Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Kadınca Yaşam

4 tane "yenidoğan" etiketli yazı bulundu "yenidoğan" tagli diger ogeler resimler , videolar

Yenidoğanda Pamukçuk Hastalığı

pamukcuk Pamukçuk Hijyenle Önlenebilir

Pamukçuk hastalığını hijyene dikkat ederek engelleyebilirsiniz

Bebeğinizin rahat ve sağlıklı olması siz anne-babaların en öncelikli arzusudur. Ancak yavrunuz dünyaya geldiği andan itibaren yeni yaşamındaki mücadelesi sırasında, maalesef bazı rahatsızlıklarla da karşılaşır. Bunlardan biri özellikle yeni doğan bebeklerde daha sık rastlanan ve ağız bölgesinde oluşan "pamukçuk" hastalığıdır. Peki, beslenme bozukluğuna yol açabilen ve o tatlı meleklerin keyfini kaçırabilecek pamukçuk enfeksiyonu ile nasıl baş edebilirsiniz?

Pamukçuk nedir?

Yanak içinde, dil ve damakta süt parçalarını andıran beyaz lezyonlara "pamukçuk" denir. Bir cins mantar olan "Kandida enfeksiyonu" nedeniyle oluşur. Gri-beyaz bir yalancı zar, ağız mukozasını bölgesel veya yaygın şekilde kaplar. Dildeki lezyon kazınırsa altında deri yanmış gibi görünür ve kanayabilir, sızıntılı yüzeysel bir ülser belirir. Bebek genellikle semptomsuzdur. Enfeksiyonun etkeni Kandida Albicans organizmasıdır, normalde ağız ve vajinada yaşar. Diğer mikroorganizmalarla aynı anda kontrol edilir ve genelde problem çıkarmaz.

Neden oluşur?

Kandida (pamukçuk) herhangi bir soruna yol açmadan nüfusun yüzde 20'sinin ağız içinde bulunur. Fakat bu denge bozulduğu zaman; antibiyotik kullanımı ve hormonsal değişiklikler (hamilelik gibi) mantar için uygun olan koşulları oluşturur. Ağız içi ortamının değişmesine neden olan durumlarda Kandida"lar aşırı çoğalabilir. Ayrıca, tatlı içecekler ve süt dahil ağızda kalan yiyecek artıkları da Kandida enfeksiyonu oluşmasında rol oynayabilir. Kirli emzik de ağız içi mikrobik enfeksiyonlara ve pamukçuğa neden olur.

Vücudun hangi bölgelerinde görülebilir?

Ağızda ve bağırsaklarda yaşayan bazı mantarların da oluşturduğu bir enfeksiyondur. Ender olarak bağırsaklardan yayılıp anüs çevresinde pamukçuk gelişebilir. Dilde ve damakta, silmekle kolayca çıkmayan sarı, krem renkli kabarık lekeler vardır. Ağız içinde, dil üzeri veya yanakta başlayan tek bir beyaz-gri lezyon çok hızlı bir şekilde ağız içinin tamamı ve hatta dudakları kaplayabilir.

Bebek kaç aylıkken ortaya çıkabilir?

Yeni doğan bebeklerde, hayatın ilk 3-4 gününde başlar. Çoğunlukla sağlıklı yeni doğan bebeklerde görülür. Fakat daha büyük bebek ve çocuklarda da görülebilir.

Bebeğin beslenme düzenini etkiler mi?

Ağrı olduğu için bebeğin beslenmesi bozulabilir. Bu yüzden pamukçuk görülen bebekler, daha sık ve az emzirilmeli veya beslenmelidirler. Emziren anneler özellikle meme başı temizliğine dikkat etmelidir. Ağızdaki acıdan dolayı bebek emmeye isteksizdir. Pamukçuk olan bebeğin ağzı yaradır. Bebek emzirilirken rahatsızdır ve hatta emzirilmeyi reddedebilir. Anne sütü alan bebeklerde pamukçuk daha az görülür. Zira biberon ve emzik gibi risk faktörleri yoktur fakat meme başının kuru ve sağlıklı olmasına dikkat etmek gerekir. Yutma güçlüğü ve tat alma duyusunda bozukluğa neden olur.

Ne yapılabilir?

Sağlıklı bir yeni doğmuş bebek, genellikle hastalığı kendi başına yenebilir. Bu durumda temiz bir mendille çocuğunuzun ağzındaki lekeli bölümleri silmeye çalışın, zorlamayın. Emziriyorsanız meme uçlarınızı, mikrop kapmaması için sürekli temizleyin. Pamukçuk geniş bir alana yayılmışsa, mutlaka doktora gidin. Doktorun vereceği bir damla ilaç ile enfeksiyonu kolayca atlatabilirsiniz.

Her emzirmeden önce memeleri temizlemeye gerek yoktur. Anne sütü bebeği hastalıklardan koruyucu o kadar çok madde içerir ki bu yolla kolay kolay mikrop bulaşmaz. Ayrıca anne sütünün içinde yağ ve koruyucu maddeler olduğundan meme başını temizlemek için anne, kendi sütünü kullanabilir. Her emzirmeden sonra meme başına bir miktar anne sütü sürülmelidir. Memeye karbonatlı su, sabun, krem gibi maddeler sürülmemelidir. Bu maddeler sürülürse; meme başının etrafındaki koyu renk deriden salgılanan yağlı ve koruyucu doğal maddeler kaybolur ve meme başında çatlaklar daha kolay oluşur. Meme bakımı için önemli olan, her emzirmeden önce ellerin yıkanmasıdır. Eller vücutta, evde, hastanede veya çevrede bulunan her türlü mikrobu taşır.Kaynak: Bebeğim Dergisi

Yenidoğan Döneminde Emzirme Sorunlarına Bağlı Gelişen Dehidratasyon Olguları

bebek_6 yeni doğan bebek yeni doğan bebek

Amaç: Son yıllarda sonuçları çok ağır olabilen anne sütü (AS) yetersizliğine bağlı yenidoğan dehidratasyon olgularında artış gözlenmiştir. Çalışmanın amacı hastanemizde yatarak izlenen yenidoğanlarda AS yetersizliğine bağlı dehidratasyon sıklığı ve olguların özelliklerini incelemek ve koruyucu önlemler almaktır.

Gereç ve Yöntemler: Çalışma 1 Ocak 2005-31 Aralık 2006 tarihleri arasında yapıldı. Hastanemiz yenidoğan yoğun bakım ünitesinde AS alım yetersizliğine bağlı dehidratasyon teşhisi konan, term ve terme yakın olgular çalışmaya alındı. Olguların doğum ağırlığı, doğum haftası, başvuru şikayetleri, anne sütü verme sorunları, fizik muayene bulguları, patolojik ağırlık kaybı oranları, kan üre ve sodyum değerleri ile anne sütünün yetersiz alımına bağlı komplikasyonlar prospektif olarak kaydedildi. Başka bir nedenle indirekt hiperbilirübinemi ve böbrek yetmezliği olanlar çalışmaya alınmadı.

Bulgular: Anne sütü yetersizliğine bağlı yenidoğan dehidratasyon oranı %3.1 ve hipernatremik dehidratasyon %2.7 olup olguların %60’ı erkek, ortalama doğum haftası 39±1.2 (36-41), doğum ağırlığı 3199±442 (1960-4180) gramdı. Annelerin %60’ının ilk doğumuydu. En sık başvuru nedeni ateş (%60.1), en sık fizik muayene bulgusu dehidratasyon (%77.1)’du. Olguların ortanca ağırlık kaybı %14.3’tü. Annenin göğüslerinde dolgunluk olması, günde iki litreden daha az sıvı alması ve bebeğin çok uyumasıyla (>3 saat) ağırlık kaybı oranı arttı (sırayla p= 0.02, 0.01 ve 0.03). Kayıp oranı ile sodyum ve kan üre azotu değerleri pozitif ilişki gösterdi (Spearman’s rho= 0.54). Bir olguda subaraknoid kanama ve beyin ödemine bağlı ölüm görüldü.

Sonuç: Anne sütü yetersizliğine bağlı yenidoğan dehidratasyon olgularını önlemek için anne sütü eğitiminde anneler hipernatremiye karşı uyarılmalıdır. İlk hafta içinde yetersiz süt alımı bulguları değerlendirilmeli, gerekirse geçici olarak formula verilmeli ve özellikle ilk doğumu olan annelere destek olunmalıdır.

Dr. Yıldız DALLAR,a Dr. Ülkü TIRAŞ,a Dr. Rukiye ÜNSAL SAÇ,a

Dr. Songül GÖKAY,a Dr. Zeynep BIYIKLIb

aÇocuk Kliniği, Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi,

bBiyoistatistik ABD, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, ANKARA


Turkiye Klinikleri J Pediatr 2007, 16:238-244

    Yenidoğan İdrar Yolu Enfeksiyonlarında Tedavi ve Prenatal Risk Faktörleri

    Aydan Şirin

    Üriner sistem enfeksiyonu (ÜSE) ateş şikayeti ile başvuran, yenidoğanlarda raslanılan en sık nedenlerden biridir. Yenidoğan’ın immun sisteminin immatür olması ürosepsis olasılığını artırır. Bu nedenle yenidoğanda ÜSE’larının erken tanı ve tedavisi önemlidir.

    Yenidoğan term bebeklerde ÜSE insidansının %0,1 -%1 arasında olduğu bildirilmiştir. Düşük doğum tartılı yenidoğanlarda ise insidans %10 gibi daha yüksek değerlerdedir. Yenidoğan erkeklerde sıklık kızlardan fazladır.

    ÜSE’larının tanısı idrarda anlamlı bakteriürinin saptanması ile konur. Normal koşullarda idrar kültürü için alınan idrar örneklerinde bulaşma olasılığı yüksek olduğundan; idrarın suprapubik aspirasyon ya da kateter ile alınması önerilir. Kateterle alınan örnekte ilk 2-3 cc lik idrarın atılması ve daha sonra gelen idrardan örnek alınması uygundur. Suprapubik aspirasyon %0,6 oranında hematüriye yol açan kısmen invazif bir yöntem olmakla birlikte sağlıklı bir idrar kültürü alabilmek ve erken  tanı ve tedavi yapabilmek  için bu risk göze alınabilir. Steril torba tekniği ile alınan idrar örneklerinde “steril” olduğu belirtilen sonuçlara güvenilebilir, fakat ajan patojen üremeleri bulaşma riskinin yüksek olması nedeni ile kuşku ile karşılanır. Tam idrar tahlilinde ÜSE’nunu düşündüren bulgular her zaman olmayabilir.

    Yenidoğan da ÜSE semptomları çok belirgin olmayabileceği gibi spesifik de değildir. Tanı koymak için hekimin şüphe eşiğinin düşük olması gerekir. Ateş, emme güçlüğü, kusma, ishal, uzamış yenidoğan sarılığı, irritabilite, letarji, asidoz, abdominal distansiyon gibi belirti ve bulguları olan  yenidoğanlarda ÜSE’ları tanı olasılıkları arasında ön sırada olmalıdır. Ateş nedeni ile incelenen yenidoğandanlar %7,5 oranında ÜSE saptandığı bildirilmektedir. Term yenidoğanlarda 2 haftayı pretermlerde 3 haftayı geçen sarılıklarda ÜSE araştırılmalıdır.

    Yenidoğanda ÜSE etkenleri arasında en sık görülen E.Coli’dir. Klebsiella, Pseudomonas Auriginosa (özellikle yoğun bakımda yatan yenidoğanlarda), B grubu streptokok, Stafhilokok Aureus, Enterecoccus pp, Enterobacter,  Citrobakter, Candida gibi ajan patojenlerde ÜSE’ye yol açabilmektedir.

    ÜSE olan Yenidoğanın  kan üre, kreatinin değerleri gibi böbrek fonksiyonlarını gösteren parametreler ve elektrolit düzeyleri bilinmelidir.

    ÜSE olan yenidoğanlarda bakteremi insidansı % 30 gibi yüksek değerlerdedir. Bu nedenle yenidoğanlarda ÜSE’larının sepsis gibi tedavi edilmesi önerilir. Henüz enfeksiyondan sorumlu organizmanın bilinmediği dönemde Ampisilin+gentamisin kombinasyonu parenteral olarak başlanmalıdır. Gentamisin toksitesi dikkatle izlenmelidir. İdrar kültürü sonucuna göre gerekirse antibiyotik değiştirilmeli tedavi etkin antibiyotik ile 10-14 gün sürdürülmelidir. ÜSE geçiren yenidoğanlarda profilaksi yapılmalıdır. Bu dönemde için profilakside kullanılabilecek antibiyotik Amoksilin 15-20 mg/kg olarak önerilmektedir. Yenidoğan dönemi geçtikten sonra profilakside kullanılan diğer antibiyotiklerle değişim yapılabilir.

    ÜSE geçiren yenidoğanlar hazırlayıcı nedenlerin varlığını saptamak amacı ile incelenmelidir. Bu hastalarda %26-35 civarında üriner sistem  malformasyonu saptanmakta ve bunlarında çok önemli bir kısmını vezikoüretral reflü olduğunu bilinmektedir.

    Son yıllarda gebeler ultrason ile izlenmekte fetustaki üriner sistem anomalileri de bu yöntemle belirlenebilmektedir. İntrauterin dönemde fetusta saptanan sık renal patolojilerden biri pelvikalisiyel dilatasyonlardır. Bu hastalara doğumdan sonra önerilen algoritmalar yardımı ile izlenmelidir.

    Prognoz altta  yatan hazırlayıcı faktörlerin varlığına ve ağırlığına , tedavinin erken ve etkili oluşuna, hasta izleminin iyi yapılıp yapılmadığına bağlı olarak değişir.

    Kaynaklar

    1. Sarah S, Long MD, Jerome OK: Bacterial infections of the urinary tract.İnfectious diseases of the fetus and newborn infant.Eds: Remington and Klein. 5 th Edition, Chapter 24:1035-46. 2001.

    2. Muhammed M. Tamim , Hassan Alasseh ,Hany Azız:Analysis of the efficacy of urine culture as part of sepsis evaluation in the premature infant.Pediatric infection disease journal Vol 22,Number 9.2003.

    3. Dar-Shong L,Shing-Huey H, Chun-Chun Lin:Urinary tract infection in febrile infants Younger Than Eight weeks of Age. Pediatrics vol:105, Number 2, pe 20. 2000.

Dogum sonrasi cinsel yaşam nasıl olmalı

 

cinsel yaşam cinsel yasam

Yeni doğan bebekleri ile dünyadaki belki de en büyük mutluluğu tadan anne ve baba, bununla birlikte yaşamın bir bakıma farklı bir boyutuna da geçmiş olacaktır.

Doğumdan sonra ne zaman cinsel ilişki…

Bu konudaki genel kanı lohusalık dönemi olan doğum sonrası ilk 6 hafta boyunca sağlık nedenleri başta olmak üzere bir çok faktör göz önüne alındığında cinsel ilişkiden sakınılması yönündedir. Bu şekilde daha sağlıklı bir şekilde yeniden cinsel yaşama geçilmesi sağlanacaktır. Lohusalık döneminde seks için kendilerini yeterince hazır hisseden çiftler sağlık durumlarını doktorları ile konsülte ederek uygun olduğu taktirde biraz daha erken cinsel yaşama dönebilirler.

Erkeğin yaklaşımı ne olmalıdır..?

Kadınların en büyük korkularından biri doğumdan sonra eski vücutlarına kavuşamamak ve bu şekilde eşlerinin ilgi ve arzusunu eskisi kadar çekememektir. Bilinçli bir erkek bunu bilerek, eşine bu konularda destek olmalı, onun bu çekincelerinin yersiz olduğunu söyleyerek, ona karşı sevgi, ilgi ve isteğinin hiçbir şekilde azalmadığını ifade etmelidir. Ona daha şefkatli yaklaşmalı, lohusalık tamamlandığında sağlıklı bir cinsel ilişki için istekli olduğunu ifade edecek ilk yaklaşımları göstermelidir. Belki uzunca bir süre cinsel olarak birbirlerinden ayrı kalan çiftler yeniden cinsel yaşamlarına dönerken belli bir çekingenlik ve utangaçlık hissedebilirler. Bu durumda da erkek yol gösterici ve yönlendirici olmalıdır.

Kadının yaklaşımı ne olmalıdır..?

Her ne kadar doğumla birlikte az da olsa kalıcı bir kısım ekiler mevcut olsa da, akıllı ve bilgili bir kadın kısa sürede kendini toplayarak tüm bu gelişmelerin çok farklı olmakla birlikte olağan şeyler olduğunu bilecektir. Lohusalık sonunda cinsel yaşama dönüş için kendi beynini hazırlamalı ve bunun için eşine küçük işaretler vermelidir. Bu şekilde eşinin de varsa bu konudaki çekincelerine cevap vermiş olur. Vücudun eski haline dönmesi için gerekli şartları sağlamaya çalışmalıdır. Bunun sağlanması ile hem kendine güveni yeniden inşa edilirken, hem de eşine karşı eskiden bir şey kaybetmediğini gösterecektir.

Gebelik ve doğuma bağlı değişikliklerin giderilmesi…

Günümüzde, gebeliğe ait meydana gelen kalıcı değişikliklerin hemen hepsi istenildiğinde tedavi edilerek eski haline getirilebilmektedir.

Esneyerek, genişleyen vajinal kanal, ön ve arka onarım denilen basit bir operasyonla darltılarak eski sıkılığına getirilebilir.

Kötü dikilmiş epizyotomi ya da epizyotomi uygulanmadığı için meydana gelen perine yırtığı skarları, yine basit bir müdahale ile kötü görünümünden kurtarılabilir.

Göğüslerdeki büyüme ve sarkıklık, emzirme dönemi bittikten sonra istenildiğinde estetik cerrahi girişimlerle düzeltilebilir.

Gebelik ya da lohusalıkta meydana gelen psikolojik değişiklikler giderek ilerleyen boyutlarda ise mutlaka profösyonel yardım alınması gerekir. Bu konuda uzman psikolog ve psikiatristlerle görüşülmesi son derece yararlıdır.

Doğum sonrası yeni bir gebelikten korunma…

Lohusalıktan sonra emzirsin ya da emzirmesin, adet görsün ya da görmesin her kadın yeniden gebe kalabilme potansiyelindedir. Bu nedenle gerçek bir korunma yönteminin uygulanması gereklidir. Seçilecek korunma yöntemi, kişilerin kendi tercihleri yanında doktorun önerisi ile uygulanmalıdır. Emziren kadınlarda hormonlara dayalı bir korunma yöntemi seçilmesi mümkün değildir.Bu durumda ya kondom veya spiral (Rahim İçi Araç/ RİA) en uygun yol gibi görünmektedir. Ancak emzirmeyen anneler, istedikleri taktirde hormonal yollarla da korunabilirler. Tüm bunların ayrıntılarını doktorları ile görüşmeleri gerekir.

Op.Dr.Özgür Leylek

Doğum Kayıt İşlemleri

1587 sayılı Nüfus Kanununun 74.maddesi uyarınca, Türk vatandaşlarının doğan çocuklarını 30 gün içerisinde kayıtlı bulundukları nüfus müdürlüklerine bildirmeleri gerekmektedir. Bu süre geçirildiği takdirde Nüfus kanununun 52.maddesi uyarınca para cezası uygulanır. Yurt dışında doğan çocukların nüfusa kayıt işlemleri, vatandaşların bağlı bulundukları Başkonsolosluklar veya Konsolosluk şubeleri aracılığıyla yaptırılabilir. Söz konusu işlem yaptırılmadığı takdirde, çocuklar Türk vatandaşı sayılmamaktadır. "Fevkalade durumlarda" uluslararası doğum belgesi ile baba veya kanuni vekili Türkiye'de bağlı bulundukları Nüfus Müdürlüklerine başvurarak nüfusa tescil işlemini yaptırabilir.

Yabancılarla evli Türk vatandaşlarının çocuklarına eşiyle anlaşarak biri Türk, diğeri yabancı olmak üzere çift isim koyabilirler. Sadece yabancı isim konulduğu takdirde, nüfus müdürlüğünün, ismin değiştirilmesi için ikaz etme yetkisi vardır.

Ana ve baba ayrı dinlerde ise, aralarında bir anlaşmaya vararak çocuğun dini konusunda karar vermeleri gerekmektedir. Anlaşamazlarsa babanın oyu geçerlidir.

Çocuk 18 yaşını doldurması halinde kendi dinini ve vatandaşlığını seçme hakkına sahiptir.

Doğum Tescili için Gereken Belgeler

İkametgahı, bağlı bulunduğu nüfus müdürlüğüne uzak olan vatandaşlarının yeni doğan çocuklarının, aşağıda belirtilen belgelerin gönderilmesi durumunda, posta ile nüfusa kaydı yapılmaktadır. Ancak genel uygulama, anne babanın yaşadığı yerdeki nüfus müdürlüğünden bağlı bulundukları nüfus müdürlüklerine faks yoluyla kayıt yapılması daha sonra posta yoluyla evrakların takibi şeklindedir.

1-Anne veya babanın nüfus cüzdanları.

2-Çocuğun doğum belgesi,

3-Anne veya babadan birisinin direkt başvurusu.

Web Stats