniyetli bir şekilde verilmektedir.

Sezaryenle doğumda bebek açısından risklerin azalması elbette büyük bir avantajdır. Ama unutulmamalıdır ki bu tip sıkıntılar nadiren oluşmaktadır ve uygun koşullarda yapılan normal doğumlarda genellikle bir problem oluşmamaktadır veya oluşsa bile hemen müdahale edilebilmektedir."

Sezaryendeki riskler

Op. Dr. Gökmen İyigün, "sezaryenle doğum, normal doğuma göre anne açısından daha riskli" açıklamasında da bulundu:

"Öncelikle anesteziyle ilişkili riskler vardır. Sezaryen sonrası 3-4 gün hastanede kalma, normal hayata dönmenin 5-6 günü bulması, ameliyat sonrası ağrıların daha fazla olması normal doğuma göre dezavantajdır.

Ameliyat yerlerinin iltihaplanma olasılığı, geç yara iyileşmesi, uzun dönemde dikiş yerlerinde ve karın içinde ağrılar olabilmesi, karın içinde yapışıklıklar olabilmesi de yine sezaryenin risklerindendir.

Doğum şeklinin seçimindeki en önemli çekincelerden biri de genellikle ilk doğumlarda 8-10 saat süren ağrılı dönemlerdir. Ancak günümüzde epidural (belden uyuşturma ile ağrısız doğum) teknikleri ile artık ağrılı doğum sahneleri neredeyse tarihe karışmıştır."

Son karar annenin

’Herşeyin normali iyidir’ prensibiyle normal doğum her gebeye önerilmektedir diyen Op. Dr. Gökmen İyigün, hekimin son dönemlerde yapması gereken muayenelerle değerlendirilme yapılması gerektiğini de açıkladı:

"Sezaryeni gerektiren bir özellik yoksa doğumun normal doğum olarak yapılması planlanmalıdır. Eğer gebelik sırasında veya doğum anında bir problem ortaya çıkarsa sezaryene dönülebilineceği de önceden bilinmelidir.

Ancak eğer anne adayı hekimin detaylı bilgilendirmesine karşın yine de baştan sezaryeni tercih ediyor ve bu konuda kararlıysa elbette son karar verecek kişi kendidir."

Web Stats